Hasan Aksay

Hasan Aksay

Kemal Derviş'le başlayan yanlış

Kemal Derviş'le başlayan yanlış

“GÜÇLÜ ORDU, GÜÇLÜ TÜRKİYE” sloganı ile reklam yapmak, bütünü, parçasının içine sıkıştırma çabasıdır. Tehlikeli yanlışlara açılacak bir sapmadır. Esas olan millettir, devlettir, siyasi iradedir. Devlet, yani siyasi irade, milletin tüm değer ve ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulan teşkilattır... Adalettir, barıştır, hürriyettir, ahlaktır, erdemdir, ordudur, sağlıktır, ekonomidir. Toplumun ve insanlığın bütün değerlerinin korunup geliştirilmesinden sorumlu kurumdur. Dengesizlik başlar, devleti temsil eden siyasi iradenin üzerine bir kurum konursa, devlet yok olur. Avustralya’da, Hindistan’da, Afrika’da devletin kurumları vardı. Başlarına İngiliz ordu gücüyle vali geldi. Devletleri yok oldu, sömürge oldular. Bir ülkede Başbakan muhalefet şerhi koyduğu halde yapamadığı iş varsa, millet, can evinden düşünmek zorundadır.
ABD’den gelip ayağının tozuyla bakan olan Kemal Derviş, temel sapmayı bir bilgiçlik görüntüsüyle başlattı. Başbakan Ecevit hastalandı. Günler, haftalar geçti, ay oldu. Ne işe bakabildi, ne vekalet verdi. Haberal hastanesi ile dedikodular oldu. Kemal Derviş, başıboşluğu meşrulaştırdı: “Başbakan olmasa da olur, devlet var” buyurdu(!). Bu felaket tohumu hemen filizler verdi. Siyasi irade dışında devlet arayanlar, “Devlet var. İşte o benim” felaketi bir kısım makam ve yetki erkanının hayali oldu.
Daha önce de yazdım. Bu son derece tehlikeli bir sapmadır. Devlet, uzun ömürlüdür. Uzun menzilde çok küçük bir sapma, Ay’a atılan füzeyi Merih’e götürür. Bu sapma, küçük görülür, dikkat edilmezse devlet temelinden çöker. Her vatanperver şu gerçeği kesin olarak bilmek ve korumakla sorumludur: Siyasi irade olmazsa devlet olmaz. Geçen asırda birçok sömürgeler vardı. Bunların hepsinde, ordusundan adaletine kadar devlet için gerekli tüm kurumlar var, yalnız siyasi iradeleri yoktu. Onun için devlet değil, sömürge idiler. Siyasi irade devletlerin ruhudur. Milleti, yani siyasi iradeyi temsil eden hükümettir. Hükümetsiz devlet olunmaz. Memurun, bakanın önüne geçtiği ülkede ise hükümet yok demektir.
Ne ordusu var ne mahkemeleri, hiçbir devlet kurumu olmadan Yasir Arafat 12 arkadaşıyla gitti Tunus’ta “Sürgünde Filistin Devleti”ni ilan etti. Filistin halkı destek verdi. Arap devletleri bu siyasi iradeyi kabul etti. Birçok ülke de, elçi ve konsolos demese de aynı hizmeti gören temsilcilikler oluşturdu.
Devlet üstünde devlet kurum olmaz. İki başlı çocuk doğar, iki başlı devlet doğmaz. Schröder, bir Türkiye ziyaretinde, “Almanya’da devleti hükümetler yönetir” demişti de, ima mı var diye üzülmüştüm. Zira bu, yalnız Almanya’nın değil dünyanın gerçeğidir. Devlet olmanın olmazsa olmazıdır. İspanya savunma bakanı kadın, dikkat çeken komuta kademesi değiştirme icraatıyla aynı gerçeği fiilen ifade etmedi mi?
Adalet, mülkün esasıdır ama devlet olmadan adalet olmaz. Bir ülkede, “Biz, millet iradesinin üzerindeyiz” diyen bir devlet kurumu urlaşarak doğarsa, o kurum devlet kurumu olmaktan çıkar, siyasi irade haline gelir. Milletin siyasi iradesi yok olur. Ülke, kurum adı kullanan bir grubun sömürgesi olmuştur.
Güçlü bir devletin emrinde olmayan güçlü ordulardan, tarih boyunca macera, felaket, kan ve gözyaşı doğmuştur. Zaten devletten bağımsız, siyasi iradeleri kendilerde olan silahlı güçler, tarihte vardır. Ama bunlara “ordu” denmez; “korsan” denir. Kendi hesaplarına çalışırlar. Ordu, devlet emrindeki savunma güçlerinin adıdır. Bu halde dahi güçlü ordudan, güçlü devlet doğmuyor. Devletin, siyasi iradenin güçlü ve sağlıklı olması gerekiyor:
Hitler: Güçlü bir ordu meydana getirdi. Siyasi dengesini kaybetti. II. dünya savaşı vahşetini doğurdu. Musolini: Kralına, imparatorluk tacı giydirdi. Sonunda, milleti tarafından ayaklarından asılarak idam edildi. Napolyon: Kendini, ordu gücüyle imparator ilan etme hırsının kurbanı oldu. Adaya sürgün mahkumiyetiyle hayatını noktaladı. Güçlü Kızılordu: Güçlü ordu güvencesiyle başlayan Afganistan macerasıyla siyasi irade güç kaybedip çöküntüye uğrayınca silahını satarak ticarete başladı. George Bush’un silah gücüne dayandırdığı, “benden değilsen düşmanımsın” sloganı, Amerika’nın itibarını yeniden kaldırabilmek için, ABD’yi Barak Hüseyin’e muhtaç ve mecbur etti. Kurulduğu günden beri savaş içinde olan, Ortadoğu’yu kan ve gözyaşı deryasına atan İsrail’in, 60 yıldan beri, paraşütle indiği Filistin’de barışla sınırlarını belirleyemedi. Sınırlarını belirleyememiş, yalnız silah gücüyle devlet olunur mu? “Ben oldum” diyorsa, Nasreddin Hoca’nın kar helvasından farkı olur mu? Bush da “Irak’ı işgal ettim. Yaktım, yıktım, öldürdüm, bitti” demişti. Görülüyor ki hiçbir şey bitmemiş.
“Mevlam görelim neyler, -Neylerse güzel eyler.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi