Menderes'in partisi darbeseverlere düşer mi?

Menderes'in partisi darbeseverlere düşer mi?

Sabah'tan Mahmut Övür, Süleyman Soylu'nun DP'den ayrılması durumunda partinin 'birilerine' meze olacağını yazmıştı.
16 Mayıs'ta yapılacak DP olağanüstü kongresi yaklaştıkça 'mezeciler'in kimlikleri ortaya çıkıyor. Süleyman Demirel destekli Hüsamettin Cindoruk ve Süheyl Batum gibi isimlerin, DP'yi olağanüstü kongrede ele geçirmek için harekete geçtikleri haberleri yayılıyor. DP genel başkanı Süleyman Soylu'nun partiyi 'darbesever' bu insanlara teslim edeceğini düşünmüyorum.

Nasıl düşünebilirim ki? Adnan Menderes'in avukatı havasıyla yıllardır 'demokrat' cenahta barınan, 'demokrat'ların oylarıyla parlamenter ve hatta Meclis başkanı olan, ama 28 Şubat'ta kendi partisi DYP'yi parçalamak için düğmeye basan, 28 Şubat'a da, 27 Nisan e-darbe girişimine de destek veren, cumhurbaşkanlığı seçiminde Meclis'in iradesine ipotek koyan 367 şartını savunan, şimdilerde de Ergenekoncuların gönüllü kamuoyu avukatlığını yapan kişiye Menderes'in partisi emanet edilebilir mi? Ne güzel değil mi? Merkez sağı darbecilerle kol kola girerek yok edenler, bugün, son yerel seçimlerde aldığı % 4 oy oranıyla yeniden filizlenmeye başlayan DP'yi ele geçirmeye çalışıyorlar.

1960 darbesinden bu yana siyaseti, merkez sağ üzerinde kurdukları ipotekle yönetmeye alışanlar yeniden devrede. DP'yi ele geçirmeye çalışıyorlar; çünkü DP, yeni lideri Süleyman Soylu ve ekibiyle, partinin adına ve geleneğine uygun bir siyaset tarzı ve dili ortaya koyarak 'bazı mahfiller'in kontrolünden çıkmaya çabalıyor. Bizzat Soylu, partiyi Ergenekonculardan kurtarmaya çalıştıklarını deklare etmişti, hatırlarsanız.

Böyle bir duruş sergileyerek de 'birileri'nin hedefi haline geliyorlar tabii. Ne yani, AK Parti'yi bölmeye, MHP'ye el koymaya, CHP'de lider değiştirmeye çalışanlar, sonuçta altmış yıllık bir 'marka' olan Demokrat Parti'ye musallat olmayacaklar mıydı?

DP kongre delegelerinin böyle bir 'operasyon'a izin vereceklerini sanmıyorum. Bunun için önce Soylu'nun, geri dönüşünü ilan etmesi gerekiyor. 29 Mart yerel seçimlerinde DP'nin başarısız olduğu iddia edilemeyeceği gibi genel başkan da istifasını buna bağlayamaz. Son seçimlerde alınan yüzde 4 bence başarısızlık değil, büyük başarı. Tüm demokratik reflekslerini kaybeden sözümona 'merkez sağ' siyasetçilerin kirlettiği bir 'demokrat geleneği' diriltme sürecinin başlangıcı olarak da görülebilir 29 Mart seçimleri DP ve Soylu için.

Bu yeni döneminde DP yönetiminin yapmaya çalıştığı çok anlamlı ve de gerekli; iktidardaki AK Parti'ye demokrat bir alternatif oluşturmak. Kimse unutmasın; bu ülkede merkez sağ bir partinin alternatifi Kemalist-sol bir CHP değildir, hiç de olmamıştır. MHP'nin de alternatif olma çabalarının önünde partinin ideolojik sertliği ve parti kadrolarının radikal milliyetçiliği engel teşkil ediyor. MHP'yi bir 'merkez parti' haline getirmek zordur, 'sağ'lığı tartışılmazsa da. Bu çerçevede DP, temsil ettiği kimlik ve geleneksel örgütsel tabanıyla alternatif bir 'merkez sağ' harekettir. AK Parti'ye yönelik demokrat ve reformcu muhalefet stratejisiyle kendisine bir gelecek kurabilir. Ama bunun şartı, yıllardır içine düşen 'kurt'tan kurtulmaktır. Merkez sağ elmayı içten içe yıllardır kemiren ve 2002'de yok eden şey; korku ve oportünizm arasında bir yerde darbecilerle sırnaşık ve işbirlikçi bir ilişki kurma politikasıdır.

'Darbelere ve darbecilere sıfır tolerans politikası' DP'nin yeniden ayağa kalkması için yegane yoldur. Bu da Demirel ve Cindoruk gibi 'darbeseverler'le hesaplaşmaktan geçer. DP'nin 16 Mayıs kongresinin bunun için bir fırsat olacağını düşünüyorum.

Adnan Menderes ve arkadaşlarını ahlâksızca asanların torunlarıyla iş tutanların Menderes'in DP'sini ele geçirmesine, ne partisinin geçmişine ve kimliğine saygı duyan delegeler ne de Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın aziz ruhları izin verecektir.


Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi