Ali Ferşadoğlu

Ali Ferşadoğlu

Risâle-i Nur’u ‘inceleme’ye devam...

Risâle-i Nur’u ‘inceleme’ye devam...

Dünkü yazımızda, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce’nin bir soru önergesiyle Bediüzzaman’ı Meclis gündemine taşımasından söz ederek, Risâle-i Nur’un nasıl bir Kur’ân tefsiri olduğu üzerinde durmaya çalışmıştık.

Konuya bugün, devam edelim:
* Risâle-i Nur, kâinat çapında muazzam bir tefekkür ve ilim ufku açarak doğru düşünme melekemizi geliştirir. Ferdî ve sosyal olgunlaşma, başarı, huzur ve mutluluğun mahiyet itibarıyla duâ ve hakikî ilme bağlı olduğunu vurgulamıştır.
* “Sevgi, fazilet, yardım, fedakârlık, diğergâmlık, tevekkül, ümit, tevazu” gibi duyguların pozitif enerji ürettiğini, “hırs, korku, kin, düşmanlık enaniyet, riya, kibir-gurur” gibi duyguların ise negatif enerji ürettiğini tesbit ederek mecralarına kanalize etmiştir.
n En muğlak/kapalı felsefî konuları berraklaştırmış; “Nereden geliyoruz, neciyiz, nereye gidiyoruz?” şeklindeki hayatî sorularımızı cevaplandırarak geleceğin endişelerinden kurtararak moral gücümüzü yükseltmiştir.
* Hayatın gizemli yönlerini ortaya koyarak “dengeli yaşama sanatı”nı öğretmiştir.
* Farklı ve benzer yönlerimizi belirterek hemcinslerimizle sağlıklı iletişim, diyalog kurabilme, başkasının istek ve ihtiyaçlarını anlayabilmenin alt yapısını hazırlamıştır. Kendisini bütün yönleriyle tanıyıp ihtiyaç ve arzularını tesbit eden ve gereklerini yerine getiren bir insan ise, ruh ve duygular açısından dengeyi bulmuş ve sükûnete kavuşmuş bir karakter ve kişiliğe sahip olur. Böylelikle hem kendi iç âleminde tutarlı, hem de dış âlemlere karşı dengeli olur. Böyle bir fert, aile, içinde yaşadığı toplum ve insanlıkla olan münasebetlerini de dengelemiş demektir. Onlarla rahatlıkla diyalog kurabilir, sosyal münasebetlerini düzene koyabilir. Hatta hayvan, bitki, tabiat unsurları ve kâinatla olan ilişkilerini de aynı dengeye oturtmuş olur.
* “Korkularımızı besleyen ve duygularımızı güdükleştiren” ölümün rengini beyaza boyar. Mezaristanı korkunç çürüme yeri, yılan ve çıyanlara yem olacak bir çukur olmaktan çıkarıp, ebedî saadete, sonsuz ziyafetlere açılan bir kapı, bir bekleme salonu, sonsuzluk yurduna gidecek vasıtanın bir istasyonu haline çevirmiştir.
* İnsanların önüne, büyük ve uhrevî sonsuz hedefler koymuştur.
* Fen ve sosyal bütün ilimlerin, Esmâ-i Hüsnâ’nın (Allah’ın en güzel isim ve sıfatlarının) tecellîsinden çıktığına işaret etmiş, “din ilimleri ile fen ilimleri” diye tasnif edilen “ikiliği, bölünmüşlüğü” kaldırarak, “Allah hesabına müşahede edilen her şeyin ilim” olduğunu beyan ederek ilimde gerçek “tevhid-i tedrisat”ı gerçekleştirmiştir.
* Risâle-i Nur’u cebine koyan bir şehirli, kırsal kesimdeki bir kasabalı, dağ başındaki bir çoban kendi kendine okuyarak kendisini yetiştirebilir. Eğitim sistemimiz, ilköğretim okullarını henüz bütün köy ve yörelere yaygınlaştırmamışken (hâlâ taşımalı eğitim sistemiyle değirmen döndürülmeye çalışılıyor!); Bediüzzaman, üniversiteyi dağ başlarında bile kurmuştur.
* Modern çağın insanının zaaflarını tespit eder ve problemlerine çözümler üretir. İslâm (hatta insanlık) âleminin meselelerini teşhis eder; çarpıcı ve orijinal çıkış yolları gösterir. Yeni/çağdaş bir İslam medeniyeti projesi üretir. Tefsir (Kur’ân yorumu), hadis, kelâm (İslam felsefesi), tasavvuf (mistik, iç, duygusal hayat), psikoloji, sosyoloji ve sair ilimlerde yeni bakış açıları getirir.
* Problemleri, sorunları, her an karşılaşmamız muhtemel belâ ve musibetleri fırsata çevirmeyi öğretir. Meselâ Hastalar Risalesi ve On Dördüncü Söz’ün Zeyli’nde, hastalıklar ve âfetlerin arkasındaki rahmet ve güzelik yönlerini gösterir, onlara bakış açımızı pozitife çevirerek fırsat olarak değerlendirmemizi öğütler.
* Risale-i Nur din ile fen ilimlerinin çatışmadığını aklî, ilmî ve naklî belgelerle ispatlar. Bu arada, Batı’da, Hıristiyanlık ile ilim arasındaki mesafenin açılmasında, seküler hayatın topluma nüfuz etmesiyle doğan manevî boşluk, toplumu, akıl, ilim ve gerçeklerle ilgisi olmayan okültizmin (bilinmezlik, gizlilik, sırlar) alanına itmiştir. Böylece devreye “kabala, gül-haç, tarot, simya, astroloji, spiritüalizm, kehanet, falcılık, ruh çağırma, vampirlik, büyücülük, numeroloji, cadılık” gibi benzeri batıl inanışlar girmiştir. Özellikle “cadılık, efsunculuk, üfürükçülük, sihribazlık” meslekleri caziptir.
* Risale-i Nur; “ruh, vahiy, ilham, gayb/metafizik” hakikatlerinin aslını ve batıl inanışların gerçek yönlerini, aklî ve ilmî perspektiften ele alarak izah ve ispat eder. İnsanı yanlış düşüncelerin pençesinden kurtarır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Ferşadoğlu Arşivi