Ali Eren

Ali Eren

Haremeyn-i Şerifeyn’den Geliyorum

Haremeyn-i Şerifeyn’den Geliyorum

Doyulmuyor oralara, daha ötesi var mı, doyulmuyor işte… 

Umreden yeni döndüm. Ama asla, “Kaç kere gittim, yeter artık” diyemiyorsunuz.

Hac ve umreye kaç kere giderseniz gidin, her gidişin ayrı bir tesiri oluyor. Bu tesir henüz üzerimizde iken siz değerli okuyucularımız için bir duâ ile başlamak istiyorum: 

Rabbim gidenlere tekrar gitmek, gitmeyenlere de en kısa zamanda gitmek ve o mukaddes beldelerde hakkıyla ibâdet ederek lâyıkıyla istifade etmek nasip etsin. AMİN.

Haremeyn-i Şerifeyn: 

İki şerefli ve mübârek şehir, Mekke-i Mükerreme (keremli Mekke) ile Medine-i Münevvere (Nurlu Medine) ve belli sınırlara kadar bu iki şehrin etrafı. 

Gerekli hürmeti göstermek şartıyla bu şerefli mekânlarda yaşamak bir şeref olduğu gibi bir taraftan da risktir. 
Çünkü bu iki harem sınırları içinde yapılan ibâdetlerin sevabı ne kadar fazlaysa, oralarda işlenen günahlar da o kadar fazla. 

İmam-ı Azam Hazretleri hacca geldiğinde, kendisine Medine’ye yerleşmesi teklif edilmiş. Fakat o, “Buranın hakkını verememekten korkarım” diyerek kabul etmemiş ve “Burada yaşayıp kalbim  Bağdat’ta olacağına, Bağdat’ta yaşayıp buranın hasretini çekmeyi tercih ederim” demiştir.

55 defa hacceden İmam-ı Azam Hazretleri, bir defasında Ka’be-i Muazzama’nın içine alınmış, orada kıldığı 2 rek’at namazda Kur’an’ı Kerim’i hatmetmiş, namazdan sonra yaptığı duada, 

“Sübhâneke mâ abednâke hakka ıbâdetike ya Ma’bûd / Ey kendisine ibâdet edilen Allahım! Sana hakkıyla ibâdet edemedik” diye acziyetini dile getirmiştir.

“Medine’de Mescid-i Nebevi’de yapılan ibâdetlerin sevabının, diğer yerlerde yapılan ibâdetlerin 1000 misli olduğu, Mekke’de / Harem-i Şerif’te yapılan ibâdetlerin sevabının ise 100.000 misli olduğu” hadis-i şerifle bildiriliyor. 

İmam-ı Azam Hazretleri bunu bildiği halde, o şerefli yerlerin hakkını koruyamama korkusundandır ki Bağdat’ta yaşamayı tercih etmiştir.  

Nice İslam büyükleri, Peygamberimiz’e hürmeten Medine dışında hayvanlarından inip, sevgili Peygamberimiz’in mübârek kabrini ziyarete yaya olarak gelmişlerdir. 

İkinci Abdülhamid Han zamanında Medine tren yolu yapılırken, “Hazret-i Resûlüllah  gürültüden rahatsız olmasın” diye Peygamberimiz’in türbesininin yakınından geçen rayların altına keçe döşenmişti. 

Zira onlar Hazreti Resulüllah’ın, bizim anlayamayacağımız bir şekilde diri olduğunu biliyor ve inanıyorlardı. Çünkü Kuran-ı Kerim’de “Allah yolunda öldürülenlere ölülerdir demeyin. Hayır, onlar diridirler ama siz anlayamazsınız” buyuruluyor. (Bakara, 154) 

Sevgili Peygamberimiz, bütün şehitlerden üstün olması bir tarafa, bütün kâinattan üstündür. 

Kâinattaki en değerli ve en şerefli mekân Peygamberimiz’in kabrinin bulunduğu yerdir. 

O mekân, bu şerefini kâinat kendi şerefine yaratılan Sevgili Peygamberimiz’den almaktadır.

Mekke-i Mükerreme, -Peygamberimiz’in kabri hâriç- şehir olarak Medine-i Münevvere’den, Peygamberimiz’in mübârek vücudunun bulunduğu yer ise, arşdan ve Kâbe’den üstündür. Hatta yukarıda söylediğimiz gibi, kâinattaki her şeyden.  

Hac ve umrede, ibâdet ve ziyaretler bu düşüncelerle yapılırsa daha zevkli olur.  

Sevgili Peygamberimiz, (s.a.v.) ve yanında bulunan Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer (r.anhümâ) efendilerimiz ziyaret edilirken, onların bizi gördüğü, okuduklarımızı duyduğu, selamlarımıza karşılık verdiği bilinmelidir. 

Zira onların hayatlarıyla vefatları arasında fark yoktur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Beni vefatımdan sonra ziyaret eden, hayatımda ziyaret etmiş gibidir” buyuruyor.

Peygamberimiz’in doğup büyüdüğü, ayak bastığı, yürüdüğü, hak din uğruna nice çileler çektiği, ömrünü geçirdiği yerleri görmek, göz yaşlarıyla ziyaret etmek ne büyük saâdettir.        

Yeryüzünde tavaf mahalli Kabe’i Muazzamadır, gökte de tam Ka’be’nin hizasında bulunan Beyt-i Mamur’dur.
Beyt-i Mamur’dan dik olarak inilse, tam Ka’be’nin üzerine inilir. 

Gökte Beyt-i Mamur’u melekler, yerde de aynı hizada Kâbe’yi insanlar tavaf ediyor.  Gökte meleklerin yaptığının aynısını yerde ihlâsla yapan insanlar, sadece melekleşmez, meleklerden bile üstün olurlar… 

Allah, (c.c.) bu saâdeti bütün Müslümanlara nasip eylesin. AMİN… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Ali Eren Arşivi