24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 15°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 6°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 89.844 0.09
  • Altın: 145,078 -0.31
  • Dolar: 3,6250 -0.01
  • Euro: 3,9071 -0.10

Haçlılardan dostluk beklemek gaflettir

Abdulkadir Özkan

AVRUPA Parlamentosu (AP) ile ABD hükümet raporları konusundaki düşüncelerimi dünkü yazımda dile getirmeye çalışmış, olayı “Haçlılar ile kan uyuşmazlığımızın tezahürü olarak” nitelendirmiştim. Bir bakıma söylenmesi gerekeni söylemiştim. Meseleye bu açıdan bakıldığında bugün aynı konuya dönmek ilk bakışta tekrara düşmek gibi görünebilir. Ancak, medyanın olayı dün sayfalarına taşırken sergilediği tavır konuya tekrar dönmemi gerekli kıldı. Çünkü olay gazetelerde, “AP haddini aştı”, “Batılı müttefik krizi”, “AB kendi çaldı kendi oynadı”, “AB’den uzaklaşıyorsunuz” ya da Bozkır’ın, değerlendirmesi ile “Rapor yok hükmünde” gibi başlıklar altında verildi.

Atılan başlıklar her gazetenin yayın politikasını yansıtıyor. Benim üzerinde durmak istediğim husus yapılan açıklamalarda bir hayal kırıklığının hissediliyor olması. Başmüzakereci ve AB Bakanı Bozkır’ın AB raporunu aynen iade edeceklerini, kendileri için böyle bir raporun yok hükmünde olduğunu söylemesi verilmesi gereken tepkiyi yansıtıyor olmakla birlikte, ‘Nasıl bir rapor bekliyordunuz?’ sorusunu da akla getiriyor. Hatta mülteci anlaşmasının ardından hükümetin her kanadından Haziran’da Türk vatandaşlarına vizelerin kalkacağı yönünde yapılan açıklamaların hâlâ geçerliliğini koruyup korumadığı sorusu da akla geliyor. Bu arada bir yandan AB’ye girmek için çırpınanların öbür yandan Müslüman ülke liderleri ile ortak bazı adımların atılması için çaba sarf etmelerinin bir çelişki olup olmadığının da düşünülmesi gerekmez mi?

Artık AB ile var olan kan uyuşmazlığımızın giderilmesinin, dostluğa dayanan bir ittifak oluşturmanın mümkün olmadığı görülerek dış politikamızın bu esas üzerine bina edilmesi geriyor. Aksi, halde hâlâ AB insanımız için ulaşılması gereken en ideal hedef olarak takdim ederek hukuki ve sosyal yapımızı onlara benzetmek için çalışılmasının anlamsızlığını görerek bundan kurtulmak gerekmez mi? Haçlılarla aynı birlik içinde olmak için çalışırken öbür yandan İslam ülkelerini aynı çatı altında toplamak mümkün olabilir mi? Mümkün olsa bile kimin işine yarar bu birliktelik?

Derdim İslam ülkeleri ile ortaya çıkan yakınlaşma ve işbirliği hususlarına yönelik bir eleştiri yapmak değil. Çünkü böyle bir eleştiri kendi kendimizi reddetmek anlamına gelir. Yıllardan beri İslam Birliği’nin sağlanmasını isteyen, bu hususta mücadele veren birisi olarak bu yönden atılan her adıma destek vermeyi, her adımın yanında olmayı görev bilirim. Ancak, kan uyuşmazlığı yaşadığımız açıkça ortaya çıkmış olan Haçlılarla aynı çuvala girmek için verilen mücadelenin anlamsızlığını ve boşuna emek ve zaman kaybı olduğunu görüp, İslam ülkeleri arasındaki tüm çabaların İslam Birliği oluşturulmasına yönlendirmenin yararlı olacağını belirtmek istiyorum. Yaklaşık yüz yıldır Türkiye Batılı olmaya, Batı değerlerini özümsemeye zorlandı. Hatta gelinen noktada tam bir kimlik kargaşası yaşıyoruz. Bir yanımızla Batılı, diğer yanımızla Doğulu kimliğimiz ön plana çıkıyor. Bu ise insanımızı mutsuz ediyor. Bu gerçek bilinmesine rağmen Türkiye’de işbaşına gelen iktidarlar geçmişte sağıcısı ve solcusu ile topluma ısrarlı bir şekilde Haçlı dünyayı ulaşılması gereken hedef olarak gösterdiler. Hatta o hedefe ulaşmak için toplum zorlandı, darbeler yapıldı. Gelinen noktada bu yolda başarılı olunduğunu söylemek mümkün değil. İyi ki de olunamadı. Çünkü biz ne kadar onlara benzemeye çalışırsak çalışalım Haçlılar bizi kendilerinden kabul etmiyor, Haçlı anlayışı ile Müslümanların aynı çatı altında bulunamayacağını yüzümüze vurup duruyorlar. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu Raporu ile ABD hükümet raporunun hemen hemen aynı içerikte ve aynı zamanda yayınlanması da gösteriyor ki Haçlılar bir bütündürler ve bizim bu bütün içinde yerimiz yoktur. Bize sadece lazım olduğunda kullanılacak bir malzeme olarak bakıyorlar. Kısacası ilişkilerimizi dostluk zeminine oturtmamızı ne kadar istersek isteyelim mümkün olmayacak, ilişkiler çıkarlarla sınırlı kalacaktır. Aksi halde hâlâ 1915 olayları AP raporunda yer alıyor ve Türkiye suçlanıyorsa bunlarla bırakın aynı çuvala girmeyi yan yana durmak bile sadece zarar verir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.