26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 13°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 4°C Afyon
    • -7°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Kraliyet düğünü neler hatırlattı

Abdulkadir Özkan

Şahsen ülkelerin yönetim tarzlarına karşı bir takıntım yok. Her toplum kendi yönetim biçimini belirleme hakkına sahiptir. Ne var ki bazı toplumlar sadece kendi yönetim biçimlerini belirleme hakkı ile yetinmiyor dünyaya kendilerine göre nizam verme hakkını da kendilerinde görüyorlar. Bu noktada elbette ülkelere biçecekleri yönetim biçimini o ülkelerin çıkarları belirliyor. Bazı ülkelerde krallara ayaklanmalarda kralların yanında yer alıyorlar. Öte yandan bazı ülkelerde de ayaklanmacılara kralların devrilmesi için destek veriyorlar. Bu bakımdan çağdaş sömürgecilerin söyledikleri, özellikle de demokrasi sevdaları samimiyetten uzaktır, inandırıcı değildir. Buna rağmen çağdaş sömürgecilerin demokrasi yanlısı söylemleri hiçbir muhakemeye gerek duyulmadan dünya üzerinde geniş kabul görüyor. Söz gelimi demokrasi halkın kendisini yönetecekleri serbest iradesi ile seçmesi olarak tarif edilirken sıra İngiltere, Monako, Belçika, Danimarka, İspanya, İsveç, Norveç, Kanada, Japonya, Lüksemburg gibi bazıları AB üyesi de olan ülkelere gelince krallığın Vatikan gibi bir din devletinin demokrasiye aykırı bir tarafı olmuyor. Halbuki söz konusu ülkelerin halkları krallarını kendileri seçilmiş değildir. Yüzyıllardan beri devam edip gelen bir hanedan bir takım ölçüler dahilinde krallığını sürdürmekte ve ülkeyi yönetmektedirler. Dünyaya demokrasi dersi veren, hatta ülkeleri demokratik bir sisteme ulaştırmak için müdahale etme hakkını kendilerinde gören Avrupalıların sıra kendilerine gelince krallıklarından hiçbir şikayetleri olmuyor. Kısacası bu ülkelerdeki krallığın demokrasiye aykırı düşmüyor oluşu kimsenin dikkatini çekmiyor, krallıklar despotluk anlamına gelmiyor da neden diğer ülkelerde krallar hep devrilmesi gelen despotlar olarak algılanıyor?

Hemen birileri kalkıp krallık istediğim, eskiye dönülmesi gerektiğini söylemeye çalıştığımı ileri sürmesin. Benim dikkat çekmek istediğim husus yer yüzünde yaşanan bir çelişkidir. Aslında dünyaya en iyi rejim demokrasidir diye sunulan sistem konusunda demokrasi savunucularının samimi olmadığını göstermeye çalışıyorum. Madem ki en iyi rejim demokrasidir öncelikli olarak yukarıda sıraladığım ülkelerin başlarındaki krallardan ve hanedanlardan kurtulmaları gerekmez mi? Sanki en iyi rejimi dünya üzerinde hakim kılmaya çalışırken, kendilerine zulmediyor gibiler. Yok böyle şey elbette.

Hukuk fakültelerinde hemen ders yılı başında öğrencilere öğretilen bir husus vardır. Buna göre, "Kötü kanun yok, kötü uygulama vardır. Eksik bir kanun iyi bir uygulayıcı elinde iyi sonuç verirken, iyi bir kanun kötü bir uygulayıcı elinde kötü sonuç verebilir" ilkesini yönetimler içinde söylemek sanıyorum yanlış olmaz. Bu bakımdan diyebiliriz ki şu anda krallıkla yönetilen ancak dünyaya demokrasiyi yaymaya çalışan ülkeler sanki "Biz krallığı iyi uyuluyoruz ama sizin bu kabiliyetiniz yok. Siz ancak demokrasi içinde yaşayabilirsiniz" mi demeye çalışıyorlar.

Bu arada sanıyorum adı demokratik olan ülkelerin kaç tanesi gerçek anlamda demokrasi ile yönetiliyor o da ayrı bir tartışma konusudur. Türkiye'nin 80 yılı aşkın bir süreden beri demokrasi ile yönetildiği söyleniyor. Ama hala darbecilerin hazırladığı anayasa ve yasalarla yönetiliyor. Böyle olunca da demokrasi ile darbelerin iç içe olmasında bir sakınca yok sonucu mu çıkacak?

Sonuç olarak bazı ülkelerin kendilerini üstün ve belirleyici görmeleri sonucu bazı ülkelere siyasi rejim dayatmaları artık son bulamalıdır. Her ülke kendi iradesi ile yönetim biçimini belirlemelidir.

İngiltere'deki kraliyet düğününü dünya üzerinde iki milyar kişinin izlemiş olması ve izlerken, "Onların krallığı niçin iyidir de bizim ki kötü. Ya da niçin kendileri krallıklarını sürdürüyorlar da bizim payımıza diktatörlük ve demokrasi düşüyor?" diye kaç kişinin düşünmüş olduğunu merak ettim. Hemen belirteyim ki İngiltere'nin rejimi kendisini ilgilendirir ama ülkemin rejimi ve yönetim biçimi de bizi ilgilendirir, ilgilendirmesi gerekir. Başka ülkeler gömlek biçer gibi rejim biçme hakkını kendilerinde görmemeli/görememelidirler.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.