11 Aralık 2017 Pazartesi23 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:39Güneş 08:12Öğle 13:04İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 17°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • -7°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 108.863 0.87
  • Altın: 154,185 0.08
  • Dolar: 3,8311 -0.11
  • Euro: 4,5213 0.35

Kur’an mezarlık kitabı değildir

Hayrettin Karaman

Biraz önce minareden güzel bir salâ (Peygamberimize salâtu selam) dinledim, salâ güzeldi, ama arkasından bir ölüm ilanı geleceği için bu güzelliği içime sindiremedim.

Peygamberimize (s.a.) her vesile ile salâtu selam okumak güzel, bunda ecir var, bu sayede O Allah sevgilisi, rahmet madeni, varlığın iftiharı ile bağı canlı tutmak, hatta anında cevap almak saadeti var, ancak salâyı yalnız veya daha çok ölüm ilanlarının önünde okumak niye? Bunu kim çıkarmış, bu bid'atı kim yaymış, bu çirkinliğe niçin razı olalım?!
Maksat ölüm ilanı ise bunun minareden yapılması da şart değil ya, hadi orası uygun görülmüş olsun, “innâ lillah ve innâ ileyhi raci'ûn”: Hepimiz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz” diye başlanabilir, arkasından da “filan vefat etti, namazı da şu vakitte şurada kılınacak, Allah rahmet eylesin” denir, olur biter.

Salâyı ölüm ilanına bağlayıp asıl bağlamından, mana ve maksadından kopardıkları gibi Kur'an-ı Kerim'i de hayat kitabı olmaktan çıkarıp mezarlık kitabı haline getirdiler. Ölümü hatırlamak ve ibret almak için kabir ziyaretine gittiğimizde hoparlörden yüksek sesle devamlı Kur'an okunduğuna şahid oluyoruz. Bunu böyle gören, böyle duyan, böyle bulan insanlarda zamanla şöyle bir şuur veya şartlı refleks hasıl olur: Kur'an mezarlıklarda okunmak içindir.
Halbuki merhum Âkif ne güzel söylemişti:

“Ya açar nazm-ı celîlin bakarız yaprağına
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına
İnmemiştir hele Kur'an bunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için”

Peygamberimiz Kur'an-ı Kerim'i kabirlerde okumuş mu? Hayır. Sahabe okumuş mu? Hayır. Müctehidler okumuş mu? Hayır.

Nerede ve niçin okumuşlar?

Her yerde, Allah'ın bize ne dediğini duyurmak ve anlatmak için, duyduklarımız ve anladıklarımızı hayatımıza uygulamak için, onu ölülerin değil, dirilerin kitabı ve hayat kılavuzu yapmak için okumuşlar.

Yete artık bu bid'atı kaldıralım, mezarlıkta herkes sükunetle ziyarette bulunsun, ölmüşler için istiğfar etsin (Allah'tan bağışlanmalarını dilesin), kendisi de ibret alıp er veya geç buraya geleceğini düşünsün, hayatını buna göre düzenlesin, dünyada malı ve evladı olup da bunlar sayesinde ahreti kazanamayarak orada iflas durumuna düşenlerden olmasın!

Ölmüş girmişler için geride kalanların yapacakları güzel şeyler vardır: Hayır hasenat, insanların ve diğer canlıların yararlanacakları eserler ve tesisler, özellikle evlat gibi yakınların bizzat yaparak geçmişlerine hediye ettikleri ibadetler… İşte bunları yapalım ve Kur'an ile sünnet de yaşayanların hayat rehberi olsun!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.