23 Mayıs 2017 Salı26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 17°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,302 -0.16
  • Dolar: 3,5616 -0.74
  • Euro: 4,0009 -0.40

Türkiye’nin stratejik ittifakı İslam Birliği’dir

Abdulkadir Özkan

ÖZELLİKLE son darbe girişimi sırasında ve sonrasında ABD ve AB ülkelerinin Türkiye’ye yönelik tavırları ülkeyi yönetenlerde ciddi bir hayal kırıklığına ve rahatsızlığa sebep oldu. Bunun sonucu olarak iktidar sahipleri yeni arayışlara ve yeni ittifaklara yöneldiler. Elbette, her görüşmenin ardından uzun yıllar kalıcı bir ittifak çıkamayabilir ama günün şartları içinde Türkiye çıkarlarını korumak için adına ister stratejik, ister taktiksel denilsin yeni ittifak arayışlarına girmesinin yadırganacak bir yanı yoktur. Kaldı ki, sınır komşumuz Rusya ile geçmişte ciddi sorunlarımız olmuş, zaman zaman tehditlerine maruz kalmış bir ülke olarak Rusya ile yeni ittifak arayışlarına girenler bu geçmişin de değerlendirmesini yapacaklardır. Buna karşılık yüzyıllardan beri İran ile bir çatışma ve sınır ihtilafımız olmamıştır. İslam Devrimi sonrası ülkemizde bazı çevreler İran devrim ihracı yapacak endişesine kapılmışlar, bu sebeple de iki ülke arasında ilişkiler yara almıştır. Ama aradan geçen bunca zamana rağmen İran devrim ihraç etmediği/edemediği gibi yaptığı devrimde de bir takım esnekliklere gitmiştir.

Ancak, herkes bilir ve kabul eder ki, uluslararası ilişkilerde ilelebet düşmanlık ve dostluklara yer yoktur. Ülkelerin ilişkilerini çıkarları belirler. Bu çıkarlarda zaman içinde değişiklik gösterebilir. Bazen bir düşmanca tavırdan korunmak için yeni bir ittifak arayışına girilebilir, bazen de oluşturulmuş ittifakın artık ülkenin aleyhine işlemeye başladığı görülünce arayışlara yönelmek söz konusu olabilir. Sebebin ne olduğundan çok sonuçları önemlidir. Hemen belirtelim ki, Türkiye, Rusya ve İran arasındaki son buluşma ve görüşmeler Türkiye’yi bu yola zorunlu olarak itmiştir. Yani, yeni arayışın sorumlusu Türkiye değil ABD ve AB’dir. Bu gerçeği tespit ettikten sonra dış ilişkilerimizin geleceğini doğru okumak mümkün olabilir. Söz gelimi ister ABD sempatizanı ister karşıtı herkes görüyor ve biliyor ki, ülkemizde yaşanan bundan önceki darbelerde olduğu gibi son darbe girişiminin arkasında da ABD vardır. AB ülkeleri ise gerek darbe girişimi sırasında gerek sonrasında seçilmiş iktidarın değil darbecilerin yanında yer almışlardır ve bunu gizlemeye bile duymamışlardır. Böyle olunca Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkilerini gözden geçirmesi kadar doğal bir sonuç olamaz.

İnsaf sahibi herkes Türkiye’nin haksız bir muameleye tabi tutulduğunu görüyor. Hatta bazı Avrupalı politikacılar, “Türkiye’nin Avrupa ile yollarını ayırabileceğini” söylüyorlar. Bunu söylerken de Türkiye’yi böyle davranışta haklı buluyorlar. ABD’nin tavrından bahsetmeye bile gerek yok. Artık açıkça görülüyor ki, Türkiye ABD ile ilişkilerinden sürekli zararlı çıkıyor ve hatta ABD’nin bölgemize yönelik politikalarında Türkiye’nin parçalanmasının bile olduğu biliniyor. Böyle olunca Rusya ve İran ile geliştirilen ilişkilere ABD ve AB’nin izin vermeyeceğini söyleyen bir takım yerli kalemlerin ve ilim(!) adamlarının yaptıkları işi ABD ve AB adına aba altından sopa göstermek olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Bu tipler öylesine Batı ve Haçlı hayranları ki, Rusya ve İran ile ilişkilerden nasıl bir sonuç çıkacağını beklemeden söz konusu ülkelerle stratejik değil, taktiksel bir ittifak çıkabileceğini ileri sürüyorlar. Sanki ABD ve AB ile birliktelik taktiksel değil stratejik bir ortaklıkmış gibi bir hava estiriyorlar. Kimsenin kendisini ve toplumu kandırmasına gerek yok. Türkiye’nin geçmişte ABD ve AB ülkeleri ile ilişkiler de bugün Rusya ve İran ile geliştirmeye çalıştığı ilişkiler de taktikseldir. Bu ülkeyi yönetenlerin ABD’yi her fırsatta stratejik müttefik olarak nitelendirmelerine kendilerinin de inanmadığını düşünüyorum. Peki, Türkiye’nin hiçbir şartta stratejik ittifak oluşturma imkânı yok mudur Vardır. Bunun adı da İslam Birliğidir. İslam Birliği sağlanana kadar gerçekleştirilen tüm ittifaklar taktikseldir. Bir zalimin zulmünden bir başka zalimi yanına alarak kurtulma hamlesidir. Çünkü yeryüzünde adaletin ve barışın sağlanmasının şartı İslam Birliği’dir. Ne mutlu bu yolda emek veren ve ter dökenlere.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.