LütfüOflaz'la Sohbet

LütfüOflaz'la Sohbet

Kemalizmi sevmeyen ölsün!

Kemalizmi sevmeyen ölsün!

- Lütfü Bey; CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in, Atatürk döneminde çoluk çocuk demeden insanların öldürüldüğü Dersim Katliamı’nı savunurcasına konuşmasına tepkiler sürüyor. Uygun görürseniz bu haftaki sohbetimize bu konudaki yorumunuzu alarak başlayalım mı?
- Süleyman Demirel Hükümetleri’nin daimi Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, “Çoluk çocuk mağaralara sığınan Dersimlilere karşı ordu zehirli gaz kullandı. Yediden yetmişe onları fare gibi zehirledi” diye anlatmıştı bu vahşeti. Onun bu anlattıklarını dinlerken, Yahudilerin dolduruldukları gaz odalarında fare gibi zehirlenip öldürüldüğü Hitler dönemini yaşıyor gibi oluyordunuz sanki. Ancak bu yapılanlardan da beteri, Onur Öymen’in “Kürt sorunu da bu şekilde çözülsün” anlamına gelecek sözleri. Bu faşist zihniyetin tâ kendisi değil mi? Gerçi Onur Öymen, kendisini faşistlikle suçlayanlara, Hitler’e benzetenlere, “Ben faşistsem, Hitler’e benzetiliyorsam, o zaman Dersim’de yapılanların emrini veren Atatürk ne oluyor” diye soruyor. “CHP olarak Atatürk’ün yaptıklarını elbette savunacağız” diye konuşuyor. CHP yönetimi de Onur Öymen’e destek veriyor. Oysa CHP’nin Kemalizm adına yapılan bu katliamları savunmaması gerekmez mi? Kemalistler adeta “Kemalizmi sevmeyen ölsün!” dercesine her türlü zulme girişmedi mi? Kemalist olmayanlara ölümlerden ölüm beğendirmedi mi? Ya da onları hapislerde çürütmedi mi? Nitekim sosyalist şair Nazım Hikmet’i hapislerde çürüten de Kemalistler, İslamcı şair Necip Fazıl’a zulmeden de Kemalistler. Sosyalist önderleri katleden de Kemalistler, İslamcı önderleri katleden de Kemalistler. Kemalizmi yaşatmak uğruna Kemalist olmayanları yaşatmamayı seçtiler! İşte bu zihniyetle bugünlere gelindi. Kemalizmi koruyup kollayacağız diye askeri darbeler yapa yapa, Adnan Menderes’ten Deniz Gezmiş’e kadar insanları asa asa bugünlere gelindi. Ama artık bu zihniyetle yarınlara gidilebilir mi? Eğer CHP hâlâ bu zihniyeti savunacak olursa, gideceği yer partiler mezarlığı değil mi? Sosyalistleri kaybetmiş, Kürtleri kaybetmiş, Alevileri kaybetmiş, dindarları zaten hiç kazanamamış CHP’nin gideceği yer partiler mezarlığı değil mi?
PEYGAMBERLER ELEŞTİRİLİR, ATATÜRK ELEŞTİRİLEMEZ!
- Bu arada Onur Öymen, Atatürk döneminde Dersim’de çoluk çocuk demeden girişilen katliamın gündeme gelmesine de vesile oldu. Çünkü Atatürk döneminde yapılanlar tabu sayılıp, üstü örtülüyordu. Bu vesileyle Atatürk’ü Koruma Kanunu hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
- Bakın Lenin, halkını Çarlığın, açlığın, sefaletin pençesinden kurtarıp Sovyet Rusya’yı kurdu. Sovyet Rusya, ABD’yi de geçip uzaya ilk giden ülke oldu. Bakın Mao, halkını sefaletin, açlığın pençesinden kurtarıp Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurdu. Çin Halk Cumhuriyeti bugün dünyada ABD’yi geçebilecek tek ülke oldu. Ama ne Rusya’da Lenin’i Koruma Kanunu var; ne de Çin’de Mao’yu Koruma Kanunu var. Ne Ruslar Lenin’e “Rusların atası” anlamına gelecek Atarus (!) soyadını taktılar, ne de Çinliler Mao’ya “Çinlilerin atası” anlamına gelecek Ataçin (!) soyadını taktılar. Kendi ülkelerinde Lenin de, Mao da özgürce, hatta acımasızca eleştiriliyor. Kimse de bu yüzden ne mahkemeye çıkarılıyor, ne de hapse atılıyor. Hatta Lenin’in, Mao’nun heykelleri de kaldırılıyor. Zaten Mao’nun heykellerinin yapılmasını istemediği biliniyor. Kısacası, Ruslar da, Çinliler de ülkelerini kurtaran, kuran liderlerin sonuçta bir insan olduğu, her insan gibi onun da hatasız olamayacağı gerçeğinden hareket ediyor. Doğrusu da bu değil mi? Bir lidere peygamber muamelesi yapmak yanlış değil mi? Kaldı ki, peygamberlerin bile acımasızca eleştirildiği bir dünyada, bir liderin eleştirilmesi normal değil mi? Atatürk’ü eleştirilerden muaf tutmak, Atatürk’ü Koruma Kanunu ile onun eleştirilmesini yasaklamak anormal değil mi? Atatürk’ün de sevaplarıyla günahlarıyla, doğrularıyla yanlışlarıyla özgürce tartışılması gerekmez mi?
OKUNACAK DEĞİL BAKILACAK YAZARLAR!
- Lütfü Bey; medyadaki yozlaşmaya, medyanın güç odaklarına bağımlılığına ilk isyan bayrağını açan kişisiniz. Bu bağlamda Habertürk gazetesinden Helin Avşar’ın Taraf gazetesi köşe yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’yla sevişme sahnelerini aratmayacak bir biçimde birbirlerini soyarak yaptıkları röportaj hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Yazar dediğin, fikir insanı dediğin beynini sergiler. Beyninin içindekileri sergiler. Kendisini bu şekilde ifade eder. Ancak görüyoruz ki, günümüzde bazı köşe yazarları bedenlerini sergiliyor. Göğüslerini, bacaklarını, kısacası bedenlerini en ince ayrıntılarına kadar sergiliyor. Kendisini bu şekilde ifade ediyor. Zaten bir süreden beri medyada bedenlerini sergileye sergileye ünlenen kadınlar köşe yazarı oluyor! Bu durumda ne oluyor? Okunacak değil bakılacak bir köşe yazarı tipi ortaya çıkmış oluyor! Beyninin içindekileri değil, bedeninin en mahrem yerlerini sergileyen köşe yazarı tipi ortaya çıkmış oluyor! Bu tipler okunmak için değil bakılmak için o köşelere konuyor! Beyinleri doyurması için değil gözleri doyurması için o köşelere konuyor! Bu gidişle bunların köşelerine mayolu, bikinili fotoğrafları da konur! Hatta anadan doğma hallerini gösteren fotoğrafları da konur! Günümüz medyası için yaptığımız bu genel değerlendirmeden sonra, Helin Avşar’ın Taraf gazetesi köşe yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’yla yaptığı röportajdaki kimilerinin “porno”, kimilerinin “erotik” dediği görüntülere gelelim. Bir iki cümle de bu görüntüler için söyleyelim. Ben bu görüntülerin Taraf gazetesine zarar vermesinden endişe ederim. Taraf gazetesinin ciddiyetini sulandırmasından endişe ederim. Medyadaki yozlaşmaya, medyanın güç odaklarına bağımlığına ilk isyan bayrağını açtığımdan bugüne, medya maalesef daha da yozlaştı, daha da güç odaklarına bağımlı hale geldi. Acaba medyanın böylesine yozlaşmasından, güç odaklarına yandaş olmasından medya mensupları rahatsız değiller mi? Rahatsız olsalar benim gibi isyan ederler, tepkilerini gösterirlerdi.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
LütfüOflaz'la Sohbet Arşivi