23 Ocak 2017 Pazartesi24 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:53Akşam 18:17Yatsı 19:41
    • 1°C Adana
    • -2°C Adıyaman
    • -7°C Afyon
    • 1°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • -3°C Ankara
    • 4°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 3°C Aydın
    • -2°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,538 0.01
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Ya Ak Parti de Hükümete katılmasaydı....

Ahmet Taşgetiren

Bir hafta izin yaptım. Dinlendim ve dinledim. Nabız tuttum. Hükümetin kuruluşunu dışarıdan izledim. 

Farkında mısınız bilmiyorum, şu zorunlu seçim hükümetinde bile hiç kimse, Ak Partisiz bir hükümeti aklına getirmedi.

45 gün içinde hükümet kurulamadığı için seçime gitmek anayasal bir zorunluluk haline gelmişti ve ülkeyi seçime götürecek bir hükümet kurulacaktı. Bu hükümetin nerede ise kendine özgü bir siyasal tavrı olması gerekmiyordu. Meclis’ten güven oyu almayacak, Meclis’e bir program sunmayacaktı. Bir görev hükümeti idi ve normalde herhangi bir partiye özel bir sorumluluk da yüklemiyor, sadece sağlıklı bir seçim gerçekleştirmesi bekleniyordu.

CHP katılmadı hükümete, MHP de katılmadı.

Eğer hükümete katılmamak her parti için bir hak idiyse bu hakkı pekala Ak Parti de kullanabilirdi.  

Herkes kendi içine sorsun, Ak Parti’nin böyle bir hakkı kullanabileceği ihtimali herhangi birimizin aklına geldi mi?

Tabii ki gelmedi.

Neden gelmedi?

Çünkü “Ak Parti’nin böyle bir sorumsuzluk yapmayacağı, ülkeyi hükümetsiz bırakmayacağı”ndan emin idik.

Peki Ak Parti için sorumsuzluk olarak niteleyeceğimiz “Hükümet kuruluşuna katılmama” tavrı, neden mesela CHP ve MHP için sorumsuzluk olarak görülmeyecek?

Sadece bu psikolojiyi tahlil etmek bile, aslında “Türkiye’yi yönetme sorumluluğu”nun en çok Ak Parti’ye layık görüldüğünün bir işareti olduğu sonucuna varmak için yeterlidir.

Ak Parti’yi iktidarda HDP ile yan yana gösterme hesabı...

MHP en çok bunu tasarladı, CHP de MHP’nin kendisini suçlamasından korktuğu için MHP’yi takip etmeyi siyaset sandı.

Bana göre böylece, her iki parti de adeta “Biz Türkiye siyasetinde olmasak da olur” gibi bir tavra imza atmış oldu.  

Ak Parti’nin HDP ile bir koalisyon yapmak istemediğini, 7 Haziran’dan sonra iki partinin milletvekili sayısı güvenoyuna yetiyor olmak hasebiyle böyle bir imkan olduğu halde bunu tercih etmediğini cümle alem biliyor.

Ama siz, dört partinin katılımıyla kurulması anayasal zorunluluk olan bir hükümette Ak Parti ile HDP yan yana geldi diye, bunu vatandaşa götüreceksiniz ve bu “siyasi istismarın daniskası” sayılmayacak, bu, seçmenin aklına hakarettir. Seçmenin aklını böylesine küçümsemek ise bu siyaseti kurgulayanların siyasi basiret derecesini gösteren tipik bir ölçüdür.

Seçmen bu hükümete katılmadıkları için CHP ve MHP’ye fatura keser mi, bunu bilmem. Kesmeyebilir, çünkü onların hükümete katılmaması, böyle bir ihtimal hiç akla gelmediği için çok normal görülebilir.

Ama Ak Parti bu hükümetin kuruluşunda sorumluluk üstlenmeseydi herhalde önüne bir fatura gelirdi. Çünkü vatandaş, seçimlerde yüzde 41 oy vererek tek başına hükümet kurma imkanı sunmadığı halde, hükümeti kurmanın hala Ak Parti’nin sorumluluğunda olduğunu düşünüyor.

Bu ilginç bir vatandaş psikolojisi.

Ak Parti belki de bu psikolojiyi okuduğu için yeni bir seçimi istedi.

Vatandaş uyarısını yaptı, Ak Parti oy kaybıyla bu uyarıyı bedeninde hissetti, -biliyorum, bütün Ak Parti zeminlerinde bu uyarı konuşuluyor- ve şimdi, sanki hiç seçim olmamış da Ak Parti iktidarı devam ediyormuş gibi, Türkiye seçime gidiyor.

Ben bu hükümette HDP’li iki bakanın bulunmasının MHP’nin beklediği gibi Ak Parti’ye bir nakise oluşturacağını düşünmüyorum.

Aslında HDP’nin ısrarla bu hükümette yer almak istemesinin sebebini de doğru tahlil etmek gerekiyor. Bana göre HDP gerçekten bocalıyor. Azıcık siyasi basiret, son PKK - KCK - YDG-H eylemlerinin bir intihar girişimi olduğunu, üstelik bunun HDP’yi de ayaklarından aşağıya çekme anlamına geldiğini görür. Onun için Demirtaş, ne diyeceğini şaşırmış bir aktör durumunda. Bunun sonu çıkmaz. Bunun sonu daha çok “Kürt çocuğu”nun ölüme sürülmesidir. Daha çok Türk - Kürt annenin ağlamasıdır. Çözüm sürecinin hemen öncesindeki dağlarda binlerce Kürt çocuğunun ateşin içine atılmasının tekrarından başka bir şey mi şu kalkışma?

Demirtaş’ta ve HDP kadrolarında azıcık siyasi kudret olsa, sokaklara çıkarlar ve intihara sürüklenen Kürt gençlerini evlerine sokarlar? Ana-babaların gücü yetmiyor, HDP kadrolarının da gücü yetmiyor, Kandil’in savaş baronları ise Kürt çocuklarını savaşa kurban vermeye doymadılar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.