Necmettin Türünay

Necmettin Türünay

Yarınki Askeri Şûra

Yarınki Askeri Şûra

Yarın Yüksek Askeri Şûra toplantıları başlıyor. Hemen her yıl yapılan Askeri Şûralar arasında, bu seferkinin bir farkı var mıdır, yok mudur?

Burda ilk söylenebilecek şudur: Bu ağustostaki şûranın en belirgin özelliği, kuvvet komutanları ile Genelkurmay Başkanı’nın yerlerini muhafaza edeceği hususudur. Yani bundan önceki şûralarda olduğu gibi komutan adayları arasında her hangi bir kamplaşma yaşanmayacak, birbirlerinin altını oymak gibi ordu kurumuna yakışmayacak davranışlara şahit olunmayacak demektir.

Bilhassa Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun Genelkurmay Başkanlığı’ndan ayrıldığı dönemden itibaren, bu göreve gelecek komutanlar hususunda çeşitli tartışmalar yaşanmış ordu içi hizipler birbirini ekarte edebilmek için de akla hayale gelmedik davranışlar sergilemişlerdi. Meselâ hatırlayın ki Hilmi Özkök emekli olacağı sırada, onun yerine geçecek olan komutanın sabataist olduğu iddia edilmiş, bir sonraki komutanın da Ağlama Duvarı önünde çekilmiş fotoğrafları servis edilmişti. Tabii bütün bu bilgi ve materyal, onları basına servis eden merkezlerden bağımsız düşünülemezdi. Nitekim kısa zamanda bu merkezler teşhis edilmiş, Yaşar Büyükanıt ile İlker Başbuğ’un genelkurmay başkanlığını engellemek isteyen Ergenekoncu ve Balyozcu sınıflara ulaşılmıştı.

Yani Yalçın Küçük ile Soner Yalçın’ın da dayanışma içinde olduğu bir merkez, hükümetin ve İslâmi camiaların siyonizm allerjisini tahrik ederek adı geçen iki komutanın emekliye sevk edilmesini, ardından da bilâ-mecburi Balyozcu takımlara ordunun teslimini sağlamak istemişlerdi. Fakat bildiğiniz gibi hükümet bu oyuna düşmemiş, Hilmi Özkök Paşa ile yaptığı istişarelere de dayanarak malûm uygulamalara başvurmuştu. Nitekim Başbakanın ve Bülent Arınç’ın yaptığı çeşitli açıklamalar olsun, geçtiğimiz ay gerçekleşen Hilmi Özkök ile Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlıkta yaptığı görüşmelerde olsun hep bu konular ele alınmıştı. Yani hükümet katında, bizim tam olarak vakıf olamadığımız bazı durumların söz konusu olduğu ortaya çıkmıyor mu buradan?

Her ne ise!.. Maksadım bu konunun detayına inmek, yapılan ileri-geri tartışmaları özetlemek değil!.. Asıl söylemek istediğim, bu seneki Askeri Şûra’yı krize sokacak gelişmeler beklenmediğidir. Yani mevcut kuvvet komutanları görevlerini sürdürecek, tepe noktalarda sert, hırçın rüzgârlar esmeyecek.

Fakat bu demek değildir ki ağustos şûrasının gündeminde herhangi bir sorun bulunmuyor. Türkiye gibi bir ülke olur da, sorunsuz bir toplantı düşünülebilir mi? Koca bir orduda terfi sırası gelen ve rütbe bekleyen sayısız kişi!.. Aynı zamanda da henüz içeride bulunan 68 general ve amiral!.. Bunlardan 39’u da terfi beklentisi içinde!..

Biraz daha açacak olursak, geçen yıldan beri içeride olduğu için terfi edemeyen ve vazifeleri temdid edilen 22 general ve amiralin durumunun da bu şûrada netleştirilmesi gerekiyor. Bir de ordu içinde fiili görev yapan ve yeni rütbe almayı bekleyen 17 general ve amiral bulunuyor. Dolayısıyla ağustos şûrasının en ciddi sorunu, görevleri temdit edilmiş tutuklu paşalarla, terfi sırası gelmiş görevdeki paşalar arasında yaşanacak derin bir muzayakadır.

İşte yarın başlayacak Askeri Şûra, orduda yığılmalara yol açan bu sorunun halli için ciddi bir mesai sarf edecektir. Doğacak sonuç ise, halen içeride bulunan temditli paşaların emekliliklerinin gerçekleştirilmesidir. Gerçi bu operasyon geçen yılki şûrada da gündeme gelmiş, fakat yeni Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in arzusu ile bir yıl daha beklenilmesine karar verilmişti. İşte davaların sonucunun alınması esasına dayanan bu arzu fiilen gerçekleşmese bile, bu yılki Askeri Şûra bu bulanıklığı giderecek gözükmektedir.

Peki bu ne anlama gelir? Halen yargılamaları devam eden ve görevlerini temditli olarak sürdüren kalabalık bir paşalar grubunun emekliliği yani!..

Bu mesele bize göre büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü komutanlar arasında şahidi olduğumuz ciddi bir dayanışma ruhu mevcut. Birbirini satmamak gibi garip bir baskı altında hissediyorlar kendilerini. Nitekim Yaşar Büyükanıt ile İlker Başbuğ’un düştüğü hata da bu olmuştur.

Onlar kendilerinin Genelkurmay Başkanlığı’na engel olmak isteyen, hatta bu hususta fiili tazyik uygulayan sınıfları iyi bildikleri halde, maalesef karşıt bir restleşmenin içine girememiş ve bundan çekinmişlerdi. İşte o kararsız tutumların kendileri adına nelere mal olduğunu en iyi kendileri biliyor. Burada belki asıl söylenmesi gereken, içerideki çoğu Balyozcu paşanın elbirliği ve ağız birliği ederek; emirleri kendisinden aldıkları yolundaki iddialarla İlker Başbuğ’un tutuklanmasını sağlamalarıdır. Yumuşak tükürük sakala zarar verir gibi bir durum değil de nedir bu?

Ya da isterseniz şöyle düşünelim: O temditli ve tutuklu paşalar gürûhu, geçen yılki şûrada emekli edilmiş olsalardı, ne olurdu? Bize göre hem Balyoz, hem Ergenekon davaları çoktan sona ermiş olmaz mıydı?

İşte bu problem, yarın başlayacak Askeri Şûra’nın en önemli gündemini teşkil edecektir. Kuvvetle muhtemeldir ki toplu bir emeklilik uygulaması ile ordu içindeki cerahat tam olarak deşilecek, ondan sonra da bu tarihi kurum kendi yaralarını yavaş yavaş sarmaya başlayacaktır.
Kuzey Irak, Kandil, PKK, Suriye gibi sıcak sorunlarla karşı karşıya bulunduğumuz bir dönemde, ordu kuvvetinin kendi iç tutarlılığını sağlaması her bakımdan önemlidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Necmettin Türünay Arşivi