LütfüOflaz'la Sohbet

LütfüOflaz'la Sohbet

Vuruşma mı, konuşma mı, kararı millet vermeli!

Vuruşma mı, konuşma mı, kararı millet vermeli!

- Lütfü Bey; PKK’nın siyasi temsilcisi BDP, taleplerinin devletçe dikkate alınmasını isterken, devlet de PKK’yla savaşmak üzere TSK’nın yanı sıra binlerce özel harpçiden oluşacak profesyonel birlikler kuruyor. Sizce neye varacak bu işin sonu, nasıl çözülecek bu sorun?
- Kürt sorunu nasıl çözülür? Ya vuruşa vuruşa, ya konuşa konuşa çözülür. Bu sorun başından beri vuruşa vuruşa çözülmek istenmiştir. Bu gibi sorunların vuruşa vuruşa çözülebilmesi için taraflardan birinin diğerini kesinkes yenip teslim alması gerekir. Oysa devletin ordusu TSK, PKK’yı kesinkes yenip yok edemedi. PKK’yı yok etme uğruna yaklaşık otuz yılda yüzlerce milyar dolarlık para sarf edildi, on binlerce insan kaybedildi, ama PKK kesinkes yenilip yok edilemedi. PKK’yla savaşmak üzere TSK’nın yanı sıra “özel harekât” denen profesyonel birlikler de kuruldu; ama PKK kesinkes yenilip yok edilemedi. Hal böyleyken yeniden on binlerce insan, yüzlerce milyar dolarlık para kaybı göze alınıp bu sorunu vuruşa vuruşa çözme yöntemi sürdürülmeli mi? Ya da bu sorun konuşa konuşa çözülmeli mi? İşte bana göre bu kararı artık devlet değil millet vermeli! Çünkü bu sorunu vuruşa vuruşa çözme yönteminin bedelini parasıyla, evladıyla millet ödemektedir. Devlet, “Silah, helikopter, uçak lazım” demiş, bunun bedeli olan yüzlerce milyar dolarlık parayı millet vermiştir. Devlet “asker lazım” demiş, millet on binlerce evladını şehit vermiştir. Otuz yıldır bu böyle devam edip gelmiştir. Böyle gelmiştir ama böyle gitmeli midir? Kürt sorununun hangi yöntemle çözüleceğine millete sormadan yine devlet karar vermeli midir? İşte bu noktada bir teklifte bulunuyorum. Bu konuda bir referandum yapılmasını ve Kürt sorununda hangi yöntemin izleneceğine milletin karar vermesini teklif ediyorum. Vuruşa vuruşa yöntemi mi, yoksa konuşa konuşa yöntemi mi? Mücadele mi, müzakere mi? Millet “mücadele” derse, demek ki bu uğurda on binlerce evladını, yüzlerce milyar dolarlık parasını daha feda etmeyi kabulleniyor demektir. Millet “müzakere” derse, Kürt tarafıyla masaya oturulup konuşulmasını kabul ediyor demektir. Her işin başı milli irade ise, ülkenin bu en hayati konusunda milletin iradesini ortaya çıkartacak bir referanduma gidilmelidir. Artık bu konuda milleti devlet değil, devleti millet yönlendirmelidir!
“KURTAR BİZİ AVRUPA”
DİYOR ULUSALCILAR!
- Ulusalcıların internet sitesi Odatv’nin halen Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan yöneticileri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdular. Ulusalcıların “Kurtar bizi Avrupa” dercesine Avrupa’dan medet ummalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bugün hapiste 70’i aşkın gazeteci var. Ancak CHP’nin tavrına bakarsanız sanki hapiste gazeteci olarak sadece Mustafa Balbay var. CHP’liler Mustafa Balbay diyorlar, başka bir şey demiyorlar. Nitekim onu Silivri Cezaevi’nden kurtarmak düşüncesiyle, CHP’nin en güçlü olduğu ilde aday listesinin tepesine koyarak milletvekili yaptılar. CHP’nin en güçlü olduğu o ilde aday listesinin tepesine kimi koysan milletvekili seçilirdi. Üstüne üstlük CHP, Mustafa Balbay’ın hapisten çıkıp Meclis’te yemin etmesini sağlamak için topluca yemin etmeme gibi bir de eyleme girişti. Ancak Mustafa Balbay’ı böylesine koruyup kollayan CHP, hapisteki 70 gazeteciyi kaderine terk etti. Mustafa Balbay da toplumcu bir tavır alıp, “Tek başına kurtuluş yok; ya hepimiz ya hiçbirimiz” demedi. Mustafa Balbay da bireysel kurtuluş yolunu seçti. O da tutuklu diğer gazeteci arkadaşlarını kaderine terk etti. Bunları niçin anlattım? Şunun için anlattım. Hani diyorum, hapisteki gazetecilerin içinde bulunan Odatv yöneticileri, baktılar ki CHP’nin Mustafa Balbay’dan başka tutuklu gazetecileri kurtarmak gibi bir derdi yok. Böyle bir derdi olacağı da yok. O zaman CHP’den umudu kesip Avrupa’ya umut bağladılar. Bunun için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdular. Bu arada medyada dün yer alan habere göre, CHP de Mustafa Balbay için önümüzdeki günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaya hazırlanmakta. Hapiste 70’i aşkın gazeteci var ama CHP yine sadece Mustafa Balbay’ı kurtarmak için uğraşmakta. Ha şimdi diyorsunuz ki, “Ulusalcılar ‘Kurtar bizi Avrupa’ dercesine Avrupa’dan nasıl medet umarlar? Hem ulusalcılık yapıp hem de bunu nasıl yaparlar? Kendilerini böylesine çelişkili bir duruma nasıl sokarlar?” Aslında bu sorulara herkesten önce ulusalcılar kafa yormalı. Ulusalcıların bu sorulara verecek cevabı var mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
LütfüOflaz'la Sohbet Arşivi