22 Eylül 2017 Cuma1 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:44Öğle 13:04İkindi 16:27Akşam 19:10Yatsı 20:30
    • 26°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 104.001 -1.26
  • Altın: 145,411 -0.81
  • Dolar: 3,5083 1.03
  • Euro: 4,1894 0.50

“Neyi kaybettiğini hatırla”

Ziya Müezzinoğlu

İsmail Kılıçarslan birkaç gün önce Yeni Şafak’taki köşesinde çok önemli, çok güzel bir yazıya imza attı. “Popülist İslamcılıktan Pop İslamcılığa” başlıklı yazısında Kılıçarslan, bir yerlerde bir şeylerin yanlış gittiğini düşünen ama bir türlü bunu ete kemiğe büründüremeyen ya da bilip de söyleyemeyen nicelerine tercüman oldu.

Yazısında günümüzde Türkiye İslamcılarının içine düştüğü iki büyük tehlike olduğunu söyleyen Kılıçarslan bunlardan ilkini “siyasete fazla güvenmek” olarak açıklıyor ve devam ediyor: “ 'İslamcıları da temsil ediyor' diye, yapılması gereken hemen her şeyi AK Parti'den beklemek, ana akım İslamcılığı günden güne bitirmektedir. Kendi ajandasını siyasal erkin uhdesine veren, gündelik politikayı haddinden fazla önemseyen, iki dernek üç vakıfla bahar gelir zanneden İslamcılık, kan kaybetmektedir.

AK Parti'nin 'romantikleştirilmesi' süreci, İslamcılığın seyrüseferini olumsuz şekilde etkilemektedir. Bence yapılması gereken, AK Parti ile ilişkiyi 'seviyeli şekilde' sürdürmeyi başarmaktır. Ancak bu saatten sonra bu, oldukça zordur.”

Kılıçarslan’ın “Kendi ajandasını siyasal erkin uhdesine veren İslamcılık” ifadesinin altı kalın çizgilerle çizilmeli.

İsmail Kılıçarslan “ikinci ve asıl büyük tehlike”nin ise “Pop İslamcılık” olduğunu belirtiyor: “Bilhassa İslamcılığın ne olduğuna dair en küçük fikri olmaksızın kendisini 'İslamcı' olarak tanımlayan insanlardan söz etmemiz gerekiyor 'Pop İslamcılık' derken. Bir Pop İslamcıya göre, memlekette halledilmesi gereken her şeyi 'Reis' halletmektedir. Dolayısıyla kendisinin sadece 'Reisi desteklemesi ve tekrarlaması' yeterli olacaktır.

Fakat burada bile bir sorun vardır. Mesela Reis'in çok önem verdiği Mısır meselesinde, elçilik önü protestolara 500 kişi katılmıştır. Yani Pop İslamcı beyimiz, Reis'in duyarlılığını sürdürme konusunda bile yalan söylemektedir kendisine ve başkalarına…”

Kılıçarslan’ın, İslamcılığın ve İslamcıların serencamına ilişkin tespitlerine uzun yıllardır kılık kıyafetten örtünme biçimlerine, bilgi-görgü-kültür seviyesinden ilişki biçimlerine kadar günlük hayatın her aşamasında sıklıkla rastlamaktayız. Buna en çok da “siyasete gereğinden fazla güven” ve “halledilmesi gereken her şeyi Reis’in ziyadesiyle hallettiğine olan inanç” noktasında şahit oluyoruz.

Oysa aynı kitle, daha dün denecek kadar kısa bir süre önce 28 Şubat’ı yaşamış, siyasete ve siyasetle elde edilecek bir başarıya olan inancı sıfırın altına düşmüştü. Dolayısıyla, böylesine ciddi değişim ve dönüşümler açısından oldukça kısa sayılabilecek bir zaman dilimi içerisinde ibrenin bu kadar aksi yönde dönmüş olması üzerine ciddi ciddi kafa yorulması gerekiyor.

Gerçekten de şöyle geriye dönüp baktığımızda iktidarda -eski yıllarda sıklıkla olduğu gibi- dine şaşı bakan bir anlayışın olması durumunda ülkede ciddi eylemlere ve çalkantılara yol açabilecek olayların yaşandığını ancak hiç kimseden çıt çıkmadığını görüyoruz. Hatta “Reis”, Müslümanların Masumiyeti filmine yönelik dünya genelinde gerçekleştirilen protestolar sırasında Türkiye’de herhangi bir gösteri olmayışının sebebini, üstelik de övünerek “Biz 10 yıldır halkın gazını alıyoruz” diye açıklamıştı.

Son dönemde “Gazı alınmış kitleler” konusunda en önemli istisnanın Saadet Partisi ve Anadolu Gençlik Derneği olduğu gerçeğini de teslim etmemiz gerekiyor. Onlar her şeyi Reis’e bırakmadı ve her seferinde “Siz daha orada mısınız?” türünden alaycı bakışlara muhatap olma pahasına düşüncelerini ve tepkilerini ortaya koydu.

Daha dün Bangladeş’te Kamaruzzaman şehit edildi, Anadolu Gençlik Derneğinin cılız sesi dışında bir şey duymadık. Tıpkı geçen yıl şehit edilen Abdülkadir Molla’da olduğu gibi. Tıpkı Irak’ta üstelik ülkemizden kalkan uçaklarla şehit edilen, ırzına geçilen milyonlarca Müslümanda olduğu gibi…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.