Atatürk'e göre Kur'an ayetleri bizim anayasamız hükmündedir
Bu konuya niçin temas ettik? Çünkü parlamentomuz silbaştan yeni bir anayasa yapmak için çalışmalara başladı. Bu münasebetle bu konuda ortaya atılan tekliflerin ve temennilerin bir bir ele alınıp yeniden değerlendirmeye alınması bir zarurettir.
Tekliflerden hangisi gerçektir, hangisi değildir? Bütün verilerin ehemmiyetle incelenmesi gerekir.
Bilindiği gibi Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra, Balıkesir'de Zaganos Paşa Camii'nde minbere çıkarak, milletimizin tümünün tasvihini kazanan şu konuşmayı yapmıştır:
"Ey millet; Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, Hayri atıfeti üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara hakâyıkı diniyeyi tebliğe memur ve resul olmuştur. Kanuni esasisi, cümlenizin malumudur. Ki, Kur'an-ı Azimüşşan'daki âyetlerdir.
İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir, ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate tamamen tevafuk ve teyabuk ediyor."
Anayasamızın, Kur'an ahkâmı olduğunu ilan ve kabul eden bu görüş ve bu istikamet ne derece isabetli ise, maalesef bu istikametten sapılmış; iddia edilenin tam tersine, batıdan ceza kanunu, medeni kanun, borçlar kanunu, ticaret kanunları alınmış, tamamen kozmopolit bir keşmekeşe sebebiyet verilmiştir. Milletimizin inancına, karakterine, örf ve âdetlerine taban tabana zıt kanunların, dayatmacı metodlarla uygulanmaya başlanmasından doğan sıkıntılar ortamına itilmiştir.
İstiklâl Harbi'ni kazanan biz olduğumuz halde, savaş alanlarında şehid kanıyla elde edilen zaferler, Lozan konferansının gizli oturumlarında tamamen hezimete ve teslimiyete dönüştürülmüştür.
Yahudi hahamı Hayim Nahum Efendi İsmet Paşa'nın danışmanı olunca, Kürt İngiliz politikacı Lord Kürzo'nun teklifiyle, İslam esaslarına tamamen zıt şartlar uygulanmış, taklitçi ve batılılaşma modası başlatılmıştır.
Bu, milli karakter, ahlak ve ananelerimize zıt kanunlar sanki az gelmiş gibi bizim medeniyetimiz yenik düşmüştür, ezikliğiyle ille de AB'ye girelim fikri sabiti, iç ve dış politikamızın temeli sayılmış. Bu sefer, Batı'dan süratle kanunlar alınmış, meclisimizde tabu gibi telakki edilen bu kanunların tüzüklerin noktasına, virgülüne bile dokunulmadan yasama organımızdan geçirilmiştir. Alınan her yabancı mevzuat milli ahlak ve manevi yapımızda rahneler açmıştır. İdam cezası kaldırılmış, cinayet patlaması olmuş. Zina suç sayılmamış fuhuş patlaması olmuş, eşcinselliğe göz yumulması, domuz etinin pazarlanması gibi, bize, ecdadımıza yakışmayan gidişat ahvali adiyeden sayılmıştır.
Hasılı kelam, bu çığırından çıkan ve çığ gibi üzerimize yığılan problemlerin karşısında yegâne kurtuluş çaresi ve ümit ışığı olarak milletimiz yeni anayasanın yapılmasına bel bağlamıştır.
Netice: Peygamber Efendimiz "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmuşlardır. Çare manevi gelişmededir, ahlak reformundadır. Anayasa bu ideallere yer vermelidir.
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya, yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya.
gökten indiği sanılan kitaplarla devlet idaresini yönetemeyiz , bizim ana programımız chp yani kendi ideoljimiz uygulatmaktır. diyerek kuran ve diğer 3 kitabımızı inkar eden biri ayet söylemez.. dini savunmaz.. bir kemalistin dediği gibi M.kemal ölürken ''ve aleykümselam' demiş.. ne büyük zatmış!!!!
Allah saglik ve afiyet versin! rahmetli babamin en sevdigi siyasetcilerden biriydi.ahh agabey ahlak reformu yapacak babayigit nerde..bu hükümet milli görüs gömlegini degil,maneviyatelbisesini cikarmis.yaptigi icraatlardan o anlasiliyor.tek dertleri dinsiz teröristleri kurtarmak,maalesef
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155