24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 34°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 38°C Aydın
    • 35°C Balıkesir
  • BIST: 106.663 -0.17
  • Altın: 143,662 0.68
  • Dolar: 3,5540 0.49
  • Euro: 4,1354 0.35

Bayram haftası mangal tahtası değildir

Engin Ardıç

Gülsün Sağlamer diye bir hanım. Kendisi profesör. Mimarlık profesörü. İTÜ'nün de ilk kadın rektörüymüş. Helal olsun.
Geçen gün bir toplantıda, "kadınlar her alanda erkeklerle eşit rol almalı," demiş "çünkü eşitsizlik ortadan kalkmadan kalkınma olmaz."
Ne kadar doğru bir söz, değil mi? Hiçkimse itiraz edemez.
Demek ki Türkiye eşitsizlik olduğu için bir türlü kalkınamıyor. Kişi başına milli gelirini doksan yılda 714 dolardan 10 bin 400 dolara çıkarması, ekonomistlerin utanmaz bir yalanı.
Peki, kalkınmış Batı ülkelerine bakalım: Sanayi devrimine giriştiği on dokuzuncu yüzyılın başlarında İngiltere'de çocuk işçiler kömür madenlerinde günde 12 hatta 14 saat kırbaçla döve döve çalıştırılıyor, kadın işçiye, ne kadar başarılı ve verimli olursa olsun, erkek işçinin aldığı ücretin tam yarısı ödeniyordu...
Hizmetçi ücretlerine gelince... Senede beş sterlin! Senede! Yaaa, fıkra gibi, değil mi?
Fransa'da, keza. Dünyanın o dönemde en ileri bu iki ülkesinde kadınların oy hakkı da yoktu.
Bırakın oy hakkını, kocasından izinsiz bankada hesap açtırma hakkı bile yoktu.
Fransa'da kadınlara oy hakkı bizden 12 yıl sonra, ancak 1946'da sağlanmıştır!
Hele İsviçre'de, hani o Medeni Kanun'unu alıp tercüme ettiğimiz medeni ülkede, taa 1971 yılında! Evet, yanlış okumadınız.
Peki bu adamlar nasıl kalkınmışlar?
Görüldüğü gibi, kadın-erkek eşitliği sayesinde değil.
Çünkü kalkınma için önce "sermaye birikimi" şarttır, sonra da bunu "yatırıma"dönüştürecek bilim ve teknoloji.
Sömürü olmadan da sermaye birikimi olmaz. Sovyetler Birliği'nin yaptığı da, güya işçi adına işçiyi vahşice sömürmekten başka bir şey olmamıştır.
Ya kadını sömürürsün, ya kadın -erkek -çocuk demeden kendi emekçi kitleni.
Bir diğer yolu, "soygun" yöntemidir. Ya gözüne kestirdiğin geri kalmış ülkelere el koyup soyarsın (emperyalizm) ya da kendi halkını... Bu da yetmiyorsa, kendi devletini.
Haa, yeterince gelişmişlik düzeyine ulaşınca da, ayaklanma tehlikesini ortadan kaldırmak için dönüp bu soygundan kendi emekçine "pay" verirsin. Böylece işçi sınıfı "zincirlerinden başka da kaybedecek birşeylere" sahip olur.
Artık eşek değilsen kadına da birtakım haklar sağlarsın tabii. Buna da ilerleme diyorlar.
Gülsün Hanım'a "mimarlık profesörleri azıcık da iktisat öğrenseler iyi olur" diyecektim, vazgeçtim. Baktım, hoca "eşitsizlik ortadan kalkmadan kalkınma olmaz" dememiş ki, "eşitsizlik ortadan kalkmadan ilerleme olmaz" demiş.
Haberi yazan hamşolar bunu kendi kafalarına göre yorumlamışlar, başlıkta kalkınma, içeride ilerleme geçiyor. Haberin başlığı bayram haftası diyor, içeriği mangal tahtası.
Yarıaydınlar, kalkınmayla ilerlemeyi aynı şey sanıyorlar.

Günün incisi
"Her CHP'li hapise girmeye hazır olmalı." Kemal Kılıçdaroğlu

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.