27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 33°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 28°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 108.352 1.07
  • Altın: 143,327 -0.03
  • Dolar: 3,5324 -0.59
  • Euro: 4,1408 0.23

Mağduriyetten önce yüzleşme

Akif Emre

Başarılı olsaydı memleketi bir iç savaşa sürükleme ihtimali hayli yüksek olan darbe teşebbüsünü hazırlayan sebepler üzerine tezler geliştirilirken farklı ithamlar da gündemde. Genel kabule uygun söylemin yanısıra mağduriyetleri üzerinden hedef suçlulular imal etmeye çalışan bir karşı propaganda devreye girmiş durumda. Oysa olayın sıcağı sıcağına yapılan hissiyatı ve heyecanı yüksek yorumlara fazla kapılmadan her kesim acilen hesaplaşmasını, özeleştirisini yapmak durumunda.

Özeleştirinin en önemli paydaşlarından biri elbette muhafazakar kesim. Siyasal farklılıklardan önce ezoterik kült yapılanması üzerinden inşa edilen bir hareketin, din anlayışıyla hesaplaşılması gerekirdi.

Muhafazakarların gerek siyaset gerekse düşünce ve teolojik anlamda modern bir külte dönüşen söylem ile bir an önce hesaplaşma zorunluluğu hala geçerli. Aksi takdirde, hareket siyasetten, devlet aygıtındaki sızmalardan ayıklansa bile söylemini tekrarlayan benzer yapıların boşluğu doldurması, muarızlarının benzer söyleme sarılmaları uzak ihtimal değildir. Özellikle dinin adeta batınilik içeren yorumu üzerine ilmi düzeyde, entelektüel olarak ama özellikle sivil insiyatifin devreye girmesiyle sözünü söylenmesi gerekir. Aksi takdirde ne kadar sancılı olursa olsun mesele bir siyasal rekabete indirgenmiş olur ve bunun da kazananı olmaz.

Diğer taraftan devletin ele geçirilmesinden şikayetle, özellikle Ergenekon, Balyoz davaları üzerinden mağduriyet söylemine sığınan Kemalistlerin ciddi manada dine bakışları, topluma yaklaşımları, elitist tutumları üzerinden geçmişleri ile hesaplaşmaları gerekir.

Bu hesaplaşma ile ne kastedildiğine geçmeden önce genelde gözden kaçırılan önemli bir ayrıntıya dikkat çekilmeli. Zira bu atlanan ayrıntı hesaplaşmayı erteleyen hatta engel olan mağduriyet söylemini besliyor. Devlet aygıtına sızarak ele geçirmeye çalışan ve bu konuda ciddi mesafeler aldığı görülen yapının devletle ilişkisi son derece iç içe geçmiş bir seyir izledi. Devleti ele geçirdiğinden şikayet eden Kemalistlerin bir zamanlar ana akım İslami yapılara karşı destekledikleri, bu yapının önünü açtıkları sır değil. Bir dönem devletin ele geçirdiği yapının daha sonra devlete sızmasından şikayet edilmeye başlamışsa burda durmak gerekiyor. Bu toprakların varlık imkanı olarak İslami duruş ve düşünüş sahiplerini hedefe koyup bertaraf etme taktiklerinin palazlandırdığı bir oyundan söz ediyoruz.

Devletin mi ele geçirildiği yoksa devletin mi ele geçirmiş olduğu sorusunu tam bu noktada yeniden düşünülmesi gereken bir husustur. Zamanla devleti de aşarak küresel kullanışlılık konumuna geçişte yine devletlilerin sorumluluğu ayrıca sorgulanmalı.

Kemalistlerin taktik hataları bir yana hesaplaşmaları gereken ve de pek de ders almış gibi görünmedikleri husus; bu tür ezoterik yapılaşmalara, batıni anlayışlara zemin hazırlayan yaklaşımları, dine karşı saplantılı tutumlarında aramalıdır. Anadolu insanının varoluşunu anlamlandırdığı, dini, kültürü, soluğu ile adeta mücadeleye giren bir anlayışın, alnı secdeli her insanı potansiyel tehdit olarak algılayan, ve bertaraf eden bir yönetici elitin vicdanlarda açtığı yarayı görmek zorundalar.

Kendi ülkesinde parya muamelesi görmeyi bile sinesine çeken tarihi sukünet sahibi Anadolu insanının duygularını, vicdanlarını birileri istismar etmişse buna yol açanların vebali ne olacak?

Siyasi rekabetleri aşan bir zihniyet dünyasından bu toprakların varlığımıza anlam katan değerlerle seçkinlerin kurduğu ilişki biçiminden ve bunun açtığı yaralardan söz ediyoruz.

Muhafazakar kesimin, siyasi rekabetten önce din anlayışıyla zamanında hesaplaşmadığı, Batıni inançları deşifre etmediği ve mahkum etmediği için geçmişiyle yüzleşmesi gerekiyor. Zira bunu yapmadan aynı tonda övgü ve yergilerin bir anlamı olmayacak. Muhtemelen siyasi rakibinin söylemini taklit etmek durumuna düşme tehlikesi her zaman olacak. Yahut benzerlerinin üretilmesine zemin bile hazırlanacak.

Aynı hesaplaşmayı daha şiddetli biçimde Kemalistler yapmak zorunda. Kendilerini sistemin sahibi görerek zihinlere sansür ve kalplere pranga vurarak toplum mühendisliği uyguladıkları için. Elitist tahakkümün devamı için uygulanan baskılar ve işbirliği yaptıkları kullanışlı ve uyumluların her şeyi istismar etmelerine zemin hazırladıkları için.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.