22 Ocak 2017 Pazar23 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:16Öğle 13:23İkindi 15:52Akşam 18:16Yatsı 19:40
    • 4°C Adana
    • -2°C Adıyaman
    • -4°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • -6°C Amasya
    • -7°C Ankara
    • 3°C Antalya
    • -6°C Artvin
    • 3°C Aydın
    • 0°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,530 -1.16
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Hasan Abi

Ahmet Kekeç

Aradığım ilk cümleyi bulabilirsem, bu yazı tamamlanacak gibi... Bir gün önce, zor şartlar altında ve öksürüklere boğularak Ülke TV’ye gitmiş, Hasan Abi’yi anlatmaya çalışmıştım. 

Vefat ettiğinde yanı başında bulunan Turgay Güler’i dinleyince içim burkuldu. Nasıl derler, ölmeye gitmiş gibi... Ölmek için yer arıyormuş ve bulmuş gibi...

Hasan Abi’yi anlatmaya başladığınızda, yüzünüze bir tebessüm kondurmanın gerekiyor. “Birazdan duyacaklarınızdan ben sorumlu değilim” diyen bir tebessüm... “Bakın burada bir insan var ve sizin bildiğinizden farklı” diyen bir tebessüm.

Yusuf Ziya Cömert ve Hasan Öztürk’le zaman zaman konuşurduk.

Bunlar, daha çok ‘Hasan Abi’li anekdotlar olurdu.

Yusuf Ziya’nın fıkralarla kurduğu iletişim dili ve Hasan Abi’nin hazırcevaplığı eşsiz bir muhabbet ortamı oluştururdu. “Anlatılmaz, yaşanır” denir ya... O cinsten bir muhabbet ortamı. Bir insan, dakikalarca, saatlerce ilgisini dağıtmadan gülebilir mi? Olabilir mi böyle bir şey. Hasan Abili bir meclisteyseniz, olur.

Bir Ankara yolculuğunu hatırlıyorum.

Karlı bir havada minibüse doluşmuş, Ankara’ya doğru gidiyoruz. Mustafa Karahasanoğlu, Yalçın Turgut, Hasan Hüseyin Maden, Atilla Özdur, Kemal Güler, Yılmaz Yalçıner... Niye gittiğimizi bilmiyorum. Bir yazarımızın duruşmasına yahut bir toplantıya katılacağız. Belki de Dilipak’ın Genelkurmay başkanlığı’ndaki duruşması... Sanık olduğu halde, “Sakallısın, içeriye giremezsin” demişlerdi. Yaşar Kaplan’ın duruşması da olabilir. Diyorum ya, bilmiyorum, üzerinden çok zaman geçmiş.

Bolu Dağı’nı çıktıktan sonra mola vermiştik. Kahkahalar halinde minibüsten inmiş, kahkahalar halinde yemeğimizi yemiş, kahkahalar halinde minibüse doluşmuştuk. “Niye gülüyor bu adamlar?” Bilmiyoruz. Neye gülüyorduk. Her kahkahalı muhabbette olduğu gibi, hadisenin merkezinde Hasan Abi vardı.

Bursa’daki çatık kaşlı toplantı da öyle... Kısacık boyuyla Hasan Abi’yi karşılarında gören Bursalılar, “Bu mu Hasan Karakaya?” demişlerdi. “Bu” demiştik, “şimdilik bunu bulabildik.” Bursa dönüşünün muhabbet malzemesi de kendiliğinden çıkmıştı.

Hasan Abi, gülme garantili toplantıların esas aktörüydü. Vakit gazetesindeki (sonradan Akit) yazı işleri toplantıları kahkahalarla başlar, kahkahalarla biterdi. Ali İhsan Karahasanoğlu’nun, elinde birtakım sarı zarflar, içeriye girip, “Siz gülün... 15 dava daha açmışlar” diye muzırca çıkıntılık yapması bile o havayı bozmazdı.

Hasan Abi’yle tam yedi yıl aynı gazetede çalıştık. “Meslekteki en güzel yıllarım” diyebileceğim yedi yıl. Kaç yıl geçti, kaç gazete değiştirdim, hâlâ o muhabbet ortamını özlüyorum. Hasan Abi olmayınca, demek ki, bir şeyler eksik kalıyor.

Her bakımdan ilginç bir insandı. Müthiş çalışkandı. Öğlene doğru gazeteye gelir, çayını söyler, sigarasını içer (sigarayı içmez, adeta yerdi), gazetelere şöyle bir göz attıktan sonra toplantıya geçerdi. Hangi manşetin atılacağına, hangi haberin öne çıkarılacağına karar verildikten sonra da günlük yazısını yazmaya otururdu. Klavye kullanmazdı. “Bobin artığı” tabir edilen uzun kâğıtlara tükenmez kalemle yazardı. Çok hızlıydı... Biz (Hasan Abi’nin ifadesiyle) “eveleme geveleme” safhasındayken, o en kısası 15 bin vuruş olan yazısını tamamlayıp dizgici Kadir’e teslim etmiş olurdu.

Gazetenin her şeyiydi. Yayın koordinatörü, yazı işleri müdürü, yazarı, sayfa sekreteri, musahhihi... Her şeyi.

İki gündür, değişik kalemlerden, Hasan Abi’nin göründüğü gibi bir insan olmadığını okuyorsunuz. Bunu, vaktiyle muarızı ve düşmanı olan kalemler de söylüyor. Bunu anlatmak zordur ama aynen öyle... Düşmanı da olsanız, tanıdığınızda seversiniz. İkinci bir şık yok...

Bir başka özelliğini de ben söyleyeyim: Tanıdığım en cesur insandı. Hakkında 3 bine yakın dava açıldı, onlarca kez gözaltına alındı, (bir mafya bozuntusunun iftirasıyla) “cinayet azmettiricisi” (!) olarak tutuklandı, olmadık iftiralara maruz kaldı, yığınla kumpas girişimini göğüsledi ama inancında zerre taviz vermedi. Duruşunu, istikametini ve ahlakını bozmadı.

Çok güzel bir insandı.

Çok güzel bir yerde ruhunu teslim etti.

Rabbim onu cennetine koysun.

Sevenlerinin ve “Yeni Akit ailesinin” başı sağ olsun.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.