Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Hesap sormak için bağımsız olmak gerek!

Hesap sormak için bağımsız olmak gerek!

Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Aktütün Karakolu'na Cuma günü yapılan "PKK saldırısı" sonucu "15 askerimizi şehit verdiğimizi, 2 astsubayımızın kayıp olduğunu ve 20 askerimizin de yaralandığını" biliyorsunuz... Öncelikle, Cenab-ı Allah'tan şehitlerimize rahmet, yaralılara acil şifalar ve ailelerine sabırlar dilemek istiyoruz... "Şehit aileleri" başta olmak üzere milletimizin başı sağolsun... Bizler ne kadar "üzüldük" desek de, şehitlerimizin aileleri kadar üzülmemiz mümkün değil!.. Öyle ya; ateş düştüğü yeri yakar... İşte bir kere daha 15 ocağa ateş düştü ve en çok da düştüğü yerleri yaktı...
Bu tür duygu ve temennilerde bulunmak; şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailelerine sabırlar, yaralılarımıza acil şifalar dilemek, bizim insanlık borcumuz... Ancak, bu "insanlık borcu"nu yerine getirmiş olmak, bu "kahpe saldırı"yı yapanlara karşı gerekli tedbirleri almayanlara "hesap sorma" sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz...
Evet, "hesap" soruyoruz;
"Niye tedbir alınmadı?"

BEŞİNCİ SALDIRI... 44 ŞEHİT!
Dünkü gazetelere bakma imkânınız oldu mu?.. Eğer gazetelere bakma imkânınız olduysa, "Vakit farkı"nı herhalde görmüş olmalısınız...
Taraf ve Radikal gazeteleri ile elbette Vakit dışında tüm gazeteler "hain saldırı"yı, adeta "Resmî Gazete" havası içinde sunup, etliye-sütlüye karışmazken; üç gazete, evet Vakit, Taraf ve Radikal gazeteleri, saldırı haberiyle birlikte "sorumluları" da eleştirdi, onlardan "hesap" sorulmasını ve hatta onların "istifa" etmesi gerektiğini söyledi.
Bizler hesap sorduk, çünkü;
Aktütün Karakolu, 1992'den bu yana tam "5 ayrı saldırı"ya maruz kalmış ve o karakoldaki şehit bilançomuz da 44'e yükselmişti.
O halde, o karakol, neden bir türlü korunamamıştı?.. Bu soruyu, "ordunun en yüksek kademesi"ne sorduk ve cevap istedik... Zira, bu cevabı istemek; sadece bir "gazeteci" olarak değil, "vatanını ve milletini seven insanlar" olarak bizim hakkımızdı!..
O soruları hâlâ soruyoruz.
Sorularımıza ısrarla cevap bekliyoruz.
Çünkü bu olayın üstü "hamasî nutuklar" atılarak, "kanları yerde kalmayacak" gibi klişeleşmiş sözler sarfedilerek örtülemez!..

“AKREDİTE”LER SORAMAZ!
Evet, bu "soru"ları gayet açık ve net, üstelik hiç kimseden çekinmeden soruyoruz; çünkü biz "bağımsız, bağlantısız ve güdümsüz" bir gazeteyiz...
Biz; "akredite" olmakla "bağımsızlığını yitirme"yi birbirine karıştıran gazetelerden değiliz!..
Dün, "akredite gazeteleri" görmüş olmalısınız...
En basit bir olayda bile "sorumlulara hesap soran" Genelkurmay'dan akredite gazeteler, dün büyük bir "acziyet" içine düşmüş olmalılar ki; "dut yemiş bülbül sessizliği" içindeydiler!..
Bırakın "hesap" sormayı, en ufak bir "eleştiri" bile yapamadılar!..
Onları görünce, şöyle düşündük;
"Akredite" olmak demek, "bağımsız olmayı kaybetmek" demek mi acaba?.. "Akredite" olmak demek, "askerin hata ve ihmallerini görmemek" demek mi acaba?.. "Akredite" olmak demek, "dut yemiş bülbüle dönmek" demek mi acaba?..
Nerede kaldı basın özgürlüğü?..
Nerede kaldı bağımsız gazetecilik?..
Ve nerede kaldı objektiflik?..
Hiç olmazsa;
"ABD ile anlık istihbarat paylaşımı" yaptıklarını övüne övüne söyleyen ve bu istihbarat sonucu Kuzey Irak'taki PKK kamplarını vurduktan sonra; "PKK kampları bizim için bundan böyle BBG Evi gibidir" diyenlere hesap sorulmalı değil miydi;
"Bu mu sizin BBG eviniz?!?.."

HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI ‘GOLF’TE!
Bu ve benzeri sorular, bundan sonra da sorulmaya devam edilecektir... Ancak, bu vesileyle; adına ister "rezalet" deyin, ister "vehamet" deyin, şu konunun da "sorgulanması" gerektiğine inanıyoruz:
Kuzey Irak'taki "BBG Evi"(!)nden çıkan teröristler, saat 12.00 civarında, yani "Cuma Namazı" sıralarında Aktütün Karakolu'nu roket yağmuruna tutuyor.
Çatışma 5 saat sürüyor.
Sonuç; 15 şehit, 20 yaralı!..
PKK'lı teröristler de 23 adamlarını kaybedip, geldikleri inlere geri çekiliyorlar.
Dünkü Vakit'te de sorduğumuz gibi;
PKK'lı teröristler "pusu" filan kurmuyor, "doğrudan saldırıyor" ve bunu "güpegündüz" yapıyor!..
Hem de, "4 kilometre öteden" ve "yürüyerek" geliyorlar!.. Üzerlerinde de "ağır silahlar" var!..
Dahası, "400-500 kişilik bir grup"la saldırıyorlar ve "3-4 saatlik çatışma"dan sonra, arkalarında "23 ölü" bırakarak geri çekiliyorlar!..
Bu "3-4 saatlik çatışma" esnasında, niye "helikopter" veya "uçak" desteği yok?.. 400-500 terörist, niye kuşatılmadı, niye imha edilmedi?..
Evet, sorduk;
"Uçak"lar nerede, "helikopter"ler nerede?..
Acı ama gerçek... "Asıl sorulması gereken soru"yu maalesef sormamışız!..
Sormamız gereken "asıl soru" şuydu:
"O an, Hava Kuvvetleri Komutanı neredeydi?"
Evet, bu soruyu sormadık... Çünkü "akredite" olmadığımız için "Hava Kuvvetleri Komutanı'nın nerede" olduğunu bilmemiz mümkün değildi...
"Akredite gazeteler"den öğrendik ki;
Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Aydoğan Babaoğlu, "PKK'nın saldırdığı" saatlerde, Antalya Golf Kulübü'nün düzenlediği "Golf Turnuvası"ndaymış!..
Evet, evet;
Aktütün Karakolu'nda 15 askerimiz şehit olup, 20 askerimiz yaralanırken; "PKK'ya müdahale" etmesi gereken "helikopter" ve "uçak"larımızın komutanı, Antalya'da "Golf Turnuvası"ndaymış!..
PKK'lı teröristler "delik"lerinden çıkarlarken, komutanımız "deliğe top sokmakla" meşgulmüş!..
Yine de anlayışla karşılamak mümkün... Öyle ya; belki de haberi olmamıştır!..

BU BİR VURDUMDUYMAZLIK MI?
Peki, haberi olduktan sonra ne yapmış sayın komutanımız... Golfü molfü bırakıp, uçağa atladığı gibi Ankara'ya mı gelmiş?..
Malûm, Başbakan Tayyip Erdoğan öyle yapmıştı... "Facianın boyutu"nu öğrenir öğrenmez; "Bu şartlarda geziye devam edemeyiz" demiş ve gezisinin Moğolistan ayağını iptal edip, Türkmenistan'dan geri dönmüştü... Erdoğan'ın, "Türkiye'ye döneceğini" söylediği saatler, 13.00 civarıydı... En azından televizyonlar o an haber verdiler...
Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Aydoğan Babaoğlu'nun "Antalya Golf Turnuvası"ndan ayrıldığı saat ise, Erdoğan'dan 3-4 saat sonrası, yani saat 16.30 civarıydı, iyi mi?..
Bu bir "vurdumduymazlık" mıdır, yoksa "basiret bağlanması" mı?..
Her ne olursa olsun; Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Aydoğan Babaoğlu'nun; "PKK saldırısından 27-28 saat sonra" Ankara'ya dönmesinin sebebi sorulmaya devam edilecektir!..
Sadece Org. Babaoğlu'nun değil, "tüm sorumlular"ın ihmal ve hataları da bundan böyle sorulmaya ve "istifaları" istenmeye devam edilecektir!..
Çünkü, bir "yılan" bile aynı delikten bir defa sokar!.. Yılanın ikinci defa soktuğu insan, "ahmak"tır!..
Peki, PKK'nın aynı karakola 5 defa saldırması ve 44 askerimizi şehit etmesi ne ile izah edilir?!?..
Selam, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi