Avni Özgürel

Avni Özgürel

Gazetecilik mesleği üzerine..

Gazetecilik mesleği üzerine..

Teknolojinin de katkısıyla, pek çok işin eskiye kıyasla basitleştiği, nisbeten hafiflediği dolayısıyla ucuzladığı bir dönemi yaşıyoruz.. Örneğin siyaset.. Çok kolaylaştı artık.. Seç lideri havale et her şeyi!.. O ne dese doğru, haklı; ne yapsa isabetli..
Ordu komutanlığından iş adamlığına, yargıçlıktan akademisyenliğe her yerde durum aynı...
Eskiden zordu... Menderes, İnönü, Demirel, Ecevit, Erbakan, Özal hiçbir şeyden kendi partilerinden çektikleri kadar çekmediler.. Demokrat Parti meclis grubu kürsüde ağlayacak hale getirmişti Menderes’i.. Özal Cumhurbaşkanlığı’ndan istifa edip parti kuracak hale geldi.. CHP Bülent Ecevit’i 12 Eylül darbesinin tek hayırlı kararının CHP’yi kapatmak olduğunu söyleyecek raddeye getirecek kadar çileden çıkartmıştı...
Şimdilerde adı kışlalardan silinen Mustafa Muğlalı’yı hatırladım birden.. İstiklal madalyalıydı Muğlalı Paşa!... 1943’te Van’ın Özalp ilçesinde 33 köylünün kurşuna dizilmesi emrini veren kişi o. Mahkeme karşısına çıktığında ‘ Emri ben verdim’ demiş ve idama mahkum edilmişti.. O yıllarda, izinliydim, kim yapmış, haberim yok, imza benim değil, olayı sonradan duydum üzüldüm v.s. türü kıvırmalar akıllarına gelmezdi komutanların.. Muğlalı da suçu üstlerine havaleye astlarının üzerine yıkmaya yeltenmedi ‘ Ben emrettim..’ dedi.
Sanatçılık... Kolay mıydı?.. Rastgele zihnime akıveren isimler: Mesut Cemil, Cemal Reşit, Münir Nurettin, Safiye Ayla, Nuri İyem, Fikret Mualla, Suna Kan, İdil Biret, Sezen Aksu, Yılmaz Güney, Türkan Şoray, Selda Alkor... Ya da yazarlık, şairlik.. Refik Halid, Peyami Safa, Yaşar Kemal... Yahya Kemal, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Ahmet Haşim..
Oysa şimdi...
Bir iki istisna dışında eskilerin yaşadığı sancının, sıkıntının binde birini yaşaması gerekmiyor bugünün insanının.. Eskilerin iddiası, fikri vardı sadece; bugünküler üne ve paraya talipler.. Üstelik acilen, zahmetsiz yoldan ve nasıl, hangi yoldan olursa..
Ve gazetecilik..
Eskiyi anlatmayayım, bir dilimini yaşadım, yaşayamadığımı da okudum... Anlatması uzun sürer.. O yüzden eskiyi bir yana bırakıyorum.. Şu kadarını söyleyeyim; zordu.. Filancanın sevgilisi, feşmekancanın arkadaşı veya koltukladığı kişi olmanın, değil gazetede köşe yazarlığı, habercilik, yapmaya, gazete kapısından içeri girmeye yetmediği ‘sweetheart’ sözcüğünün bilinmediği dolayısıyla kişilere kapı açan sıfat olmadığı dönemlerden söz ediyorum
Bugünü anlatmakta kolaylık sağlayacağını düşünerek son birkaç günün gazete başlıklarını listeledim. Benzerini siz de yapabilirsiniz..
Üst sıraya Tayyip Erdoğan yazdım.. Sonraki iki haneyi ‘ üstteki’ manasında işaret koyup geçmek zorunda kaldım.. Geriye Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli, Balyoz, terör saldırıları, şehit cenazesi takibi kaldı.. Ve elbette bolca manken, futbolcu..
Günümüz gazeteciliğinin çerçevesi bu!.
Tayyip Erdoğan ne dedi, ne yaptı, hatta ne yapmadı, ne yapmak istiyor v.s. haberleri; başbakan, mankenler ve futbolculardan artan yerde biraz Kılıçdaroğlu biraz ‘Balyoz’cu subaylar, çok az da Bahçeli... Gerisi ajansların takibine emanet rutin: Terör saldırısı, şehit takibi, sel, trafik kazası, cinayet v.s.
Mesleğimiz kolaylaştı, ucuzladı yani..
İşin acı veren yanı, bundan kimsenin rahatsız olmaması.. Ne siyasiler, ne gazete patronları ne mesleğin kıdemli duayen isimleri durumdan şikâyetçi..
Şikâyetçi olmak bir yana kimi o denli memnun ki durumdan, podyumdan, bardan, ev partilerinden gazeteci çıkarma peşinde..
Mesleğimizin cep telefonu, teyp, internet üçgenine sıkıştırılmış hali herkesin işine geliyor
besbelli. Anlaşılan, oyun halkın ilgisinin gerçek yerine ağız dalaşı, kayıkçı kavgası ve magazine yöneltilmesi üzerine kurulmuş..
Halkın ne düşündüğüne gelince, uzun uzadıya bir şeyler anlatmanın gereği yok; somut gösterge satış rakamları.. 1970’lerde Hürriyet ve Tercüman’ın 1 milyon baskı yaptığını, toplam gazete satışlarının 5 milyon olduğunu hatırlatayım. Siz, aradan 40 yıl geçtikten ve Türkiye nüfusu neredeyse ikiye katlanıp okur- yazarlık seviyesi eskiyle kıyaslanmayacak seviyede arttıktan sonra, bugün o tirajlara ulaşmanın hayal olduğuna bakarak ‘halk ne diyor’ sorusunu cevaplayın..


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Avni Özgürel Arşivi