20 Ekim 2017 Cuma30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:48Güneş 07:14Öğle 12:56İkindi 15:54Akşam 18:25Yatsı 19:44
    • 29°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 15°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 27°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,356 0.09
  • Dolar: 3,6718 0.38
  • Euro: 4,3266 -0.03

Erdoğan şimdi!

Abdurrahman Dilipak

Doğan’ın istekleri tek tek yerine geliyor. Erdoğan ABD ve IMF’ye yanaşıyor.. Dışarıdan bakınca görünen manzara bu..
Yoksa doların bu kadar yükselmesi, onun yüksek tonlu meydan okumasına derin bir cevap olabilir mi?
Hem zaten madem ABD Irak’tan çekilmeye başlıyor, İran’la görüşmek için masaya oturması söz konusu, Türkiye daha önce Suriye ile İsrail arasında yaptığı arabuluculuğu, İran’la ABD arasında yapabilir mi?
Ama ABD’nin önce Erdoğan’dan bir isteği var: ABD’nin PKK’yı desteklediği iddialarından vazgeç! Çünkü böyle bir söylem ABD’yi Türklerden, Türkiye’den uzaklaştırıyor.. Böyle bir stratejik ortaklık olmaz demeye getiriyorlar..
Bu arada MSB Vecdi Gönül’ü izleyin...
Vakit ve Taraf’ı da.
Erdoğan’ın yurt dışındaki paraları ülkeye çekmek için uyguladığı mali politikalar da önemli. 2B konusu da bugün aslında 2009 krizini aşmaya yönelik bir tedbir olarak düşünülebilir..
Merkez Bankası’ndaki dolar stoğunun 2009 için ihtiyad olarak düşünülmüş olabileceğini de not etmek gerek..
Dolar yükselsin ki, Türkiye dış ödemelerde sıkıntı yaşasın. Piyasada durgunluk olsun, işsizlik artsın, insanlar sokağa çıksın..
Darbe şartlarını oluşturmak için nasıl teröre göz yumuluyorsa, bugün de krize onun için göz yumuluyor..
Örtülü bir savaş yaşanıyor aslında..
IMF’nin Türkiye’ye gelip kredi istemesi, Erdoğan’ın umursamaz tavırları, hep bu örtülü savaşın bir tezahürü.
Bu arada Ergenekon ve malum sermaye çevreleri, krizi bahane ederek iktidarı köşeye sıkıştırmaya ve halkı kışkırtmaya çalışıyor..
Erdoğan daha önce meydan okuduğu çevreler karşısında şimdi daha sessiz.
Erdoğan şimdi ne yapacak?
Uzun zamandır konuşulan kabine değişikliği olacak mı göreceğiz...
Seçim öncesi nasıl bir politika izleyecek, o da önemli..
Aday belirleme süreci, parti içinde krize sebeb olabilir.. O konuda son derece dikkatli olması gerekiyor..
Özellikle Kurban Bayramı sonrasına dikkat etmek gerek.
Obama’nın koltuğuna oturduktan sonra Ortadoğu’da atacağı yeni adımlar da önemli.. Erdoğan’ın sürekli olarak göz ucuyla ABD ve AB’yi izlemesi gerekiyor..
Zaafiyet gösterdiği an, irtica ve terörü tekrar sokağa salarlar..
Ayakta iken elini öpmek için sıraya girenler, yorulup oturunca saldırırlar, düşünce, tekmeyi savururlar..
Ergenekon davası sürdüğü ve bu işler sonuçlandırılmadığı sürece orada oturan kimseye rahat yok.
Başbakan Erdoğan, ABD dönüşü krizi gerekçe göstererek kredileri geri çağıran ve faizlerle oynayan para piyasası yöneticilerini sert bir şekilde uyardı.. Sanayicinin 7 katrilyonluk çığlığının arkasında yatan sebeb önemli. Bankalar sadece Ekim ayında 6.6 milyar YTL’lik krediyi piyasadan çekti. Her ay 5 milyar YTL artan kredilerdeki ani daralma, şokun boyutunu daha da artırıyor. Bankaların piyasaya kullandırdığı YTL krediler geçen ay % 3.4, dövizli krediler ise % 7.9 azaldı. Bunun üzerine TOBB ve hükümet harekete geçti..
Kamu bankalarında önemli bir geri çekilme yok. Yabancı bankaların da kredi hacminde 2 milyar dolar dolayında bir gerileme söz konusu. Asıl kaçış yerli özel bankalarda. Onlar yabancılardan daha insafsız.. Bu nokta aslında önemli.. Kriz lobisinin adresini doğru tesbit etmek için iyi bir kriter aynı zamanda.. Doların bu kadar yükselmesi tabii bir şey değil. Ekonomisi batan bir ülkenin parası normalde bu kadar yükselmez. Bu tamamen konjonktürel bir durum ve bazı örgütler bu durumu kullanıyor..
Şimdi herkes Haziran krizini konuşuyor. Türkiye’nin 2009’da önemli miktarda dövizle borç ödemeleri var.. Darbecileri de umutlandıran bu..
Zaten mahalli seçimler öncesi bir kampanya başlatıp AK Parti’yi köşeye sıkıştırmaya çalışacaklar. Nisan, Mayıs, Haziran. O 3 ay da zor geçecek. Ardından yaz durgunluğu. Ağustos askeri şûrası. Birileri bu fırsatı iyi değerlendirmek istiyor. Anlayacağınız 2009 zor geçecek!
Onun için bayram sonrası bastıracaklar.. Hükümet de buna hazırlık yapıyor. Vergi, teşvik ve muafiyetlerde yeni düzenlemeler gündeme gelecek..
Bu arada tabii, irtica ve teröre, yeni yolsuzluk ve benzeri sansasyonel olaylarla ilgili basında çıkacak haberlere hazırlıklı olmak gerek.. “Ekonomi battı - batıyor” lafını bundan sonra daha çok duyacaksınız. Batanlar da olacak elbette. Batan firmaların yöneticileri, işsiz kalan işçilerin ve sendikacıların feryadını daha çok duyacaksınız. Maaşını alamayan işçilerin boykotları..
Bildik şeyler bunlar..
Zaten global bir kriz var, bizimkiler de yangına körükle gitmeye hazırlanıyorlar. Oysa bu krizden Türkiye kârlı çıkabilirdi.. Hâlâ da çıkabilir..
Siz krizi yönetirseniz kârlı çıkarsınız, kriz sizi yönetirse kaybeden tarafta olursunuz..
Asıl mesele bu. Tabii krizi yönetmek için önce kriz lobilerini kontrol altına almalısınız.. Kayıt dışını ve karaborsayı kontrol altına almalısınız. Tabii önce petrol kaçakçılığını önlemelisiniz.. Bunun en kestirme yolu da petroldeki aşırı vergilerin kaldırılması.. Kaçak durur, devletin geliri azalmaz, reel sektör nefes alır..
Şimdi herkesin daha sorumlu, dikkatli davranma zamanıdır..
Selam ve dua ile..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.