Marks galiba haklıydı

Marks galiba haklıydı

İdeolojiler gerçekleri sistematik bir şekilde açıklamazlar; tersine sistematik olarak saklarlar ve mutlaka çarpıtırlar.
Sevgili Atilla Yayla'nın önceki gün Zaman yorum sayfasındaki, son küresel krizi yorumlayan yazısı böyle bir yazı. Liberalizm en keskin biçimiyle bir ideolojiye dönüşünce, bizim hissemize gerçekte ne olup bittiğini bir türlü anlayamamak düşüyor.


Yayla'nın cesaretle savunduğu "serbest piyasa radikalizmi"nin tam karşı kutuptaki muadili herhalde Karl Marks'ın öğretisi olmalı. Son krizin Marks'ı haklı çıkardığını ileri süren ve Marksizmle yakından uzaktan alâkası olmayan önemli isimler var. Başlığa koyduğum bu tezi söyleyen ben değilim, Cantenbury Başpiskoposu Rowan Williams bu tezi savunanlardan biri. Williams sıradan biri değil; bütün Anglikanların yani İngiltere'nin ruhanî lideri. Spectator'a 24 Eylül'de yazdığı yazının başlığı şöyle: "Marks, kapitalizm hakkında kısmen haklıydı". Başpiskopos'un hak verdiği şey ise, Marks'ın "Gerçek hayatta var olmayan şeylere güç ve temsil yeteneği atfeden kontrolsüz kapitalizmin bir tür mitoloji haline gelmesi"ne dair gözlemleri. Marks'ı "bilimsel sosyalizm" veya "komünizm"in ideologu olmaktan önce kapitalizmin çok güçlü bir eleştirmeni olarak hatırlayınca, ben de Rowan Williams'a katılıyorum. Yayla'nın ürettiği mitoloji, galiba Marks'ı haklı kılan örneklerden biri. Bu mitoloji bütün benzerleri gibi finans sektörü üzerinden üretiliyor.


Mitolojiye giriş, yani gerçeklerden kopuş, Yayla'nın yaptığı gibi varolmayan itirazlara cevaplar vererek başlar. Yayla, sağcı ve solcu piyasa ekonomisi karşıtlarının sevinç içinde kapitalizmin çökmekte olduğunu söylediklerini ileri sürüyor. Bunu söyleyen kimse yok. Kapitalizmin, yani pazarın belirlediği serbest mübadele düzeninin sona erdiğini hiç kimse, hatta Marksistler bile öne sürmüyor. Söylenen şu: Küresel kapitalim derin bir kriz yaşıyor ve bu krize yol açan da finans sektörü. Kriz ABD'de, finans sektöründe yaşanıyor. Küresel kapitalizm bu finans kapitalin kurduğu mimarî ile yaşadığı için kriz, bütün dünyayı etkiliyor. Sadece ABD'nin finans sektörü üzerinde oluşturduğu tekelin sona ermekte olduğu, tam da piyasa ekonomisine uygun şekilde finans sektörünün çoğullaşacağı ileri sürülüyor. Bu kriz yüzünden küresel ölçekte bir durgunluk, hatta bir daralma bekleyenler var; ama kapitalizmin sona ereceği kehanetini yapan ve ciddiye alınan bir kâhin henüz ortada yok.


Önceki gün, Temsilciler Meclisi de Senato gibi 850 milyar dolarlık kurtarma paketini kabul edince Başkan Bush Beyaz Saray önünde kısa bir konuşma yaparak, yasaya emeği geçenlere teşekkür etti. Bir cümlesi olup bitenleri aydınlatmak için yeterli. Bush, kurtarma yasasının geçmesi ile "ABD'nin finans sektörünün dünya ekonomisindeki liderliğinin devam edeceğini" söyledi. ABD, dünya ekonomisini yöneten kendi finans sektörünü kurtarıyor; dünya kapitalizmini değil.


"Crony kapitalizm"in, Yayla'nın kurduğu özdeşliğe karşı devlet kapitalizminden farklı bir şey olduğunu kaydederek, serbest piyasa kapitalizmini devlet kapitalizmine karşı savunmasını anlayabiliriz. Ama devlet kapitalizmi, son krizde ABD'de görüldüğü üzere serbest piyasa kapitalizmini kurtarmak için yaratılıyor; yani krizin sebebi değil sonucu. Sonuçları sebep zannederek giriştiğiniz açıklamalar sadece mitolojilere katkıda bulunurlar.


Kriz devletçi kapitalizmin, hatta serbest piyasa kapitalizminin ürünü değil. Dünya ekonomik sistemi, ABD'nin sahip olduğu malî sermaye tarafından işletiliyor. Bu ayrıcalık ABD'ye, piyasa şartlarında sahip olduğu reel ekonomik gücün iki katı bir zenginlik sağlıyor. Artık işlemeyen bu sistem; kriz de bu yüzden çıkıyor. Yayla'nın piyasa radikalizmini savunurken hiç dikkate almadığı yalın gerçek bu. ABD ekonomisini dışa kapalı bir ulusal ekonomi olarak analiz etmek mümkün olsa, Yayla'nın iddiaları bir yere yerleşecek. Dünya ekonomisi alıcı ile satıcının özgürce karşılaştığı piyasanın, küresel ölçeği olsa sorun çıkmayacak. Marks'ın mitoloji dediği şey de işte bu finans sektöründe gerçekte olup bitenler ile söylenenler arasındaki far.


Yayla'nın bu finans krizi ile devletlerin para basması arasında kurduğu ilişki, mitolojinin içine bir ütopya yerleştirmekten ibaret. Ütopya, çünkü ABD'yi sahip olduğu gücün yarısında vazgeçmeye kim ikna edebilir?


Son kriz kapitalizmin değil, Yayla'nın ürettiği türden mitolojilerin çöküşünü gösteriyor. Bizim bu tür ideolojik yargılardan uzak, gerçeklere ihtiyacımız var. Esaslı bir kapitalizm, özellikle finans kapital eleştirisine.


Ne dersiniz: Marks gerçekten haklı mıydı? Bence bu sorunun kendisi bile olan biteni anlamak konusunda Yayla gibi piyasa radikallerinden daha fazla bize yol gösterebilir.


Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi