Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
R. Özdenören - Yeni Şafak
rozdenoren@yenisafak.com.tr
2012-02-05

İdeolojik partiler, organik partiler

Bu ülkede her türlü toplumsal/siyasal kurum gibi siyasal partiler de başlangıçta ideolojik bir temel üzerine bina edilmiştir. Bunun anlamı şudur: temelde, bu türden bir kuruluşun ihdasını gerektirecek bir ihtiyaç mevcut değildir. Bu kuruluşlar, öyle desinler -komşuda var, bende de olsun- kafasıyla icat edilmiş. Kurulu düzenin 6 okla simgeleştirilmiş olan "ilke"lerinin hiçbiri bu ülke insanının özgül ihtiyacının eseri olarak ortaya çıkmamıştır. Siyasal partilerin kuruluşu da aynı istikamette oluşmuş, oluşturulmuştur...

Bir şey yapmak için değil, fakat bir şeyin yapılmasını engellemek için siyasal parti kurmanın zemini hazırlanmıştır. Örneğin İTC (sonradan İttihat ve Terakki Fırkası veya Partisi) neyi gerçekleştirmek için kurulmuştu? Salt Sultan Abdülhamit Han'ı bertaraf etmek, tahttan indirmek için değil mi? Peki sonrası?

Abdülhamit Han'ı tahtından indirme babında ortam hazırlama faaliyeti zımnında gerçekleştirilen 31 Mart vakasına katılanlar acaba bu kalkışmayı niçin yaptıklarını biliyorlar mıydı dersiniz? Hayır! Nitekim nümayişlerin yapıldığı sırada o nümayişe katılanlar arasında yapılan ayaküstü konuşmalarda çoğunun o nümayişe niçin katıldığını, ne istediğini bilmediği ortaya çıkmıştı.

Aynen son yıllarda (2007 Mayısında) bir derneğin (ADD) tertiplediği 500 bin kişinin katıldığı söylenen nümayişlerde olduğu gibi...

Bu ülkeye ithal edilen siyasal veya toplumsal "kurumların" "kuruluşların" neredeyse hiçbirinin reel, natürel bir karşılığını bulmak mümkün değildir. Neredeyse tümü ideolojik olarak, yani tepeden inmeci yöntemle ihdas edilmişlerdir.

Böyle olunca, faaliyet halindeki siyasal partilerin meşgul olduğu konular da bu ülke kültürünün organik ürünü olarak ortaya çıkmıyor.

Yıllar yılı laiklik elden gidiyor, irtica geliyor yaygarasıyla oy toplama sevdasına düşmüş olanların hangi müspet icraatın içinde yer aldığı sorusunun cevabını bulmak mümkün görünmüyor.

1950'li yıllardan bu yana, eğer bu ülkede iki çivi çakılmışsa, bu çivileri çakanların gene de muhafazakâr diye anılan partiler tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. Çünkü her şeye rağmen bu kuruluşlar, şöyle veya böyle bu toprağın kültürüyle organik bir ilişki kurmayı denemiştir.

Hâlihazırdaki tabloda da aynı görüntüyü gözlemlemek mümkündür:

Ülkenin organik partileri somut problemlerle uğraşırken, jakoben nitelikli partiler cali meselelerle, itişip kakışmakla ömür tüketmeye devam edip gidiyor. Ancak ortadaki gayrete rağmen ne kendi içlerinde yürüttükleri, ne de dışarıya yönelttikleri didişmeden kimse bir hâsıla sağlamayı beklemiyor.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.