Ada hikâyeleri

Ada hikâyeleri

KKTC’deki Türkiye aleyhdârı gösteriler üzerine bâzı yorumcular ülkemizin Ada’dan çekilmesi gerekdiği görüşünü dile getirdiler. Kanaatlerince orada hem dünyânın parasına ve hem ağır politik bedele mâlolan 30.000 askerimiz olsun hem de Ada’yı bir kerhâne, batakhâne ve kumarhâneye döndüren “Anavatan”-daşlarımız olsun artık tahammül sınırını aşan birer belâ hâline gelmişlerdi ve Türkiye’nin, Bülent Ecevit tarafından başına musallat edilen bu yükden kurtulması zamânı çokdan erişmişdi. Başbakan Erdoğan’ın “Kıbrıs’da bizim kanımız, emeğimiz ve haklarımız vardır.” meâlli cevâbı ise yersiz bir kabadayılıkdı.

Acabâ?

Şimdi Bülent Ecevit’in dünyâyı anlamakdan âciz bir beceriksiz olduğu ve Türklerin onyıllar boyu KKTC’yi her türlü kepâzeliğin merkezi hâline getirdikleri gerçeğini bir kenara kaydedelim ama ben bu arkadaşlara yine de ufak birkaç hikâye anlatayım:

Doğu Timor (Timor-Leste) 13.677 Endonezya adasından biridir. 2002’de Endonezya’dan koparılıp başkanlık sistemiyle yönetilmeye başlayan, para olarak Amerikan doları kullanan bir “devlet”dir. Doğuda Avustralya ve Yeni Zelanda’ya çok yakındır ve güvenliği de zâten bu iki ülkenin toplam 1.300 kadar askeri sağlamaktadır.

Ha, başka bir özelliği de Timor-Leste ile Avustralya arasında son derece zengin denizaltı petrol ve doğalgaz yataklarının bulunmasıdır.

Kıbrıs’la İsrâil/Mısır üçgeni arasında da son derece zengin petrol ve doğalgaz yatakları bulunduğunu biliyor muydunuz?

Haydi, o zenginlikleri bir yana bırakalım, ama Amerika’nın tâ Hind Okyanusu ortasındaki “Britanya denizaşırı bölgelerinden” Diego García Adası’nı niçin 2016 Yılı’na kadar “kirâladığı”nı îzâh edebilir misiniz?

Hazır o bölgelerden laf açılmışken İngiltere’nin neden onca masraf ederek Kanal Adaları’nı, Man Adası’nı, Anguilla’yı, Bermuda’yı, Britanya Bâkire Adaları’nı, Chagos Takımadaları’nı, uğruna Kırâliyet prenslerinin bile katılımıyla savaşı göze aldığı Falkland Adaları’nı, Kaiman Adaları’nı, Monserrat’yı, Pitcairn Adaları’nı, St. Helena’yı (Napoléon!), Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları’nı, Turks ve Caicos Adaları’nı her ne pahasına olursa olsun elde tutduğunu lütfen îzâh edebilir misiniz? Burada aynı uzunlukda bir listeyi Fransa için de çıkarabilirim ama yerim dar. Onun için sâdece halkı Fransız bile olmayan ve onyıllardır bağımsızlık mücâdelesi veren Korsika’yı anayım. O arkadaşlar acabâ AB’nin, kendi koyduğu, ihtilâflı ülkeleri üyeliğe kabûl etmeme prensibini bizzat ayaklar altına alarak neden Güney Kıbrıs’ı tehâlükle kabûl etdiklerini hiç düşündüler mi?

Avrupa’nın Afrika’ya karşı “ileri karakolu” konumundaki Malta’yı niçin apar-topar içeri aldıkları konusunda hiç kafa yordular mı?

Türkiyeli Türklerin Kıbrıs’daki rezilliklerinden ben de iğreniyorum!

Ama telefon sapıkları var diye çâre telefonu yasaklamak mıdır yoksa sapıklarla mücâdele mi?

O arkadaşlar Erdoğan’ı “kabadayılık”la suçlayacakları yerde nihâyet dünyâda olup bitenleri aval aval seyretmekle yetinmeyerek durumu kavrayan bir başbakanları olduğu için yatıp kalkıp duâ etsinler!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi