Hasan Aksay

Hasan Aksay

Anayasa teklifleri tasarılaşırken

Anayasa teklifleri tasarılaşırken

Anayasalar önemli, ama tek değil. Hatta, ahlâkî değerler ve toplumsal uyumda kemâle erişilir, hak-hukuk ve iyilik kaygısı imanla korunursa, olsa da - olmasa da olur duruma gelebilir. Ne var ki globalleşme ve materyalizm şartları, ahlâkın yerine de adalet kurumunu ikame için dayatıyor. Çıkarcılık-kapkaççılık, hukuk kurumuna kapasitesinin çok üzerinde yük yüklüyor. Böylece sorun çözen adalet, sorun da üretebiliyor. Yasa, ahlâk sahasını istila ettikçe adalet, adeta izdiham ve gürültüde boğuluyor.

Konumuz elbette bu değil. Yeni Anayasa’yı nasıl yapalım meselesi. Fakat her iyiliği Anayasa’dan bekler, fazla abartır, geliştirmesi zor hükümlerle hayatı dondurursak, değişim çağının pişmanı oluruz. Şapka giyen kalmadı, hâlâ şapka giymeyene idam veren cezayı kaldıramadık. “Ne zararı var, dursun” fikri yanlış. Zayıf görülene, “başörtüsü zulmü” doğuran o mantıksızlıktır. Güçlü risk alırsa zararı yoktur. Özal, aynı Anayasa’yla ekonomik sıçrayış yaptı. Sezer, o Anayasa’yı Ecevit’e fırlatıp felaketler üretti. Para pul oldu. Banka soygununu millet ödedi. TBMM, 2/3 dayatmasıyla toplanamaz duruma geldi. Sezer’in kanunları çiğneyerek Köşk’e dönüşü, tarihe, hukuka, vatana, millete ihanet oldu. Hulasa-i anayasayla mantık iptal edilirse, diğer bir ifadeyle insan olmazsa, sistem iş yapmıyor. Her yerde böyle. J.F. Kennedy, ABD’ye itibar ve güç kazandırıyordu, öldürdüler. Bush geldi, aynı anayasayla çöküşe geçirdi. Mesele anayasa ve şahısla da bitmez. Fert, toplum, ahlâk ve yasalarda hastalıklı tek ur bırakmamak için gayret gerek. Şimdi sorumluluğumuz, Anayasa’yı sağlığına kavuşturmaktır. “Milletler layık oldukları idareye kavuşurlar.”

Bir konunun önemini kavrayamamak ne kadar yanlış ise, abartmak da yanlıştır. Özgürlük çok önemli. Ama özgürlüğü anarşiye, hoşgörü iptaline, saygısızlığa çevirecek bir azgınlaştırma ciddi felakettir. Adalet her şeyi yerinde ve değerinde kullanmaktır. “Bölmede fazla, noksan gibidir.”

Darbeci, kendi ülkesini işgal eden sömürgecidir. Kalkanı, siyasi yargıdır. Cromwell, Fransız ihtilali, Yassıada Yüce Divanı, özde hepsi aynı. 28 Şubat 1997’de Yüksek Yargı mensuplarının, ‘Post Modern Darbe’yi ayakta alkışlama heyecanı, milleti, hukuk kalkanından mahrum bıraktı. Hükümetin direnip Anayasa değişikliği için millete gitmesi, milletin sahiplikteki vahdeti ve hükümetin, bu gücü kullanma başarısı, Anayasa’yı gerçek yerinin üzerine taşıdı. Tasarı bu fevkalade şartların mahsulü olmamalı, gereğinden fazla madde konmamalıdır.

BU GENİŞ HAZIRLIK ÖZEL OLDU.

ÖZEL USUL GEREK

Her kanun için en önemli safha, tasarılaşma dönemidir. Sahip ve sorumlusu hükümettir. Millet çalıştı, tekliflerini söyledi, sundu. Komisyon çalışıyor. Şimdi söz sorumlu mimar hükümette. TBMM kesinleştirecek, onay milletin.

Sorumlu mimar, binlerce sayfalık bu çalışmaları, 25-30 maddeye indirecekse bu kadar teklif ve çalışma fazla mı oldu? Hayır! Bu çalışmalardan, hükümet ve herkes yararlandı. 2) Teklif var, “fazla mal göz çıkarmaz” diye her şey Anayasa’ya konmamalı, ama yararlı teklifler hayata geçirilmelidir. Onun için bu özel usule ihtiyaç var. Anayasa, ne kanunlar ansiklopedisi, ne hükümet programı ve ne de propaganda ve vaatler kataloğudur. 20 Ocak 1921 Anayasası, 23 maddedir. 177 maddeli bugünkü Anayasa ile kıyas kabul etmeyecek kadar iyidir. Mesele; efradını cami, ağyarını mani, kısa-öz, açık-net ve tutarlı olma meselesidir. Bunun için:

1) Bu çalışma ve tekliflerle ortaya çıkan netice önce ikiye ayrılmalı:

A) Anayasa’da yer alması gereken maddeler.

B) Anayasa’da dondurulmaması, tekamüle açık olarak halli gereken teklifler. Neden Anayasa’ya girmemeli? Temel bir ölçü niteliği taşımaması, hizmetin geciktirilmemesi ve değişen dünya şartlarında gelişme imkânlarının katılaştırılmaması için.

Bu bölüme ayrılan teklifler, yeniden 4 kısma ayrılmalıdır:

a) Hemen kanunlaştırmaya başlanarak tatbike konulması gerekenler.

b) Mevcut Anayasa çerçevesinde kanunlaştırıldığı takdirde yetersiz kalacak konuların, yeni Anayasa’dan sonra kanunlaştırılması.

c) Yönetmelikle hemen halledilecek teklifler.

d) Anayasa’nın kabulünden sonra yönetmeliklerle halli gerekenler.

Anayasa’nın kabulünden sonra kanun veya yönetmeliklerle halledilecek konular, hükümet tarafından halka vaat edilmelidir.

İnşallah, gelecek yazıda devam edelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi