Fikri Türkel

Fikri Türkel

Siber Kıyamette Yeni Senaryolar

Siber Kıyamette Yeni Senaryolar

Geçen ay "Siber casusluk geleceğin en büyük tehdidi olacak" diye yazmıştım. Siber saldırıların boyutu için en son kullanılan tanım, kıyamet savaşı olarak kullanılan Armageddon'dan esinlenerek Cybergeddon oldu. 

The Guardian Gazetesi, "dijital 9/11" ve "Cybergeddon" tanımıyla dünyanın sonunun dijital altyapıdan geleceğine dair bazı işaretleri bir makalede topladı. Gazetenin araştırmasına gelmeden bizim de topladığımız bazı notları paylaşmak istiyorum.

Siber savaş tanımını, komplo teorisyenleri bolca kullanıyor. Geleceğin savaşlarının artık sanal dünyada yapılacağını iddia eden bu teori şimdiye kadar gerçeğe dönüşmedi.

Ancak Pentagon, geçen ay siber saldırıları bir savaş nedeni olarak açıkladı. Pentagon'un bu açıklamasında Kuzey Kore ile siber alanda yaşanan bir gerginliğin rolü oldu.

Konu şimdiye kadar sadece şirketleri ve kişisel bilgileri kapsayan bir boyutta işleniyordu. 

Bilgisayar güvenlik şirketi Kaspersky'nin 2013 yılından bu yana yaptığı araştırmaya göre, siber hırsızlık yöntemiyle 30 ülkedeki banka ve mali kuruluşlardan yaklaşık 1 milyar dolar çalındı. 

Bilgisayar güvenliği şirketi Kaspersky Lab'in raporuna göre, dünya genelinde 100'den fazla banka ve mali kurumda "siber hırsızlık" oldu.

Raporda, siber suç çetesinin Rusya, Ukrayna ve Çin'den üyeleri olduğu belirtildi.

Almanya merkezli SR Labs güvenlik şirketinin ortaya çıkardığı yeni bir güvenlik açığı ise, teknoloji dünyasının karşılaştığı en büyük tehditlerden biri olabilir. ‘Bad USB’ adı verilen saldırı, tespit edilmesi ve önlenmesi en zor kabul edilen siber tehdit olarak görülüyor.

Kaspersky Lab Ürün ve Akıllı Teknolojiler Müdürü Vladimir Zapolyansky, siber saldırıların teknik olarak engellenemeyeceğini iddia ediyor. Ancak tedbir alınabilir.

The Guardian, önce, siber yöntemlerle ele geçirilmiş olarak düşünülebilecek birkaç örnek de vermiş. 2010’daki 5022 sayılı Spanair uçuşunun kalkıştan hemen sonra çakılması bunlardan birisi. El Pais gazetesi 154 kişinin ölümüne neden olan bu kazaya bir virüsün neden olduğunu iddia etmişti. Teknik sorunları takip için kullanılan bilgisayar sistemlerine virüs bulaştığı ve bu virüsün uçağa geçmediği raporlandı. Uçağın düşüş nedeni ise kanatlarda, uçuşu yönlendiren flapların ve slatların doğru konumlanmaması olarak açıklandı. Flap ve slatlar ileriye doğru açılacağına, tamamen geri çekilmişti. Sistemin bu yanlış kalkış konfigürasyonunu ikaz etmesi gerekirdi ama uçak düştü. Yine de yetkililer bu kazaya bir virüsün neden olmadığını belirtiyorlar.

Son örnek olay ise kaybolan Malezya uçağı... Bildiğiniz gibi MH370 numaralı Malezya uçağı esrarengiz bir şekilde kayboldu. Hâlâ da şayet atlamadıysam söz konusu uçağın bulunduğuna dair yeni bir bilgi bende yok. Ulaşım araçlarının özellikle de uçakların siber yöntemlerle kaçırılması üzerine çalışan İngiliz araştırmacılar Malezya uçağının akibetinden sonra bu konudaki çalışmalarını yoğunlaştırdılar.

Gazete, iddiasına dayanak yaptığı örnekleri uzatıyor. Üzerinde düşünülmesi gereken bir makale olduğunu söyleyebilirim.

Cybergeddon’un uçaklardan askeri radarlara, banka hesaplarından nüfus kayıtlarına kadar olası etkiler kıyamet savaşına varacak boyutta tartışılıyor. 

Her şeyi bir kenara bırakın tam anlamıyla yani her alanda iyilerle kötülerin siber savaşı başlarsa dünyamız ne hale gelir?

Bilişim Teknolojisinin Neresindeyiz?

Her hafta bu köşede yazıyoruz ve dünyanın dijital teknolojideki yerine ufuk açmaya çalışıyoruz. Dünya ekonomisinin son on yılına damga vuran ve ekonomiden ticarete, düşünce dünyasından yaşam biçimlerine kadar etkisi olan teknolojide farkındalık oluşturmaya gayret ediyoruz. 

Dünya değişirken Türkiye nasıl bir yer ediniyor? 

Deloitte'in son raporunu okurken yine aynı soruyu sorma ihtiyacı hissediyoruz. Yeni dünyada Türkiye nerede duruyor?

Önce Deloitte'in raporundan dev boyutlardaki dönüşüme dair detayları vereyim:

• 2015 yılında 1 milyar internete bağlanabilen cihazın yüze 60’ından fazlası işletmeler tarafından satın alınacak veya kullanılacak. 

• Nesnelerin interneti akımı kapsamında birbirine bağlanabilen cihazların değerinin 10 milyar dolar olacağı ve cihazlarla gerçekleştirilen işlem değerinin de 70 milyar dolar civarında olacağı tahmin ediliyor.

• 2015 yılında insansız hava araçlarının çok çeşitli endüstriyel ve sivil yönetim uygulamaları olacak. Askeri amaçlı olmayan insansız hava araçları satışlarının yaklaşık 300 bin adet olarak gerçekleşeceği, bunun da mevcut kurulu tabanı 1 milyon adet seviyesine yükselteceği tahmin ediliyor.

• 2015 yılında dünya genelinde yaklaşık 1.6 milyar değerinde, 220 bin adet 3D yazıcı satılacak.

• Tüm akıllı telefonlarda kullanılan şarj edilebilen, lityum-iyon (Li-Ion) pil teknolojisi 2015 yılında gelişim gösterecek.

• 2015 yılında Avrupa’da, internetten satın alınan ürünlerin teslim alınabildiği mağaza ya da lokasyon sayısı yarım milyona ulaşacak. Bu da, bir önceki yıla göre yüzde 20 artış demek.

• 2015’in sonunda 500’den fazla nano uydu (10 kg’ın altındaki uydular), yörüngede olacak. 

• Kuzey Amerikalı Y kuşağı, 2015 yılında bayrağı elinden bırakmıyor; geleneksel ve dijital içeriğe kişi başına ortalama 750 dolar harcıyor.

• 2015’te, dünyadaki akıllı telefonların yüzde 10’u ayda en az bir kez mağazalarda ödeme yapma amacıyla kullanılacak. 2014 yılında bu oran, binde 5 idi. 

• Akıllı telefonunu yenileyenler ilk defa 1 milyarı aşacak: 2015 yılında dünyada 1.35 milyar akıllı telefon satılacak fakat bunların 1 milyardan fazlasını, hali hazırda akıllı telefonu olan kişilerin bir üst model ile telefonlarını güncellemesi oluşturacak.

• Genişbant hızı yüzde 20 artacak. 124 ülkede 4G hayata geçmiş durumda.

Fazla yoruma gerek yok. Bütün bu dönüşüm yaşanırken, Türkiye pastadan hangi payı alıyor? Tüketimin parçası olmaktan başka hangi rolü üstleniyor?

En Hızlı İnternet Hangi Ülkede?

Kasım 2014 - Ocak 2015 arasındaki dönemde yapılan ölçümleri baz alan araştırmaya göre dünyada 4G’nin en hızlı olduğu ülke İspanya. Ortalama 18 Mbit’lik hız sunulabilen ülkeyi ortalama 17 Mbit ile Finlandiya, Danimarka ve Güney Kore takip ediyor. Geçen yılın birincisi Avustralya ise 12 - 15 Mbps arasında değişen 4G hızlarıyla ancak 14. sırada kendine yer bulabiliyor.

Dünya genelinde mobil operatörlerin kalitesini ölçen OpenSignal tarafından hazırlanan “The State of LTE” isimli rapor geçtiğimiz günlerde yayınlandı. 

124 ülkede hayata geçen 4G için resmi planları belli olan ülke sayısı ise 18 olarak verilmiş. İlk 4G hizmetinin İsveç ve Norveç’te Aralık 2009’da verildiği de belirtilen raporda ayrıca her ülke için 4G’den kopmadan, yani 3G’ye düşmeden ne kadar zaman kullanılabildiği de ölçülmüş.

Bu kriterde en başarılı ülke yüzde 95 ile Güney Kore. Onu yüzde 86 ile Japonya, yüzde 83 ile Kuveyt, yüzde 81 ile Hong Kong ve yüzde 80 ile Hollanda takip ediyor. 22 ülke bu sıralamada yüzde 50 barajını aşabilirken, ortalamada en yüksek hıza sahip olan İspanya yüzde 52’de kalıyor. Kuveyt’in yüzde 83’lük oranı hız konusunda ise aynı başarıyı gösteremiyor. Kuveytli operatörler 4G için ancak 6 Mbps’lik bir ortalama hız verebiliyor. En düşük 4G hızlarından biri ise Suudi Arabistan’da. Ülkedeki 4G abonelerinin erişebildiği hız ortalama 4 Mbps seviyesinde.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Fikri Türkel Arşivi