Ali Ferşadoğlu

Ali Ferşadoğlu

Yoğun stres evliliğinizi zedelemesin

Yoğun stres evliliğinizi zedelemesin

Uzmanlar, insan hayatının sürdürülebilir olması için normal seviyede bir stresin gerekli olduğunu söylüyor. Fakat her şeyin olduğu gibi onun da fazlası zarar.
Az miktarda stres öğrenmeye olumlu tesir ederken, fazlası öğrenmeyi zorlaştırmaktadır. Sadece öğrenme üzerinde değil, hayatın her aşamasında stresin insan hayatına etkileri vardır.
Stresin ölçülebilir ve ölçülemeyen zararları var. Ölçülebilir zararları; hastalık, iş kazası gibi durumları doğuruyor. Ölçülemeyen zararları ise verim düşmesi, zaman israfı, yanlış kararlar, iletişim meselelerinde ortaya çıkıyor.
Stres zihin karışıklığı, unutkanlık, dalgınlık, uykusuzluk, öfke ve benzeri olumsuz duyguları harekete geçirerek kişinin hayat algısında kırılmalar meydana getirir.
Yoğun stres altında olan kimseler aşırı öfkeye kapılıp karşısındakini yersiz tutumlar ile rencide edebilir. Sınır ihlâlleri devletlerin, sinir ihlâlleri eşlerin tansiyonunu yükseltebilir!
Aslında ister istemez bu şekilde hareket ederler. Kendileri de yaptığının yanlış olduğunun farkındadır. Fakat, duygularını aşırı uçta yaşadıkları için kontrol edemezler kendilerini. Çünkü o esnada kalp daha hızlı çalışır, tansiyon yükselir, enerji depolarında boşalma yaşanır.
Bütün bunlar, evliliğin de sıkıntılı bir hâl almasına sebep oluyor. Stres, ilâç tedavisiyle kontrol altına alabilir. Bu yüzden stres kaynaklı meydana gelen hastalıkların evliliğinizi mahvetmesine izin vermeyin.

ÖNCELİĞİNİZ EŞİNİZ OLSUN
Öncelik verdiğimiz bir şey bizim için önemli ve değerli değil mi? O zaman eşimiz önceliği hak ediyordur. Kimi kadınlar önceliği kariyere verirken, kimi de annelik duygularının yoğun dürtüsüyle çocuklarına verir. Çocuğunun giyimi, yemesi, aksırığı, hapşırığı derken her şeyiyle kendilerini onlara adarlar. Öyle bir seviyeye gelirler ki, artık eşini sadece çocuğunun babası olarak görür. Koca vasfını yitiren eş, onun nazarında değer kaybetmiştir.
Oysa erkek, eşinin kendisiyle de ilgilenmesini ister. Çocukların doğumu ile ikinci, üçüncü, hatta dördüncü, beşinci plana atıldığını gördüğü vakit huysuzluklar başlar. Eşine kızar, onunla didişir. Bu da aile hayatının sarsıntılara uğramasına sebep olur.
Kadının/erkeğin bazısı da annesine çok düşkün olur. Yeni bir yuva kurduğu halde annesinin evine atar kendisini. Bir bahane bularak sürekli evini bırakıp gider, annesinin yanına. Orada daha rahat ettiğini, yemekleri daha çok sevdiğini söyleyerek…
Bu anormal, sıkıntılı bir dönemdir. Farklı bir hayat alanı tesis eden eşlerin böylesi bahaneleri, evliliklerinde gedikler açılmasına sebep olur. Oysa evlilik filminin başrolünü alan her iki oyuncu da önceliği her zaman birbirlerine vermelidir. Yeni çekirdek aile, onlardır çünkü.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Ferşadoğlu Arşivi