Utanç Yasası'nda Karar Tarihi Belli Oldu...        İzmir'de silahlı çatışma: 1 ölü, 3 yaralı...        Emniyet'ten Büyükanıt'la ilgili haberlere dava...        Albay Çillioğlunun oğlundan açıklamalar...        T-37 uçaklarının uçuşu durduruldu...        Evlerinin yanışını gözyaşlarıyla izlediler...        Mevlit Kandili İstanbul'daki camilerde kutlandı...        Mardin'de 3 dilde Mevlit programı düzenlendi...        Sudan Devlet Başkanı Beşir'den savaş uyarısı...        Suriye tasarısı oylanacak...        Kız Lisesi’nde ETÖ toplantısı...        "Bildiklerimi Anlatırsam Yer Yerinden Oynar"...        
USD Alış 1.749 USD AlışUSD Satış 1.761 USD SatışEuro Alış 2.292 Euro AlışEuro Satış 2.309 Euro SatışAltın Alış 97.9710 Altın AlışAltın Satış 98.4100 Altın  Satış
 
 
12 R.Evvel 1433

4 Şubat Cumartesi 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Yavuz Bahadıroğlu - Yeni Akit
2009-06-30

Eski ailemiz, yeni ailemiz

Eski aile yapımızda, her evlenenin ev açması gibi bir sorun yoktu, ama yeni aile yapımızda var... Daha kız isteme safhasında dayatılıyor bu konu: “Kızımız ayrı oturacak”...
Böylece evlilik Peygamber-i Âlişan’ın tavsiyesinin tam tersi istikamette zorlaştırılıyor.
“Ev alınacak (ya da kiralanacak), dayayıp döşenecek, perdeler şöyle, halılar böyle, mobilyalar filanınki gibi gösterişli olacak!”
Hiçbir şey ihtiyaca göre seçilmiyor, her şey “gösteriş” tutkumuza ayarlı! Maksat “Filanın kızına ne masraflar yaptılar” densin.
Yeni bir ev açmak, beyaz eşya almak, dayayıp döşemek dünya para... Dün de söylediğim gibi, bu parayla bir aile hiç çalışmadan birkaç yıl rahat rahat geçinebilir. Borç harç denkleştiriliyor, çaresi yok. Denkleştirilirken de aile tükeniyor. (Bazı bölgelerimizde bir de “başlık parası” belası var ki, akıl-mantık kitabına sığdırmak mümkün değil).
Gerçekten de eskiden böyle bir sorunumuz yoktu. Evlenen çiftler anne babalarıyla oturur, onların deneyimlerinden yararlanarak yeni durumlarına alışırlardı. Anne babanın nezaretinde “annelik”, “babalık” öğrenirlerdi.
Avrupa’dan Türkiye’ye “çekirdek aile tipi” ithal ettik edeli, evlenenler yeni ev açıyor. Yeni evde borçları ve tecrübesizlikleriyle baş başa yaşıyorlar. Bu yüzden boşanmalar evliliğin ilk beş yılında yoğunlaşıyor. Gençler evliliğin inceliklerini düşe kalka öğrenmeye çalışıyorlar...
Bu arada bazıları düştükleri yerden kalkamıyor!
Mali durumu iyi olan yaşlılar için durum pek “dramatik” olmayabilir, ancak maddi durumu iyi olmayan yaşlı anne babalar için durum “facia” boyutlarına çıkabiliyor.
Evlâtları tarafından terk edilen yaşlı ana babalar, “ahir ömür”lerinde “namerde muhtaç” hale geliyorlar. Kendilerini itilmiş, atılmış, terk edilmiş hissediyorlar. Tabiatıyla da mutsuz oluyorlar.
Durum gençler açısından da kötü aslına bakarsanız. Eskiden yeni aileler, ailedeki yaşlıların gözetimi altında kurulurdu. Deneyimsiz gençlerin zaman zaman geçirdiği sarsıntılar aile büyüklerinin sevecen müdahaleleriyle boşanmaya varmadan onarılırdı.
Şimdiki evlerde yaşlılar yok. İki tecrübesiz gencin oluşturduğu aile kurumu, ilk duygusal kavgada dağılabiliyor. Yani yaşlılarla aynı evi paylaşmak avantajlıdır... Bu avantajları şöyle sıralayabiliriz...
1. Genç evliler için ev arama zahmeti ortadan kalkar... Aileler bir sürü eşyaya para harcama derdinden kurtulurlar. (Eşyaya verilecek para daha önemli işlerde değerlendirilir).
2. Kurulu bir düzen olduğu için, gençler, yeni düzen kurmaya vakit ayırmazlar. (Dolayısıyla daha ilk günlerde yıpranmaz, yorulmazlar. Tabii bunlardan kaynaklanacak kavgalara da girmezler).
3. Gelin hanım kocasının sevdiği yemekleri bizzat kaynanasından öğrenme imkânı bulur. Annesinin oğluna nasıl davrandığını gözlemler ve zaman içinde bunları uygulayarak kocasını kendisine bağlar.
4. Yemek ve temizlik gibi önemli iki büyük derdi olmayacağından, kocasıyla rahat rahat gezmelere çıkabilir. Eve ayıracağı zamanı kocasına, (sonra da) çocuklarına ayırabilir.
5. Anne-baba kanalıyla da eve para girdiğinden (emeklilik vesaire), yeni evliler geçim sıkıntısı çekmezler.
6. İşten atılma korkusu hayatlarını cehenneme çevirmediğinden, mutlu olma ihtimalleri artar.
7. Aileye kaynana ve/veya kayınpeder kanalıyla da para girdiği için, gelin hanım çalışmak zorunda kalmaz. Damat bey, aynı gerekçeden dolayı ikinci bir işte çalışmayacağından vaktinden önce çökmez. Tüm vakitlerini birbirlerine hasrederler.
8. Damat zaman zaman iş icabı geceleri de çalışacak yahut seyahatlere çıkacaktır. Bu durumda, evde anne-baba yoksa, gelin hanım yapayalnız kalır. Özellikle evliliğinin ilk yıllarında, alışmadığı bir muhitte, hatta kentte yaşadığı için yalnız kalmaktan ölesiye korkabilir. Korkusu sinirlerini bozacağından, başka biçimde eşine yansıtabilir. Böylece yeni ailenin ilk kavgaları başlayabilir.
9. Çocuklarıyla aynı evde oturan anne babalar, mutlu olurlar. Onların mutluluğu genç evlileri etkileyeceğinden tüm ailede mutluluk havası eser.
10. Hamilelik döneminde, deneyimli bir insanın ailede varlığı, ilk çocuğuna hamile olan genç bir gelin için büyük güvencedir. Eğer ailede tecrübeli biri yoksa, geçici süreler için yine annelerden yardım istenecek, böylece iki taraf da mecburen alışmadıkları ortamı paylaşacak ve büyük ihtimalle huzursuz olacaklardır. Bu da zaten stres içinde olan hamile gelini daha büyük bir strese sürükler.
11. Çocuklar, büyüme çağında, yalnız anne-babaya değil, dede ve nineye de muhtaçtır. Pek çok hayat dersini onlardan alırlar. Dede ile nine kavramı belli yaşlardaki çocuklar için bir sığınaktır. Annenin yersiz öfkelerinden ve zaman zaman şiddete varan çıkışlarından kaçan çocuk, dedesine yahut ninesine sığınır. Her biri hayattan alınma masalları, kıssaları, hikâyeleri ve hatıraları onlardan dinler. Hatta çocuklar, çıkarsız sevmeyi, yaşlı yakınlarını severek öğrenirler.
12. Anne-babaya sevgi, saygı; anne-babayı koruma, kollama, gözetme ve mutlu etme, zaten Allah’ın emri, Peygamber’in kavlidir. Bu itibarla ibadettir.
Demek oluyor ki, yaşlı anne ve babalarımızın yüreği cennetin kapısıdır. Onların yüreğine girmek demek, cennette gitmek demektir.
Ancak yaşlılarla birlikte oturmanın bazı mahzurları da var, ona da yarın bakarız...

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Gençliğe Hitabe Ayet değil ama…!
Cemal Nar İşte Can Alıcı Sorular
M. Emin Parlaktürk Mevlid-i Nebi ve Salavat Kampanyası
Ali İlbey "Türkülerle de Hüznümüz Allah'adır Bizim"
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Şark Ekspresi'nde cinayet ve Kardan Adam
Mustafa Durdu "Eğitim çökmüş durumda"
 Feyzullah Birışık Sahabe sevdi, gökten müjde indi!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 37
Güneş
7 06
Öğlen
12 25
İkindi
15 05
Akşam
17 32
Yatsı
18 54
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Ali Karahasanoğlu Şaşkın Odatv'li: Kitap (söz), Yunan topundan tehlikeli!
Hasan Karakaya Aydın Doğan, ilk önce benim evime gelmişti... Amaaa!
Abdurrahman Dilipak İskilipli Atıf'ı anmak ve anlamak
Yener Dönmez O bir görev kadını
Ahmet Varol Geçiş Döneminin Sancıları
Yavuz Bahadıroğlu 1950 öncesinde din ve devlet ilişkisi
Serdar Arseven Mustafa Başoğlu... Terörist olsaydı!..
Namık Açıkgöz Anayasa yolunda "Türkiye Günlüğü"
LütfüOflaz'la Sohbet Kalemini satan anasını da satar!
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.
Âl-i İmrân Suresi Ayet 85
 
 BİR HADİS
"Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır." Ebu Sa'îd der ki: "Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu ayeti okusun: "Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz..." (Nisa, 40).
Tirmizî Sıfatu Cehennem 10
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.