24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 16°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,498 -0.71
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Anayasanın değişmez maddeleri nasıl değişir?

Faruk Köse

“Seküler mantık”ın veya “Laikçi zihniyet”in “vahye dayalı din”e karşı duruşunun ana sebebi olarak, değişmeyen vahyin, değişen şartlara ve gelişen toplumsal ihtiyaçlara cevap verme yeterliliğini taşımayacak olması iddiası gösterilir.

O halde, “dünya hayatını düzenleyecek kurallar”ın, zamana ve şartlara göre değişiklik arz etmesi lazım gelecektir. Bu noktadan hareketle, “Yaradan’ın egemenliği”ni göklere lâyık görürler ve “dünyanın işleri”ne karıştırmazlar; dünyayı insan kafasının ürünü kurallarla yaşamayı yeğlerler. Sadece yeğlemezler; bunu başkalarına da dayatırlar. Çünkü, “durağan” gerekçesiyle vahye karşı dururlarken, ürettikleri “yasal sistemin anası”nı “değiştirilemez” maddelerle bezeyerek bizzat kendileri durağanlaştırırlar.

İşte bu mantık, ülkemizde uygulanan yasal sistemin de esas niteliklerinin başında yer alır. Nitekim bütün mevzuatın kendisine uygun olması gereken Anayasa’nın “mer’i sistemi biçimlendiren” ilk üç maddesi, 4. maddesiyle “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” kılınmış. Ancak zaman ve şartlar değişiyor, toplumsal ihtiyaçlar gelişiyor ve çeşitleniyor. Mevcut sistem buna cevap vermede kifayetsiz kalıyor. Bu nedenle “değişmesi” gerekiyor. Gel gör ki, sistemi değiştirmek, durağanlığa karşı çıktığı iddiası taşıyan seküler ve laikçi mantık tarafından imkânsız kılınmış. Ama yine de “değişim gereği” öylece ortada duruyor. O halde çözüm ne?

Anayasa’nın “değiştirilemeyecek hükümler”i ifade eden 4. maddesinde şöyle deniyor: “Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”

Şimdi Anayasanın, değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif bile edilemeyen 2. maddesine bakalım: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

Dikkat ederseniz, bu hükme göre Anayasanın Başlangıç kısmı da değiştirilemezler arasında yer alıyor. Hatta “Cumhuriyet” rejimi, “Başlangıçta belirtilen ilkeler”e de dayanıyor. Şimdi Başlangıç üzerindeki değişiklikten hareketle Anayasanın değiştirilemez maddelerinin değişebileceğine dair bir yol açılmış olduğunu göstermeye çalışacağım. 12 Eylül darbesinin ardından yapılan Anayasa’nın Başlangıç kısmı şu ifadelerle başlıyordu:

“Ebedi Türk Vatan ve Milleti’nin bütünlüğüne ve kutsal Türk Devletinin varlığına karşı, Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücü ve yıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı bir sırada; Türk Milletinin ayrılmaz parçası olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 herekâtı sonucunda, Türk Milletinin meşru temsilcileri olan Danışma Meclisince hazırlanıp, Milli Güvenlik Konseyince son şekli verilerek Türk Milleti tarafından kabul ve tasvip ve doğrudan doğruya O’nun eliyle vazolunan bu Anayasa;....”

Bu noktada, asıl meramımızı ifade etmeden önce bir başka hususa dikkat çekmek istiyorum. Herkes, darbelere meşruiyet kazandıranın, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi olduğunu söyler. Nitekim bu maddede şöyle denmektedir: “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.” Ama dikkat edin, darbelere meşruiyet kazandıran asıl madde, Anayasanın değiştirelemez kılınan Başlangıç kısmıydı.

Ancak bu Başlangıç metni, Tansu Çiller’in Başbakanlığı döneminde, 23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Kanunla değiştirilerek, yukarıya alıntıladığımız kısım metinden çıkarıldı; değişiklik Resmî Gazete’nin 26 Temmuz 1995 tarih ve 22355 Sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yine “değiştirilemeyecek” Başlangıç kısmında bir değişiklik de Bülent Ecevit’in Başbakanlığı döneminde, 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı Kanunla yapıldı. Bu kanun da 17 Ekim 2001 tarih ve 24556 Sayılı (Mükerrer) Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

İşte bu iki değişikliğin önemli bir anlamı var. Hatta bu, mevcut Anayasa’nın toptan değiştirilebilmesi için bir karine de teşkil edebilecek nitelikte. Nitekim yapılan bu değişikliklere itiraz eden yok. Konuya ilişkin bir Anayasa Mahkemesi kararı da yok. Bu da, bu tür değişikliklere hukuki geçerlilik kazandırmakta, aynı usulle yapılacak yeni değişikliklere emsal teşkil ederek önünü açmakta. 1995 ve 2001 tarihli bu değişiklikler emsal gösterilerek diğer maddelerin de değiştirilebilmesi mümkün.

Demek ki, “değiştirilemez” denenler de istendiğinde değiştirilebiliyor. Bu da olmadı, bazı anayasa hukukçuları aksini de iddia etse, değiştirirsiniz 4. maddeyi, “değiştirilemez” ifadelerini çıkarırsınız Anayasadan, sonra şöyle “milletin temel değerleri”ni gözeten bir anayasa yaparsınız, olur biter. Yeter ki isteyin.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.