Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Hasan Aksay - Yeni Akit
2012-02-06

Arap Baharı mı, Devrim mi? Ve Beklenen?

Arap baharı, görünenden de önemli tarihi bir değişimdir. Zordur ve zaman ister. Kolay zannedenin, olumsuzluğa takılıp, “Kış” zannı yanılgıdır. Esat, halka karşı silaha sarılmakla nasıl sonunu hazırladı ise; camiden çıkan halk şehit oluyor yılmıyorsa hedefine varacaktır.

Müslüman Afganistan halkı karşısında, Kızılordu, ABD ve Batı silah güçleri ne kazandı, ne kaybettiler?

“Arap” ve “Türk” kavramları, “Müslüman” anlamında da kullanılır. Bu bakımdan bu dirilişe, “Arap baharı” denebilir. Fakat böyle büyük değişimlerin ismi, içerik ve ufkunu da aydınlatmalı. Dünyada her dört kişiden biri; ve istisnasız her ırktan milyonlarca insan Müslüman. Ve bunlar, içki, kumar, eroin gibi iptilalardan bir anda kurtulmak gibi farklı bir özellik ve nasip sahibidirler. Batı’nın seküler kavramlarına mahkum edilemezler. İnsanın fıtrat yüceliğini tahrip etmeyen bir medeniyete ihtiyaç vardır. Bu medeniyet isminden başlayarak, kendi kavram ve sistemlerini kurmalıdır. Laiklik gibi temelinden tatbikatına kadar çarpıtılmış, taklit kavramlarla olmaz.

İnanç, ahlak-edep, hak-hukuk hayatıyla ferdini ve toplumunu asırlardır huzur ve saadete erdiren, “İslâm” bu dirilişlerin ruhu olduğu gibi adıdır. Ahlak ve edep dışılık meydan alır, adeta meşruiyet kazandırırken; hak-hukuk, ahlak ve edebin bu derece çekingen bırakılması, başta İslâm dünyası olmak üzere çağın ayıbıdır. Bira festivalleriyle öldüren belediye başkanı, cinayetiyle övünürken; Başbakanın, “İslâm ahlakı” sözüne saldırı, atmosferdeki zehrin ifadesidir. Bahar önce atmosferi temizlemelidir.

Bu dirilişe “devrim” demek, “Cevizin kabuğunu ceviz zannetmektir.” Darbeci hayali devrimler, istese de-istemese de zorbalık ve çifte standartlıdır. İhtiras, yabancı emel ve ehliyetsizliklerle hastalıklıdır. Bu bahar devrim değil. Müslüman halkın yeni bir medeniyet müjdesidir. Öyle olmalıdır.

Fert ve toplum hayatı, ruh ve beden gibi denge gerektirir. Ferde ve topluma yüklediği sorumluluklarla İslâm, insanlığın hayrı için çıkarılmış bir ümmet meydana getirmiştir. İslâm dışı, çıkara hesaplı sitemler, bu dengeyi kuramadı, kuramaz. Dikta ve sömürü doğurdu, doğuruyor.

Bu baharın temeli ve başarısında İslâm vardır. Bu yola ilk çıkan Tunus’un NAHDA Başkanı kardeşimiz Gannuşi ve Başbakan, Libya Ulusal Konseyi’ne, “Tek devlet olalım”; yani, “makam değil hizmet” dedi. Allah’ın yardımı bu iman, ihlas ve gayretledir.

1666 yılından beri Fas’ı yöneten aileden Kral VI. Abdullah, kansız kavgasız bahara girdi. Ne güzel. “Egemen Halkın Siyasetnamesi (Sayfa: 2025-2070)” kitabımda, çağın imkan ve şartları, yönetimde halk katkısını zaruri kılıyor. Krallar, 10-15 senede bu hedefi kavgasız sağlıklı bir yapıya kavuşturmalı. İyi bir düzenle devleti temsil makamında kalmalıdır, demiştim.

Bu bahar, bütün Müslümanları, bir kere daha sorumluluklarını kuşanmaya çağırıyor. Ümitsizlik yok. Gayret var. Başarı, iş içinde doğar. Genç yaşlı, bir süreden beri kurban ve zekatıyla, çölde, dağda, Allah için yardıma koşuyor Müslüman. Allah’ın yardımı, insanlık için yüreği yanıp terleyenledir. Allah’ın yardımını kim hak ederse, başarı onun. Osmanlı Cihan İmparatorluğunu doğuran “Kayı Beyliği” Anadolu Beyliklerinin en küçüklerindendi.

İki medeniyet: “Bizden değilsen düşmanımsın” diyen Batı’nın lideri ABD; Kral-zenci-Arap-Türk-İngiliz-Rus, tüm milletleri, Kabe’deki gibi aynı ruh, sevgi, saygıyla insanlıkta, aynı safta birleştiren; kötü iş ve sözden sakınma iradesi kazandıran İslâm’dır. Çirkinle-güzel; batılla-Hak kıyaslanamaz!

Selam ve dua…

 
 
 
2012-02-06 13:18:13
direniş değil, diriliş
her kim direnişle hakkını almak isterse, yanlış yolda olmasa da zafer kesin değildir. tek çare diriliştir. ümmetin dirilişi, her cami cemaatinin birbirini sevmesi, sevgiden doğan nurun bir imama emanet edilmesi, imamların vekilleri seçerek. hilafetin ilanıdır

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.