18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 29°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 107.284 0.27
  • Altın: 151,606 0.09
  • Dolar: 3,6790 0.08
  • Euro: 4,3207 0.03

Kargaşa çıkarmayın, kanun çıkarın

Mehmet Şeker

Erzurum'un bir köyünde, okulun öğretmeni, bir aileyi ziyarete gider.

Öğretmen hanıma çay ikram ederler.

Hürmette kusur yoktur.

Bilirsiniz, Anadolu'da bir köyde, gelen misafir her zaman baş tacı sayılır.

Hele öğretmen bir evi ziyaret ediyorsa, Başbakan gelmiş gibi itibar görür.

Bir de bu hadisenin kırk küsur yıl önce olduğunu not edelim.

* * *

Öğretmen hanım, çayı Erzurumlular gibi 'kıtlama' içmeyi bilmez.

Şekeri karıştırmak için kaşık ister.

"Bir yerde olacaktı" deyip aramaya başlar evin hanımı.

Az sonra kaşık gelir; öğretmen şekeri karıştırır, çayını içer, sohbet devam eder.

* * *

O sırada evin çocuğu, öğretmenin bardağına hayretle bakmaktadır.

Öğretmenin dikkati çocuğa yönelir.

"Ne oldu?"

"Kaşık yamuldu!"

Bardağın içindeki çay kaşığı, kırık görünmektedir.

Şekeri karıştırırken de kaşık bir büyüyüp, bir küçülmektedir.

Öğretmen gülerek cevap verir: "Buna kırılma denir, öyle görünür."

* * *

Kaşığı çıkarınca çocuk bakar ki kırılma yamulma yok; düzgün, bütün halde duruyor.

Öğretmen kaşığı tekrar bardağa sokunca, kaşık yine yamulur.

Ufaklığın hayreti daha da artar.

"Nasıl oluyor?"

"Okula gelince öğrenirsin" der öğretmen.

* * *

İşte o gün, bir an önce okula gitmek ister çocuk.

İçinde bir ateş tutuşmuştur adeta.

O küçük çocuk, değerli arkadaşım Şaban Abak...

"Ben okula sırf bunu öğrenmek için gittim" diye anlatmıştı.

Kaşığın bardak içinde nasıl kırıldığını, nasıl yamulduğunu...

Karıştırırken nasıl küçülüp büyüdüğünü...

Çıkarınca, tekrar eski haline nasıl döndüğünü öğrenmek için.

* * *

Bu hoş hatırayı, Erzurum türküleri eşliğinde anlatıyorum.

Bir üstat Mükerrem Kemertaş, bir Aysun Gültekin...

"Hani yaylam, hani senin ezelin", "Erzurum çarşı pazar", "Güzeller bezenmiş toya giderler" "Aynalı beşik"...

Ve tabii, Alvarlı Efe hazretlerinden bir ilahi: "Seyreyle güzel kudret-i mevlâ neler eyler..."

Öyle bir yere geldik ki... Deryaları dolduran pınarın başında, bir yudum su içmiş gibi olduk.

Söz uzar gider.

* * *

Diyeceğim şu ki, küçük bir çocuk, kaşığın durumunu anlamak için okula gidiyorsa, herkesin gittiği yere ilişkin bir takım geçerli sebepleri vardır.

Meclis'e gitmek için yola çıkanların da niyeti, kargaşa çıkarmak olmasa gerek.

İçlerinden biri, frak sevdasına kendini fena kaptırmış olabilir...

Belki bu yüzden tek başına gidip yemin edecek.

Ama çoğunluk için, frak giymek ve kargaşa çıkarmak yerine, kanun çıkarmak daha önemlidir.

Yeni bir anayasa bekliyor millet.

Anayasa çalışmaları sırasında, eski alışkanlıkların bırakılmasını ümit ediyoruz.

Hiç kimse "Ana a..." deyip sözünü yarıda bırakmasın ve içinde 'satmak' geçen cümle kurmasın.

"Anayasa" tek kelimedir ve saçmalamanın âlemi yoktur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.