Kahramanlarımız

Kahramanlarımız

Güzel ameller bu dünyayı güzelleştirdiği gibi güzel sözleriniz cennetteki içeceğinizi tatlandırır. Yaptığınız iyilikler cennetteki güllerinizi renklendirir. İki dünyanız cennet olur.

İyi güzel sözlerin, karanfil bahçesi üzerinden esip gelen imbat rüzgarı gibi cana can kattığını, kötü sözlerin küllük üzerinden esip gelen sam yeli gibi olduğunu bilelim.

İçtiğimiz suyun kaynağına baktığımız gibi sözü söyleyene de bakacağız.

Temiz suyun çeşmesini de güzel yapmış atalarımız.

Güzel sözün çıktığı yer de güzel olmalı.

Çirkinse güzelleştirmeli.

Güzel peynir, domuz derisine basılır ve oradan sofraya gelirse, mide bulandırdığı gibi güzel sözler de güzel ağızlardan alınmalı.

“ (Müslüman’a gerekli olan, Allah’a) İtaat etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddileştiğinde, Allah’a (verdikleri sözde) sadık kalsalardı elbette daha hayırlı olurdu.” (Muhammed suresi 21)

İmanında eksiklik olanlar, rahat ve keyif içinde iken, kahramanlık gösterisinde bulunuyorlar. “Düşmanla karşılaşsak da şöyle hadlerini bir bildiriversek. Harbe ne zaman çıkacağız?” diye soranlar hakkında ayet nazil olur.

“İman edenler: “(Savaşı emreden) bir sûre indirilmeli değil miydi?” diyorlar. Manası açık bir sûre indirilip, orada harpten bahsedilince, kalplerinde hastalık olanların, ölümden baygınlık geçirenlerin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Onlara yakışan da odur.” (Muhammed suresi 20)

Halbuki sevgili peygamberimiz, “Düşmanla karşılaşmayı istemeyiniz. Karşılaştığınız zaman ise sebat ediniz” buyurmuştu. (Buhari, cihad 112, Müslim, cihad 19)

Biz, bu dünya hayatında su gibi akmak ve geçtiğimiz yeri yeşertmek isteriz.

Verimli insan gönülleriyle aramıza kâfirliğin kara engelleri konulmasın isteriz.

Ama engel koyanlar olursa yine de yolumuza devam eder engelleri aşarız.

İstiklal Marşımızdaki “Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım” mısraı bizi anlatmaktadır.

Hasta kalpliler, iyi günlerde herkesten daha kahraman görünürler.

Zor günlerde ise zorbaların yanında yer alırlar.

Midesinde sarımsak olanın onun kokusunu gizlemek için misk veya karanfil yutsa bile koku onu ele verdiği gibi içinde münafıklık hastalığı bulunanlar da seslerinden belli olur diyor Rabbimiz.

“Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah’ın onların kinlerini dışa çıkarmayacağını mı zannettiler?” (Muhammed suresi 29)

“Dileseydik onları sana gösterirdik ve sen de sîmâlarından onları tanırdın. Elbette sen onları seslerinin tonundan tanırsın. Allah onların amellerini biliyor.” (Muhammed suresi 30)

Biz, bu dünya hayatını oyun ve oyuncak gibi göreceğiz. Oyuncaklarımız, çocukların oyuncaklarının biraz büyüğü. Evlerimiz, arabalarımız, uçaklarımız, kalemlerimiz, silahlarımız v.s.

Oyuncaklarımızı helal yollardan kazanmaya, güzel yerlerde kullanmaya özen göstermek için Allah’a ve Rasülüne itaat edeceğiz.

Çünkü oyuncaklarımızı yaratan Allah’tır.

Eğer kafirlerin kurallarına uyarak bu oyuncakları kullanırsak, oyuncaklarımızın çoğunluğu yakıcı, yıkıcı, yok edici silahlar olur.

Kahramanlarımız da Bush veya Şaron olur.


Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi