Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Bayrağımız nasıl ortaya çıktı?

Bayrağımız nasıl ortaya çıktı?

Hakan Canıtez/ Bursa; “Bugünkü Türk bayrağı Mohaç Muharebesi’nde mi ortaya çıkmıştır?” • Mohaç değil Kosova olarak anlatılır... Bir rivayete göre, bugünkü bayrağımızı ilham eden olay 1. Kosova Savaşı sonrasında, savaşta ölen askerlerimizin bir çukurda biriken kanlarına gökteki ay ve yıldızın yansımasıyla oluşmuştur. Tabii bu bir menkıbedir... Kayıtlara göre bugünkü bayrağımıza benzer ilk al bayrak Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Mesud tarafından Osman Gazi’ye gönderilmiştir... Sonra Osmanlılar çeşitli bayrak ve flamalar kullanmışlardır... 15. yüzyıldan sonra, (mesela Çaldıran Savaşı’nda) uzun süre yeşil bayrak kullanılmıştır... Bugünkü bayrağımıza en yakın bayrağa Sultan III. Selim döneminde rastlanır. Bu bayrakta hilal ile birlikte sekiz köşeli bir yıldız kullanılmıştır.

1842 yılında Sultan Abdülmecid döneminde, yıldız beş köşeli hale getirilmiştir.

Bayrağımız bugünkü şekline ise, 29 Mayıs 1936’da kavuşmuştur.

28 Temmuz 1936 tarihinde çıkarılan 2994 sayılı kanunla bayrağımıza son şekil verilmiştir.

Atatürk’le İsmet Paşa neden ayrıldı?

Caner Can / Bursa;

“Atatürk ile İsmet Paşa’nın arasındaki kırgınlık nereden kaynaklanıyor?”

• İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü “Anka Kuşu” isimli anılarında, “Küslük konusunda babamın bize anlattığı şuydu” dedikten sonra, şöyle yazıyor:

“Sofrada bakanlarının kendisine söylenmeden eleştirilmesi, talimatlar verilmesi... Gene böyle bir şeyler olmuş, babam da sinirlenmiş, ‘Sofradaki talimatlarla yürümez bu işler’ anlamında bir şeyler söylemiş. Atatürk de kızmış, ayrılmaları böyle başlamış.”

İsmet Paşa’nın sofrada bakanlar ve diğer sofra müdavimleri tarafından neden eleştirildiği konusunda rivayetler muhtelif... Başvekil (Başbakan) İsmet İnönü’nün kimi yakınlarına “menfaat” temin ettiği iddialarından tutun, kendisinin ön plâna çıkmak istediğine kadar, bir sürü iddia var...

Ne halse; Atatürk’ün hayatının son yıllarında İsmet Paşa’ya çok kızdığı belli. Öyle olmasaydı görevden azletmez, yerine Celal Bayar’ı getirmezdi. Hattâ öldürülmesini emrettiği, bunun için de çocuklarının eğitiminin üstlendiği yolunda söylentiler bile var. Her konunun özgürce tartışılamadığı ülkemizde bu konuyu tartışmak, takdir edersiniz ki, çok zor.

Günün birinde özgür bir ortama kavuşulmasını, bu ortamda tüm belgelerin açılmasını ve her şeyin özgürce tartışılmasını dilemekten başka çaremiz yok.

Şeyh Bedreddin’in kabri nerede?

Zekeriya Ayparçası/ İstanbul;

“Şeyh Bedreddin’i neden Sultan II. Abdülhamid’in yanına gömdüler? Fatih onu astırmamış mıydı?”

• Sanırım dönemi yanlış hatırlıyorsunuz sevgili Zekeriya. Çünkü Bedreddin asıldığında Fatih henüz tahta çıkmamıştı.

Bedreddin’in idam tarihi olarak çeşitli kaynaklar 1416 ile 1420 tarihini veriyor.

Biliyorsunuz, Şeyh Bedreddin, Yıldırım Bayezid’in oğullarından Musa Çelebi’ye iki yıl kadar kazaskerlik yapmıştı...

Çelebi Mehmed, kardeşlerini bertaraf edip padişah olunca, Bedreddin’i İznik’e sürdü. Bunu içlerine sindiremeyen yakın müritlerinden Börklüce Mustafa ile Torlak Kemal, Aydın ve Manisa’da isyan ettiler...

Şeyh Bedreddin bu isyanlarla bağlantılı bulunarak, kendi fetvasıyla idam edildi.

Önce şimdiki Yunanistan’ın Orta Makedonya bölgesinde bulunan Serez’e defnedildi (1416 veya 1420).

1924 mübadelesiyle kemikleri Türkiye’ye getirildi ve Topkapı Sarayı’nın mahzenine konuldu...

27 Mayıs 1960’de gerçekleştirilen askeri darbe sonrasında, darbenin lideri Orgeneral Cemal Gürsel’in, isteği üzerine Topkapı Sarayı mahzeninden alınan kemikleri, Cağaloğlu’ndaki Sultan II. Mahmud Türbesi avlusuna gömüldü.

Osmanlı padişahlarına ilgi göstermeyen darbecilerin, devlete isyan etmiş birine neden böyle bir ihtimam gösterdiklerini bilemiyorum.

Şimdi de bazı Alevi-Bektaşi dernekleri, Bedreddin’in kabrini Nevşehir’in Hacı Bektaş veya İzmir’in Karaburun İlçesi’ne taşımak istediklerini gazetelerde okuyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi