25 Mayıs 2017 Perşembe28 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 15°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 98.314 0.61
  • Altın: 144,066 0.19
  • Dolar: 3,5732 0.14
  • Euro: 3,9941 0.01

Sünnet Dinin Asli Bir Delilidir

Cemal Nar

Sünnet, lügatte adet, yol, siret gibi manalara gelir. Dinde ise, Peygamber’in (s.a. v. ) söz, fiil ve takrir ve tasvipleridir. Sünnet ile Hadis eş anlamlı olarak kullanılabilir. Bazen sadece peygamberimizin sözleri için "hadis” terimi kullanılır, bazen de Sünnetin yazı ile tespit şekline hadis denir.

Bu bakımdan Sünnet: farz, vacip, Sünnet, sıhhat, fesad, butlan gibi hükümlerin delillerinden bir delil, teşri kaynaklarından bir kaynaktır.

Fıkıhçılar ise Sünneti:"Peygamberimizin farz ve vacip dışında, ibadet maksadı ile yaptığı ümmetinden de yapılmasını istediği şeri hükümlerdir şeklinde tarif ederler. Mesela ezan okumak, sabah namazından önce iki rekat namaz kılmak Sünnettir.

Sünnetin huccet oluşunun delilleri çoktur. Bütün İslam alimleri, Sünneti, Kur’an’dan sonra bir teşri kaynağı olarak kabul etmişler ve bu konuda bazı ayet ve hadisleri delil olarak göstermişlerdir. Ayrıca icma ve akli delillerle de, Sünnetin bir delil olduğu açıktır.

Bu deliller hadis usulü kitaplarımızda ve bizim internet sitemizde uzun uzadıya yazılıdır. Bunları tekrara gerek görmüyoruz. Öyleyse bir gerçeği açıklayalım:

Sünneti delil görmeyen, aklını batının çağdaş değerleri ile bozmuş  "gavur hayranı" ve verdikleri zarar göz önüne alındığında "proje" olmaları muhtemel kimi Müslümanlar, hiç şüphesiz hem zır cahil, hem de açıktan açığa bid’atçı sapıktırlar.

İmanlarını ve ahlaklarını kurtarmak için yeterli ilimle kendini yetiştirememiş Müslümanların, bu gibi sapık insanlardan uzaklaşmaları ve değersiz sözlerini dinlememeleri gerekir. Allah şerlerinden muhafaza etsin.

Neymiş?

İslam’ın bir tek aslî delili var imiş. O da Kur’an imiş. Sünnet ve hadis asla dinde aslî veya tali bir delil olamazmış.

Sebebi de hadis zamanında yazılmamış. Peygamberimiz bunu yasaklamış. İleriki zamanlarda yazılması da yanlış imiş. Bu rivayet kültürü İslam’ın başına bela olmuş. “İndirilmiş Dini” din olmaktan çıkararak “Uydurulmuş Din” haline getirmiş. Sünnet ve hadisleri atarsak, sorun bitermiş. İlim ve yazmamak. Bunu da heyecanla anlatıyorlar. Güler misiniz, ağlar mısınız?

Üstelik üslupları da çok bozuk. Sadece kendilerinin konuştuğu salonları filme alarak televizyonlarında ve sosyal medyada durmadan yayınlıyorlar. Konuşurken ağır başlı, oturaklı, temiz dil ve üsluplu bir alimi göremiyorsunuz maalesef. Hep saldırı, hakaret, aşağılama, en uç örnekleri herkese teşmil etme. Ve bir de yersiz ve bıktırıcı jest ve mimikler, yapmacık ses tonları, tabiilikten uzak bir konuşma.

Bir alimin konuşmasını değil de sanki çadır tiyatrosunda İsmail Dümbüllü Üstadı izliyorsunuz.

Bir şey dikkatimi çekiyor. Bunların yanında olan aklı başında insanlar, bir iki sene sonra kayboluyorlar. Nereye gittiler?

Gayet açık, saçmalığı gördüler ve o mekanı terk ettiler. Bunlar da kelebekler misali bir iki mevsim yaşar, sonra fikir çöplüğünde yerlerini alırlar. Asırlar boyunca akıp gelen gür ilim ırmağı, gürül gürül akmaya devam eder. Üzüntümüz, zarar verdikleri cahilleredir.

Sünneti inkar eden zavallılar kendilerince basit ve gülünç iddialar ortaya koyuyorlar. Onların yanlış itirazlarına geçmişte reddiye için çok kitap yazılmıştır. Biz de bir iki hatırlatmada bulunalım:

1- “Hz. Peygamber önceleri hadis yazımını yasaklamıştı” deniyor. Aynen bektaşinin "namaza yaklaşmayın” ayetini okuyup ta “sarhoşken” tarafını okumamaları gibidir. Evet, önceleri Kur'an'a karışmasın diye hadis yazmak yasaklandı ama sonra bu emniyete alınınca izin verildi. Tıpkı mezarlık ziyareti gibi. Hadis ve usul kitapları ortadadır.

2- Hadisi ret edenler, sahabeyi ve tabiileri kötüler dururlar. Hep kötü tarafları anlatılan o dönem insanları bunu böyle anlatan zavallıların döneminden bin kat daha iyidir. Şahıs olarak da sahabiler ve tabiiler ile bunlardan bin kat faziletli insanlardır.  Neden onların iyiliklerini hiç vurgulamazlar? Bu nasıl bir kör bakıştır böyle?

3- Hadis rivayetinin bir kaidesi kuralı vardır. İş onların anlattığınız kadar basit değildir. Ama hadis uydurulmamış da değildir. Sahih hadisin bir ölçüsü de Kur'an'a uymaktır. İyi ama bu dün bilinmiyor değildi ki. Yeni çıkmış, bunu ilk defa kendileri söylüyormuş gibi bir tavır cehalet ve hakkı örtmektir.

4- Hadisi taşıyan sahabe, tabiin gibi nesiller, aynen Kur'an'ı da taşıyan nesillerdir. Hadisi inkar edenler, bu işi yaparken aslında Kur'an'ın altını oyuyorlar. Yarın yıkım sırası ona gelecektir. Şuursuzca bir hareket. Yok, şuurlu yapılıyor olursa, bu doğrudan Kur'an'a düşmanlık olur ki daha tehlikelidir. İmana zarar verir.

5- Bu hareketi ilk defa Hindistan'da İngilizler başlatmıştır. Ama ters tepti. Dikkat edilirse bu tür yazılar içeride ve dışarıda aynı ağızların tekrarıdır. Bu batının bir projesidir. Bu bir kafir oyunu ve batılın fitnesidir. Onları ve maşalarını taklit ederek hadis ilmini, rivayetleri bu kadar küçümsemek, zaten konuyu bilmemenin alametidir. Bu bir uzmanlık alanıdır. Üç beş makale okuma işi değildir.

6- Geçmişin hatalarını görmek ve onlardan ders almak başka bir şey, geçmişi tamamen karalamak ve inkar ile reddetmek başka bir şeydir. Selefi salihine hürmet, müslümanların şiarıdır, genel kabulü ve ahlakıdır. Aksini söylemek gurur, kibir, enaniyet ve ucb, yani kendini beğenmişlik ve cahillik alametidir. Allah her Müslümanı bundan korusun.

Kaldı ki tarihi iyi okusunlar, kafirler zulüm ve kötülükte onlardan bin beterdir. Yok, ille de onları beğeniyorlarsa, kendi ecdadını bırakıp onların evlatları olabilirler. Kim karışabilir?

Evet, bulmuşlar bir “kertenkele hadisini”, koca Buharî’yi onunla yok etmeye çalışıyorlar. O hadisi anlayacak kafa da yok bunlarda. Yok hayvana “fasık” denmiş. Yok canlının suçu neymiş vs. vs. Bu ne aptallıktır böyle?

İki şey sorayım, tarihe ve günümüze bakın, Müslümanlar işi gücü bırakıp da kertenkele avına mı çıkmışlar? Kaldı ki onu bile yanlış biliyorlar. Keler ile kertenkele aynı hayvan değildir. Keler, eti yenen bir hayvandır. Eti koktuğu için, tıpkı soğan sarımsak gibi Peygamberimiz yememiştir ama yiyenlere de yasak koymamıştır.

Kurbanda hayvan kesimine itiraz edenler gibi bunlar da soruyor, hayvanın suçu ne?

Be adam, içinde cıvıl cıvıl çocuklarının oynadığı veya uyuduğu evinde sen akrep görürsen öldürmez misin?

Biz yine de onlar için dua ediyoruz, Allah Teâlâ akıl ve basiretlerini açsın. Amin.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.