30 Mayıs 2017 Salı4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:33Güneş 05:28Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:36Yatsı 22:22
    • 20°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 97.726 0.20
  • Altın: 145,622 -0.11
  • Dolar: 3,5781 -0.06
  • Euro: 4,0001 -0.04

Derhal bir hekime görün, nokta!

Ahmet Kekeç

Cicim ayları bitti, “AK Parti-CHP koalisyonu”nun olmayacağı kesinleşince “zımni ateşkes” ilan etmiş ulusalcılar, Gezi’ciler, Doğan Medya Grubu’nun muvakkat ve uzatmalı memurları, sosyalistler, faşistler, PKK’lılar, paraleller, T24’ün delirmiş liberalleri “topyekûn saldırı”ya geçtiler.

Paralel yayın organlarında görülen bir hatun yazar, lafı dolandırmadan konuştu: “AK Parti böylece darbeyi davet etmiş oldu...”

Öyle ya, darbenin “geçer şartlarından” biri de CHP’nin koalisyon dışı bırakılmasıdır. 

Hani bu CHP cami yıkmıştı? Bediüzzaman’ı yasaklamıştı? Risalelerin yayınlanmasını engellemişti?

Böyle şeyler yazıyordunuz! İçinde “deccal” geçen cümleler kuruyordunuz!

Hani “darbeler dönemi” bitmişti? Kahraman savcılarınız Ukrayna seyahati öncesinde darbecileri derdest etmiş, darbe üreten mekanizmayı külliyen ortadan kaldırmıştı? Hani şartlar değişmişti? En sinsi ve korkutucu darbeci İlker Başbuğ’un bile bileğine kelepçe takılmıştı?

Paralellerin hatun böyle konuşur da, Erol hocam geri durur mu?

Erol Katırcıoğlu...

Saygın bir bilim adamıdır. Sakin ve soğukkanlı bir insandır. Sosyalist-idealist taraflarını törpülememiştir ama demokrattır. Bu satırların yazarı tarafından da sevilmekte ve ciddiye alınmaktadır. Duyarlıdır. Bu gözler, YDH döneminde, “İlle de demokrasi” diye inlediğine çok şahit olmuştur.

Koalisyonun kurulmayacağı kesinleşince şöyle bir tweet attı saygın Profesör: “Anlaşılan AKP düzgü bir biçimde iktidarı bırakmayacak. Bu durumda yeni ve yatıcı eylem biçimleri bularak bu partiyi alaşağı etmek gerek.”

Karnınızdan konuşmayın Sayın Katırcıoğlu. Net olun. Ne tür eylem biçimleri? Adını koyun. “Bize çok acı çektirecek büyük bir toplumsal alt üst oluş”u mu işaret ediyorsunuz? “İç savaşın kanlı cehennemi”ni mi öneriyorsunuz? Köprüye olmadık isimler takan zeki ve yaratıcı “y kuşağı”nın sahne alacağı yeni bir “Gezi rezilliğini” mi salık veriyorsunuz? Darbe mi istiyorsunuz? Ne istiyorsunuz?

Katırcıoğlu sinik ve her tarafa çekilebilir muğlak laflar ediyor, en azından “AK Parti nefretini” diri tutuyor, diri tuttuğunu gösteriyor. Bunun, belli çevrelerde prestij getirdiğini bildiği için de kısa kesiyor, gerisini bizim ferasetimize bırakıyor.

Keşke sosyalist teorisyen Ömer Laçiner kadar net olabilse.

Laçiner, “Erdoğan, demokrasi dışı yollarla da olsa, mutlaka indirilmeli” diyordu.

Laçiner netliğinde olmasa da, Murat Belge ve Şahin Alpay da benzeri şeyler söylüyordu.

Koalisyon ihtimali bertaraf olduğuna göre, bu kalemlerden daha net açıklamalar bekleyebiliriz.

İlk sözü her zaman olduğu gibi Hasan Cemal almalı.

Nitekim, dün, “işaret fişeği” yerine geçen bir yazıyla süreci başlattı.

Ülkemizi kötü günler bekliyormuş. İstikrarsız ve çalkantılı bir döneme giriyormuşuz. Kan deryası derinleşecekmiş. Analar ağlayacakmış. İşsizlik artacakmış. Bunun “biricik” sorumlusu Erdoğan’mış. “Büyük koalisyon”un yolunu kesen de Erdoğan’mış.

Hasan Cemal’in yazısının başlığı ne olabilir?

Elbette şu: “Koalisyon yolunu Erdoğan kesti, nokta!”

Hasan Cemal, sözünü ünlemli “nokta”yla bitirmeyi çok seviyor.

Herhalde etki uyandırdığını düşünüyor.

Ben de bu cümleden olarak, “Derhal bir hekime görün, nokta!” diyorum.

Bütün kötülükleri Erdoğan’a fatura etmek, her taşın altında Erdoğan aramak, Erdoğan’sız düşünmemek, Erdoğan’sız cümle kurmamak, yolda yürürken ağaca toslasa bunu Erdoğan’dan bilmek, Erdoğan’a yönelebilecek darbeyi meşrulaştırmak için bin dereden su getirmek, her gün “Sonun Menderes gibi olacak” diye tehdit yazıları yazmak ve “takıntılarla” örülü bir “nefret dili” oluşturmak.

Bunu da “gazetecilik” diye pazarlamak!

Hakikaten bir hekime görünün siz!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.