Nil'de iki Türkolog

Nil'de iki Türkolog

Mehmed Akif, 1920'li ve 30'lu yıllarda Kahire Üniversitesi'nde Türkçe dersleri vermişti. Üniversitenin bir dersliği bugün Akif'in adını taşıyor. Akif'in sadece nâmı değil misyonu da yürüyor bu asırlık üniversitede. Prof. Dr. Asuman Akay Ahmed, Prof. Dr. Zeynep Ebu Senna, Dr. Şevki Ahmed gibi birbirinden kıymetli Türkologlar, Mısırlı öğrencilere Türk dilini öğretiyor ve Tulunoğlu-Memluk-Osmanlı mirasını anlatıyorlar. Tabii, günümüz Türkiyesini de tanıtıyorlar. Aşk ve şevk ile yapıyorlar bu işi. Aşkları ve şevkleri gözlerinden okunuyor.

Nil nehri üzerinde bir teknede Asuman Hanım ve Şevki Bey'le sohbet ediyoruz. Asuman hanım aslen Sivaslıymış. İstanbul'da büyümüş. Boğaziçi Üniversitesi'nde hocalık yapmış. Yaklaşık 20 sene önce Mısırlı Şevki Bey'le tanışmış. Onunla evlenip Kahire'ye yerleşmiş. Burada el üstünde tutuluyormuş. Asilzade muamelesi görüyormuş. Mısırlıların Türklere büyük saygı duyduğunu ve Türk kadını deyince akıllarına her şeyden evvel âdâb-ı muaşeretin geldiğini söylüyor. "Mısır'da Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmek için elimden geleni yapıyorum" diyor. "Türkiye'de de Mısır'ı en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum" diye eklemeyi ihmal etmiyor. Türkiye ve Mısır onun yüreğinde birleşip eski güzel günlerdeki gibi tek ülke olmuş, besbelli. Arapçayı ana dili gibi seviyor ve bu dilin hakkını vermeyi çok önemsiyor, ama Mısır'da Türkçenin ihyası için de canla başla çalışıyor. Bu amaçla "Türkçe Konuşan Kadınlar Grubu" diye bir 'sivil inisiyatif girişimi'ne ön ayak olmuş. Daha ziyade Türkiye kökenli gelinlerden ve Türkçeyi sonradan öğrenen Arap hanımlardan oluşan (içlerinde bir Alman gelinin de bulunduğu) bu topluluk, bir yandan Türkçeyi yaşatmaya ve Türkçenin itibarını yükseltmeye dönük kültürel faaliyetlerde bulunurken, öbür yandan hayır-hasenatla iştigal ediyormuş.

Mısır'da Türkiye ve Türkçenin son yıllarda 'yükselen değer' olmasını tarifi imkânsız bir mutlulukla karşılıyor Asuman Hanım. "Türkiye'nin Ortadoğu siyasetinde etkinlik kazanması ve bilhassa Türk şirketlerinin Mısır'da yatırım üstüne yatırım yapması, burada bir ilgi patlamasına yol açtı. Herkes bize Türkiye ile ilgili sorular soruyor. Siyasetten müziğe, futboldan sinemaya kadar Türkiye'nin her şeyini merak ediyorlar. Türkoloji bölümündeki öğrenci sayısı bu yıl ikiye katlandı. Gençler ileride Türk şirketlerinde iş bulabilmek için yana yıkıla Türkçe öğreniyorlar. Türkçe öğrenirken Türkiye'yi de öğreniyorlar. İmkânını, fırsatını bulan Türkiye'yi ziyaret ediyor. İstanbul'u görmek büyük bir ayrıcalık sayılıyor" diye anlatırken çocuklar gibi sevinçli.

Şevki Bey, Mısır-Türkiye ilişkilerinde son yıllarda kaydedilen gelişmeleri, iki ülkeyi "aynı çerçeveye" sokacak bir kaynaşma sürecinin başlangıcı olarak görüyor. Kavalalı Mehmed Ali Paşa meselesinin tatlıya bağlanması halinde kaynaşmanın daha kolay gerçekleşeceğine inanıyor. Diyor ki: "Türkler artık Mehmed Ali Paşa'yla barışmalıdır. O bir Osmanlı paşasıydı, Osmanlı'nın Mısır'daki valisiydi. Payitaht'la sürtüşmeye girmiş olabilir, ama bu onun defterden silinmesini gerektirmez. İstanbul'da da isyanlar olmadı mı? Hatta padişahlar tahttan indirilip katledilmedi mi? Sarayda cinayetlere varan iktidar kavgaları yaşanmadı mı? O hadiseler anılırken kimse ihanetten söz etmiyor, ama sıra Mehmed Ali Paşa'ya gelince hain damgası vuruluyor. Bu çok yanlış. Mehmed Ali Paşa, ömrünün sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin temsilcisi olarak kaldı. Onun soyundan gelen hidivler de Osmanlı Devleti'ni temsil etti. Mısır'a büyük hizmetleri geçen ve Mısırlıların gönlünde taht kuran Mehmed Ali Paşa'nın mirası, Osmanlı mirasının önemli bir parçasıdır. Türkler bu mirasla iftihar etmelidir."

Miras deyince: Şevki Bey, Mısır'daki Osmanlı arşivinde fevkalade dağınık bir halde bulunan binlerce belgenin tasnifi ve layıkıyla değerlendirilmesi için Mısırlı ve Türkiyeli ilim adamlarının el ele vereceği günü sabırsızlıkla bekliyor.

Kahire'den bir miras notu daha: Ömrünün 11 yılını Mısır'da geçiren Mehmed Akif'in Mısır'la ilgili şiirlerinin yer aldığı "Gölgeler" kitabı Arapçaya tercüme edilip basıldı. Ayrıca, "Mehmed Akif Ersoy'un Şiirlerinde Mısır" diye bir kitap da çıktı. Bu kitabın müellifi Asuman Akay Ahmed. Asuman Hanım'ın Türk dili üzerine bir kitabı da şu günlerde yayına hazırlanıyor.

Üstad Necip Fazıl bir şiirinde Sakarya nehrine sorar: "Nerede kardeşlerin Cömert Nil ve Yeşil Tuna?" Asuman Akay Ahmed ve Şevki Ahmed gibi köprüler sayesinde kardeş nehirler bir gün bir şekilde yeniden birleşecek inşaallah. Onların gayretleri bir duadır ve biz bu duaya cân-ı gönülden amin diyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi