19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 15°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 6°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 106.926 -0.06
  • Altın: 151,429 -0.02
  • Dolar: 3,6718 -0.12
  • Euro: 4,3287 0.21

Sıfır faizde bile yatırımlar artmıyorsa...

İbrahim Kahveci

Dün Merkez Bankası faizlerde yeni bir indirime gitti. Faiz indirimi hakkında gelen görüşler adeta bayram havası niteliğinde. Sanki dersiniz ki “faiz indi tüm sorunlar bitti”. Keşke ekonomide sorunların çözümü sadece düşük faiz kadar basit olsa. Veya düşük faiz sendromu ile ağır sorunları mı öteliyoruz?

Faiz konusunda üç temel soru-sorun sormuştum:

1-Faizin mutlak yüksekliği sanıldığı kadar önemli değildir.

2-Faiz makası (mevduat-kredi faiz farkı) faizin mutlak yüksekliğinden daha önemlidir.

3-Sürekli faizin oranını tartışıyoruz ama faizin kendisini tartışmıyoruz. AK Parti iktidara geldiğinde faiz piyasası GSYH’nın sadece yüzde 12,0’lerindeydi. Bugün faiz piyasası GSYH’nın yüzde 70,0’ini geçti. Neden ekonomiyi bu kadar tek seçenek olan FAİZE bağladık. Bu ülke bu kadar faizci bir politika bir daha uygulamamıştı. Neden!

***

Şimdi gelelim faiz-kalkınma ilişkisine. Kalkına diyoruz çünkü, ekonomide büyüme bazen yanıltıcı sonuçlar verebiliyor. Mesela 20-30 yıldır borçla-tüketimle büyüyen Yunanistan’ın düştüğü son durum malumunuz.

Krizden sonraki yıllarda Türkiye’nin büyümesinde dinamo güç “tüketim” oldu. Ben bunu 2010 yılında Yeni Şafak Gazetesinde yazmıştım. “Üretmeyin tüketin, paramı lazım oldu biz size veririz” diyordu gelişmiş ülkeler. Nitekim öylede oldu.

2010 yılından sonra ülkemizde tüketim ile dış borç adeta çığ gibi büyüdü.

***

2012-201 yıllarında ülkemizde yıllık ağırlıklı faiz oranı yüzde 8,3 ve 7,4 iken tahvil faizleri ise 7,9 ve 7,0 seviyelerindeydi. Yani her iki yılda da faizler nerede ise enflasyon kadarmış. Biz buna sıfır faiz diyoruz...

Peki 2012-2013 yıllarında büyüme ne olmuş? Hemen söyleyelim 2012 yılında %2,1 ve 2013 yılında %4,2 büyüdük.

İyi de aynı yıllarda yatırımlar ne olmuş? Hani düşük faiz yatırımları ne yönde etkilemiş? 2012 yılında özel sektörün yatırımları -%7,0 küçülürken 2013 yılında sadece %1,1 artış olmuş.

***

Tabloya bakarak faiz-yatırım ilişkisini görebiliriz. 2010 yılından bu yana aslında reel faizler ciddi şekilde düşmüş. Nerede ise enflasyon kadar faiz ortaya çıkmış. Oysa 2005-2006-2007 yıllarında enflasyon yüzde 7-8 bandında iken faizlerin yüzde 17-18 bandında olduğunu görüyoruz. Oysa aynı yıllarda yatırımların (özel sektör makine teçhizat) GSYH içindeki payları yüzde 13-14 aralığındadır.

Faizlerin çok daha hızlı düştüğü son yıllarda ise yatırımların payı yüzde 12,0’lerin bile altına düşmüştür. Kısaca faizlerle birlikte yatırımlarda da ciddi düşüş yaşanmıştır. İşte asıl üzerine eğilmemiz gereken sorun da burasıdır. Yatırımlar neden düşüyor? Faizlerdeki düşüş neden yatırımları artırmıyor?

***

Özel sektör sabit fiyatlarla (98 fiyatları) en yüksek yatırımı 2011 yılında gerçekleştiriyor. Ardından 4 yıl geçmesine karşılık bir daha o yatırım miktarına ulaşılamıyor. Oysa özel sektörün inşaat yatırımları 2014-2015 yıllarında en üst seviyeye yükseliş yaşıyor. Veya şöyle ifade edelim: 2007 yılında sabit fiyatlarla GSYH 101 milyar lira iken özel sektör makine-teçhizat yatırımları 13,8 milyar liradır. 2015 yılında GSYH 131,3 milyar liraya yükselmiştir ama yatırımlar sadece 16,8 milyar lirada kalmıştır.

Özet olarak ekonomide sorunumuz düşük faizden maalesef daha büyüktür. Keşke düşük faiz ile avunmak yerine gerçek sorunları söylemek-tartışmak ve çözüm bulma yolunda ilerleyebilsek.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.