Adalet ararken hukuku zorlamak

Adalet ararken hukuku zorlamak

Başbakan Erdoğan, emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasına karşı olduğu yönünde bir beyan veriyor, ertesi gün aylardır tutuksuz yargılanan Hurşit Tolon tutuklanıyor.

Yargının kendini giderek bağımsız bir güç olarak görmesinin bir başka sonucu.

Yargı bağımsızlığı ancak somut olayda kimseden talimat almamasında söz konusudur, yoksa yargı yasamadan bağımsız veya yürütmenin üzerinde bir güç değildir.

Şöyle söyleyeyim, bir eylem suçsa yargı kimseden talimat almadan harekete geçer ve kimseden talimat almadan hüküm verir.

Yasama bir eylemi suç olmaktan çıkardığında, yargının bağımsızlığının konuyla ilgisi yoktur.

Aynı şekilde, yargı kamu vicdanından bağımsız da değildir.

Toplumun vicdanını yaralayacak kararlar hukuki olabilir ama adilliği tartışmaya açık olabilir.

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’la ilgili karar bunun net örneğidir.

Tolon aylardır tutuksuz yargılanıyordu, kaçmadı..

Delilleri toplanmış bir davada sanık, delil karartma riski yok.

Toplumda tutuksuz yargılanmasına yönelik bir infial de yok.

O halde hakkında tutuklama kararı talep edilmesi ve bu kararın verilmesi, bir meydan okumadır.

“‘Özel yetkinin” sınırlarının açıklığını gösteren bir başka karardır.

Meclis bir paket kabul etti, halk referandumda onayladı mesela.

Buna göre, Genelkurmay Başkanları ve Kuvvet Komutanları görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan’da yargılanmak durumunda.

Bu uygulamayı beğenmeyebilir ve eleştirebilirsiniz ama o kural orada olduğu sürece ona uymak zorundasınız.

Bugün kuralı zorlayan uygulamalar var.

Kitaptan terörist çıkaran hukuk sistemi, anayasanın açık hükmünü görmezden gelmeye başlamışsa, alarm çanlarının çalması gerekir.

Darbeciler ve yandaşlarının üzerine gitmemizi eleştirenler, sürekli olarak ‘’Keser döner, sap döner’’ tehdidi savuruyor, umurumuzda değil.

Ama her iktidar değişiminde hukuk uygulamasının değişmesini de istemiyorsak, şimdi çok hassas olmak zorundayız.

Türkiye değişmek zorunda ama yargı eliyle değil.

12 Eylül yargıda

Yüzleri kızarır mı bilmem ama sonunda 12 Eylül darbesi yargı önüne çıkıyor.

Hürriyet tayfasının sahip çıktığı darbe, nedenleri ve sonuçları yargı önünde sorgulanacak.

Burada Evren veya Şahinkaya’nın tek başına mahkum olması önemli değil, aslolan darbe zihniyetinin mahkum edilmesi.

Her yargısız infazın, her işkencenin hesabı, bu darbeyi tarih kitaplarında kanlı bir eylem olarak mahkum etmekle sorulabilir.

Bu iddianamenin kabulü bu yolu açtı.

Yetmez ama evet diyoruz.

İyi çocuklar mahkum oldu, abileri nerede

Şemdinli Davası kavga kıyamet sonucu karara ulaştı, emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın ‘’iyi çocuklar’’ diyerek kefil olduğu iki asker ağır hapse mahkum oldu.

Akılda kalan 2 soru var:

1- O iki asker, kitapçıya bombayı kendi iradeleriyle mi attı, emir-komuta zinciri içinde mi attı?

2- Yaşar Büyükanıt, iki askere kefil olma ayağına yargı sonucunu etkileme yolunu neden seçti?

3- CHP liderine ‘’adil yargı’’yı etkileme iddiasıyla fezleke hazırlama yolunu seçen adil yargı, bu açık müdahaleye neden sessiz kaldı?

Konular fazla hukuk oldu ama bugünlerde bütün kavga onun üzerinden yürüyor.

Narkotik Büro’ya önemli bir soru

İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü düzenli aralıklarla İstanbul’un magazinel isimlerini yakalayıp uyuşturucu kullanmaktan yargıya sevk ediyor.

Soru şu: Bu uyuşturucu İstanbul’a nasıl geliyor ve gelirken neden yakalanmıyor?

Bu bir.

İkincisi, torbacı ve kullanıcıyı mı yakalamak önemli, tedarikçiyi mi?
Hamilelik Sonrası Oluşan Varislere Son!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi