28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 33°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 35°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 37°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 107.693 -0.64
  • Altın: 143,291 0.09
  • Dolar: 3,5369 0.12
  • Euro: 4,1404 0.44

Eren Erdem’i deşifre ediyorum

Ahmet Kekeç

Kemal Kılıçdaroğlu’nun keramet vehmedip partisinden milletvekili yaptığı Eren Erdem’i, bu köşede (5 Mart 2014 tarihli yazımda) deşifre etmiştim. 

Birazdan kısa alıntılar sunacağım ama meraklısı internetten yazının tümüne ulaşabilir.

Eren Erdem’i deşifre ettim ama karşılığında da şu cümlelerine muhatap oldum: “Kendisini köşe yazarı olarak tanımlıyor ama en fazla Sultan sofrasına oturan bir Ramazan meddahı olabilir... Yalaka... Kalem soytarısı... Beyin fukarası kalemşor... Küflü köşe yazarı... Ruhuna sirayet etmiş çamuru devrimcilere bulaştıran adam...”

Bu sözlere muhatap olan bir kişi ne yapar?

Mahkemeye koşar, değil mi?

Ben bunu yapmadım... Kendisini “hakaretleri”yle baş başa bıraktım.

Fakat bir süre sonra Küçükçekmece Savcılığı’ndan bir çağrı aldım.

Eren Efendi beni mahkemeye vermiş. “Hapisle” tecziye edilmemi istiyor.

Üstelik bir değil, iki ayrı suç duyurusunda bulunmuş...

Bu haberi verdikten sonra gelelim Eren Efendi’ye ve “sol” lejandıyla çıkardığı “Karşı” gazetesine... (5 Mart 2014 tarihli yazıdan iktibastır):

Birdenbire bir “sol” gazete zuhur ediverdi... “Sol”la ya da sol düşünceyle irtibatını bilmediğimiz bir kadronun mücbir yoksunluklarla çıkardığı gazete...

Bekleniyordu... İhtiyacımız vardı aslında... “Yalana karşı gerçeği savunan” bir gazetenin tam da zamanıydı... “Sol”la ya da sol düşünceyle irtibatını bilmediğimiz kadro şimşek gibi yetişti... Operasyonel amaçlarla kurulduğu besbelli bir sol gazete armağan ediverdi “yalan haber”den nevri dönmüş Türk halkına...

Bakıyoruz ve kimleri görüyoruz?

Birtakım tapon sağcılar, eski İslamcılar, Gezi nümayişi üzerinden prim yapan sahne ve sinema sanatçıları, çakma İlahiyatçılar, liberal eyyamcılar, Cumhurbaşkanı hayaliyle yanıp tutuşan mütekait siyasetçiler...

Hepsi de sol gazetenin yazar kadrosunu oluşturuyor. İçlerinde bir tek solcu yok.

Bir de, “çeşit olsun” kabilinden, “faşizan” görüşleriyle tanınan bir arkadaşımız.

Hani, Güneydoğu’daki çarpışmaları sadece “kan” görüngesinden gören, başka da bir parametre tanımayan arkadaşımız...

İçinde binlerce “kan” sözcüğünün geçtiği bir belgesel yaptı. Bir de kitap yazdı. Demokrasiden hoşlanmıyor, parlamenter sistemi “felaket” olarak görüyor... Parlamenter sistem içinde gerçekleştirilmiş bir iktidar değişikliği hemen “kan” sözcüğünü aklına getiriyor; “Söz bitmiştir... Kansız olmaz...” gibilerden tuhaf yazılar yazıyor...

Bu gazeteye niçin “sol gazete” diyeceğiz?

Daha doğrusu, “yalana karşı gerçeğin sesi” olarak çıkan gazetenin sol düşünceyle bir irtibatı var mı? Bunun cevabını ben bulmadım... Çünkü sol gazetenin içinde hiç “sol” yok...

Peki, bu gazetenin “gerçek”le bir irtibatı var mı?

Bakıyoruz ve şunu görüyoruz: Gazete, “Erdoğan nefreti” üzerine kurulmuş... Hayır, “iktidar karşıtlığı” değil, Erdoğan nefreti... Hadi bunu da anladık. “Şeytanlaştırma” da siyasi bir tavırdır... Patolojik bir hale işaret etse de, hadi diyelim ki bu da siyasi bir tavırdır.

Bu sol gazete ayrıca ne yapıyor, biliyor musunuz?

Bulduğu (ya da servis edilen) bütün yasa dışı kayıtları ve tapeleri manşetine taşıyor.

Bunu “sistematik” hale getirmiş durumda...

Her gün bir tape, her gün bir ses kaydı, her gün bir görüntü... Ve köşelerde akıllara seza yorumlar.

Herhangi bir ilkeden bakmıyorlar... (“Ahlak”, “insanlık” vs...)

İşin “hak, hukuk” boyutuyla da ilgili değiller.

İştahla ve “operasyon tutkusuyla” sarılıyorlar servis edilen malzemelere... Hangi sol değerlerle kesiştiğini bilmediğimiz “paralel örgüt”e karşı ise son derece kırılganlar. Bakmıyorlar, görmüyorlar, değerlendirmiyorlar. Tam da “kalemleri” olabilecek “ananas ve rafineri” meselesine hiç girmiyorlar.

Biraz yukarıda “birdenbire bir sol gazete zuhur ediverdi” demiştim ama pek de birdenbire değil. Düşünülmüş, planlanmış bir gazete ve sadece “paralel yapıya” hizmet ediyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.