Cübbeli Ahmet Hoca

Cübbeli Ahmet Hoca

Kıble imtihan için şart kılındı

Kıble imtihan için şart kılındı

Kıblenin hangi cihet olduğunda şüphe eden kimse araştırma yapmadan namaza başlarsa, bu namazı iade etmesi vâcibtir. Ancak namazı bitirdikten sonra kıble cihetine isabet ettiği bilinirse, namazı iade etmesi gerekmez. 

Namazın farzlarını anlatmaya önceki yazılarımızda başlamıştık. Bu yazımızda da namazın dışından olan 4 ve 5. farzları açıklayacağız.

İSTİKBÂL-İ KIBLE

Namazın sahîh olması için kıbleye yönelmenin şart olduğu hususunda fukaha ittifak etmiştir. Çünkü Allâh-u Te’âlâ şöyle buyuruyor:

 “Nereden (yola) çıkarsan hemen (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.  Şüphesiz ki bu (emir) elbette Rabbinden gelen bir gerçektir. Allâh sizin yaptıklarınızdan asla gafil (ve habersiz) değildir.” (Bakara Sûresi: 149)

Allâh-u Te’âlâ namazda kıbleye dönmeyi mükellef kullarını imtihan etmek için şart kılmıştır. Çünkü Allâh-u Te’âlâ’nın cihetten münezzeh olduğuna inanan bir mükellefin tabiatı, namazda özel bir tarafa dönmemeyi gerektirir. 

Durum bu iken Allâh-u Te’âlâ’nın mükellefe tabiatının gereğinden başka bir şeyi; yani namazda belli bir yöne dönmesini emretmesi itaat edip etmeyeceğini ortaya çıkartmak için yaptığı imtihan hikmetine mebnidir. 

SECDE ALLAH İÇİN YAPILIR

Nitekim melekleri Âdem (Aleyhisselâm)’a secde etmekle denemesi de bu hikmete dayanmaktadır. 

Zaten Allâh-u Te’âlâ Âdem (Aleyhisselâm)’ı meleklerin secdesine kıble yapmıştır.

Netice; kıbleye dönmek ziyade bir şarttır. Bu sebeble kişi bizzat Kâbe için secde ederse kâfir olur. Zira secde yalnız Allâh-u Te’âlâ için yapılır.

Mekke’de bulunan kimselerin kıblesi, Kâbe’nin kendisidir. Hatta Mekke’de evinde namaz kılanın evi ile Kâbe arasındaki duvarlar kaldırılacak olsa yönünün Kâbe’ye doğru olması gerekir.

Mekke’den uzakta bulunanların kıblesi ise Kâbe cihetidir.

Kâbe ciheti delille bilinir. Şehirlerde ve köylerde delîl, sahâbe ve tâbi’înin (Radıyallâhu Anhum) belirledikleri mihrablardır. Bize düşen onlara tâbi olmaktır. Çünkü bu mihrablar usulûnce yapılmıştır. Şayet mihrab yoksa o yerin ehlinden Kâbe ciheti sorulur. Denizlerde ve sahralarda kıblenin delili yıldızlardır.

Kâbe’nin içinde veya üstünde namaz kılan hangi tarafa dönerse dönsün namazı olur.

Yatalak hastanın yüzünü kıbleye çevirmesi mümkün olmuyor ve yanında onu kıbleye çevirecek kimse de bulunmuyorsa veya bulunup da kıbleye doğru çevirmek hastaya zarar veriyorsa, gücünün yettiği tarafa doğru namazını kılar.  Çünkü teklif kudrete göredir. (sorumluluk güç nispetindedir).

GÜCÜ YETTİĞİ TARAFA

Düşmandan, yırtıcı hayvandan, hırsızdan korkan bir kimse, gücü yettiği tarafa doğru namazını kılar. 

Bir kimse kıblenin hangi taraf olduğu hususunda şüphe eder ve yanında soracağı bir kimse de bulunmazsa araştırır ve namazını araştırma neticesinde tayin ettiği (belirlediği) tarafa doğru kılar. 

Namazı kıldıktan sonra kıble cihetinde hata ettiğini anlarsa namazını iade etmez. Fakat namaz kılarken kıblenin hangi taraf olduğunu bilecek olursa o tarafa döner ve namazını tamamlar. 

Bunun delili Abdullâh ibni Ömer (Radıyallâhu Anhuma)’dan rivayet edilen şu hadîs-i şerîftir:

 “İnsanlar Kuba’da sabah namazını kıldığı esnada onlara birisi geldi ve: ‘Bu gece Rasûlüllâh’a Kur’ân(dan bir âyet) nazil oldu ve Kâbe’ye dönmekle emrolundu. Siz de oraya dönün’ dedi. 

Bunun üzerine onların yüzleri Şam tarafına doğru iken hemen Kâbe’ye döndüler.” (Buhârî, Kıble:5, no:395, 1/157; Müslim, Mesâcid:2, no:526, 1/375)

BİLMEYEN ARAŞTIRMALI 

Kıblenin hangi cihet olduğunda şüphe eden kimse araştırma yapmadan namaza başlarsa, bu namazı iade etmesi vâcibtir. Ancak namazı bitirdikten sonra kıble cihetine isabet ettiği bilinirse, namazı iade etmesi gerekmez. 

Eğer namaz esnasında kıble cihetine isabet ettiğini bilirse, namazı yeni baştan kılar. Çünkü kuvvetliyi zayıf üzerine bina etmek caiz değildir. İmâm-ı Ebû Yûsuf (Rahimehullâh)’a göre namaza devam eder ve tamamlar. 

Zira namaza yeniden başlayacak olsa da aynı tarafa dönerek kılacaktır.

İmâm-ı A’zam (Radıyallâhu Anh)’dan bir rivayete göre, kıble cihetini bilmeyen, hiçbir araştırma yapmadan herhangi bir tarafa yönelerek namaz kılacak olsa bu kimsenin küfründen (kâfir olmasından) korkulur. 

Bir kimsenin yanında o yer halkından kıbleyi bilen soracağı biri olur da, ona sormaksızın kendi araştırmasına göre namaz kılarsa, bakılır. 

Eğer kıbleye isâbet etmişse namazı olur, etmemişse olmaz.

NAMAZI İADE GEREKİR

Bir kimse kıble cihetini araştırır, araştırma neticesinde belirlediği tarafa doğru namaz kılması gerekirken başka tarafa doğru namaz kılarsa, kıbleye isabet etse de namazı iade eder.

Kıble cihetinde şüphe eden bir kimse araştırma neticesinde bir tarafa yönelerek bir rek’ât kılsa, sonra kanaati değişse ikinci rek’atı başka bir tarafa yönelerek kılsa, üçüncü ve dördüncü rek’âtlarda da aynı durum olsa; yani netice olarak 

dört rek’atın her bir rekatını ayrı ayrı taraflara dönerek kılmış olsa İmâm-ı Muhammed (Rahimehullâh)’dan yapılan rivayete göre caiz olur.

Kıblenin hangi cihet olduğu hususunda ihtilaf eden kimseler, namazlarını tek başlarına kılarlar. Cemaat yapacak olsalar, imamla aynı kanaatte olanların namazları olur. Diğerlerinin namazı olmaz.

Sabahın sünneti dâhil tüm nafile namazlar şehir dışında bir özür olmaksızın olsa da binek üzerinde (ve arabada) istenilen tarafa doğru kılınabilir. Ebû Yûsuf (Rahimehullâh)’a göre şehir içinde de kerahatsiz olarak bu şekilde kılınabilir. (Kemâl, İbni Hümâm, Fethu’l-Kadîr, cilt:1 shf:236-238, İbni Âbidîn, Reddü’l-muhtâr cilt:1, shf:430-435, Şeyh Nizamuddîn ve Heyet, el-Fetâve’l-Hindiyye cilt:1 shf:64-65-66)

5. FARZ VAKİT

Namazın şartlarından biri de vakittir. 

Nitekim: “Şüphesiz namaz mü’minler üzerine vakitle belirlenmiş olarak farz kılınmıştır.” (Nisâ Sûresi: 103) kavl-i şerîfinden anlaşıldığı üzere vakte riayet farzdır.

Kur’ân-ı Kerîm’in birçok âyetlerinde bu vakitler sarahaten ya da işareten zikredilmişlerdir.

Vakit ile ilgili konuyu daha önce “Namazın beş vakit olarak farziyetinin Kur’ân-ı Kerîm’den ve sünnetten delilleri” başlığı altında yazdığımız için burada vakitle ilgili malumatı tekrarlamaya hacet duymamaktayız. 

Namazın farzlarından olan ‘Niyet’ konusunu ise bir sonraki yazıda teferruatıyla işleyeceğiz.

Ayet-i kerime

Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Nahl, 16 / 110)

Hadis-i şerif

Hidâyet yoluna dâvet eden kimse, ona tâbî olanların ecirleri kadar ecir alır. Bu, kendisine tâbî olanların ecrinden de bir şey eksiltmez! Kötü bir yola dâvet eden kimse de, kendisine tâbî olanların günahları kadar günah alır. Bu da, ona tâbî olanların günahlarından hiçbir şey eksiltmez! (Müslim, İlim, 16; Ebû Dâvûd, Sünnet, 6/4609)

Alimlerden Öğütler

Eğer bir kimse bana âhiretim ile ilgili bir defa iyilik edip, dünyâ ile ilgili binlerce kötülük etse, ben onun bir defa yaptığı iyiliğe nazar ederim. Çünkü iyi ahlâk bunu icâbettirir. Şems-i Tebrîzî

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cübbeli Ahmet Hoca Arşivi