Hasan Aksay

Hasan Aksay

Kendi kendini mahkemeyle tekzip olur mu?!

Kendi kendini mahkemeyle tekzip olur mu?!

İnsanı, yaratılmışların en üstünü ve en mükemmeli yapan değer, akıl ve vicdandır. İyiyi kötüden, yanlışı doğrudan ayıran erk. Söz sahibi olma ve sözünde durma...
Akıl, mantık, bilgi, tecrübe ve sorumlulukla, düşünerek taşınarak onaylanan bir kararın, daha mürekkebi kurumadan tersine dönen, bir bilgi, mantık olabilir mi? İnsan, dün düşünerek ve bilerek imzaladığı belli olan çeki, mahkeme kanalıyla isteyebilir mi?
- ............................
Kendini yalanlayana, soru sorulur, cevap beklenmez. Zaten cevabı bütün akıl, vicdan, iz’an, ahlak ve insanlıkta vardır ve aynıdır. Son soru kendime olacak.
Millet huzurunda, millet adına karar verdikten sonra, hiçbir sıkılmadan, bütün insanlığa dönerek, “Ben döndüm, kararımı yargıya götürüyorum” dedikten sonra, milletin karşısına çıkıp “Biz, her konuda en isabetli kararı verecek bilgi ve beceriye sahibiz, asırlık bir partiyiz, bize güvenin” diyebilir mi?
- ............................
Kısa zaman önce, “darbe değil, demokrasi istiyoruz” anlamını fiilen ve meydan okuyarak ifade anlamında, “12 Eylül 1980 darbesini yargılayalım” diyen bir parti, askerin tabii hukuk düzeni içine alınmasını kanunlaştırdıktan sonra itiraz ediyorsa?
- ............................
Kararından dönerek, millet adına düşünerek ve bilerek vermesi gereken kararını mahkemeye taşıyorken dahi, büyük birikim ve tecrübe sahibi, her zaman doğru karar veren bir parti olduğunu da iddia ediyorsa ne denir?
- ............................
Bilmesi, yabancısı olmaması gereken konuları, grup olarak müzakere eden ve demokrasilerin de ittifakla “ak” dediği bir konuya, millet ve insanlığın huzuru TBMM’de herkesle beraber “ak” diyen bir parti, dışarı çıkınca “kara” diyorsa?
- ............................
Tarih, “Türk milleti, sözünden dönmez” diyor. Parti, millet huzurunda, TBMM’de millet adına aldığı karardan dışarı çıkınca “Millet adına döndüm” diyerek huzursuzluk çıkarır mı?
- ............................
Dönüş mazeret ve gerekçesi: “Kanun gece geçti”. Bu gerekçede hem yalan, hem yanlış var. 1; Yalan: Kanun teklifi daha önce basılmış, bütün milletvekillerinin kutularına atılmış mı? Atılmış. Komisyona gitmiş. Müzakere edilmiş mi? Edilmiş. Komisyon metni basılıp herkesin kutusuna atılmış mı? Atılmış. Bunlar bir gecede olur mu? Olmaz. 2; Yanlış: Milletin bütün yılını planlayan bütçe kanunlarında TBMM hep sabahlara kadar çalışır. Milletvekilleri gece oylarından sorumlu değil mi? Önemi zamanı da kapsayan kanunların çoğu, gece yarısını aşan müzakereler gerektirir. Meclis çalışması zamanla sınırlandırılamaz. Milleti, yalanlı, yanlışlı saçmalıklara inanacak kadar ahmak yerine koyandan milletvekili, parti olur mu?
- ............................
Ben milletin huzurunda Meclis’te yanlış yaparım, mahkemeye düzelttiririm. Böyle “Milli İrade” olu mu?
- ............................
Mahkeme bu işe ne der?
- ............................
Ben hakim olsam ne derdim?
“Adalet terazisinin mihveri, akıl, mantık, vicdan ve olmazsa olmaz değerlerden oluşur. Bir kimse, kendi yaptığı işler aleyhinde dava açarak adaleti işgal edemez. Millet ve dünya önünde yaptığı ikrarı, aldığı kararı, inkar makamında dava, aklı inkar, insanlığa saygısızlık, adaleti istismardır. Böyle dava olmaz” der, görüşmeden reddederdim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi