23 Eylül 2017 Cumartesi2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 19°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 19°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,809 0.26
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Böbrek alınacak

Mehmet Şeker

Ufak bir rahatsızlık sebebiyle adamı hastaneye kaldırmışlar. Büyük isimli, meşhur, özel bir hastane... Odalar tertemiz, yerler pırıl pırıl. Bal yoksa şayet, reçel dök yala.

Hastanede her şey düzenli, hemşireler doktorlar şık şıkıdım.

Tabii ödenen bedel de ona göre.

Tedavi tamamlanmış, evine gönderecekler...

Tam o sırada adamcağızda şiddetli bir öksürük başlamış.

Doktorlar kontrol etmişler, bir şey görememişler.


* * *
İçimiz rahat olsun, bir de film çektirelim denmiş.

Filme bakınca, doktor böbrekte tümör tespit etmiş.

Hemen ameliyat gerektiği söylenmiş.

Hasta itiraz etmiş, daha ameliyat sözünü duyar duymaz.

"Olmaz" demiş, "gerekiyorsa bir film daha çekin, iyice incelensin."

Tekrar röntgene gönderilmiş, fakat durum aynı.

Tümör tehlikeli görünüyor.

Alınması lâzım.


* * *
Hasta ise ameliyatı kabul etmiyor bir türlü.

"Yanlış görüyorsunuz, dikkatli bakmıyorsunuz" diye diretiyor.

Baştan beri ilgilenen doktor, hastanın "Arkadaşlarınızı toplayın, hep beraber inceleyin" talebini makul buluyor ve diğer doktorlarla birlikte inceliyorlar çekilen filmi.

Sonuç değişmiyor.

"Bu böbreğin alınması şart."

Yoksa?

"Yoksa o tümör büyür ve Allah korusun, her tarafı sarar."


* * *
Hastanın tepesi atıyor.

Sinirden küplere binecek, lâkin etrafta küp yok.

Durmadan "böbreğin alınması lâzım" diye ısrar eden doktorla arasındaki gerginlik, yüzünün kızarmasına, ellerinin titremesine yol açıyor.

Böbrek böbrek diye tutturan doktorun suratına bir tokat patlatıyor ki Allah ne verdiyse.

Yer misin, yemez misin diye sormadan...

Onca senenin doktoru, neye uğradığını şaşırıyor.

Hayatında böyle bir şey ne görmüş, ne duymuş, ne de ihtimal vermesi söz konusu.

Karşı hamleye geçmek isterken, etrafta bulunanlar tutuyor ikisini de.

Beklenmedik bir kargaşa...


* * *
Hasta, o itiş kakış sırasında, bir de sin'li kaf'lı konuşmaya başlıyor.

Biz orasını atlayıp, akabinde ve detayında ne dediğini aktaralım.

"Yahu ne böbreği diyorsun, hangi böbrekten bahsediyorsun? Senin o alacağım diye tutturduğun böbrek, yıllar önce darbe döneminde gördüğüm işkence sırasında harap olduğundan alındı zaten. Orada böbrek möbrek yok!"


* * *
Hangi hastanedir, söylemiyoruz.

Doktorun adı nedir, bildirmiyoruz.

Hastanın adını da vermiyoruz.

Sadece, olay İstanbul'da geçiyor diyebiliriz, o kadar.

Yani bu anlattığımız olayın 5 1 K'sı tamam değil. Zira buna haber denemez.

Ayrıca, Cüneyt Özdemir'le de uzaktan yakından bir alakası yok bu işin.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.