Mehmet Koçak

Mehmet Koçak

İslam karşıtlığı Batı’nın ideolojisi mi?

İslam karşıtlığı Batı’nın ideolojisi mi?

İslam ve Müslümanlar söz konusu olduğunda; Batı dünyasında var olan önyargılar depreşmeye başlar. “İslam çağ dışı, Müslümanlar kana doymayan terörist ruhlu ve her an eyleme geçmeye hazır potansiyel suçlu” algısı hemen kendini gösterir.


Bunlar yeni değil,

İslam’ın doğuşuyla başlayan karşı duruşun bir devamı olarak Osmanlı’nın Avrupa içlerine doğru ilerleyişini durdurma adına başlatılan Haçlı Seferlerinde oluşan bir algıdır. Bu algının hamuru İslamofobi ile yoğrulmuş ve İslam karşıtlığı Batı dünyasının resmi politikası olmuştur.

Yaşanan olaylar bize bir defa daha Haçlı seferlerine asker toplama adına akla hayale gelmeyecek ağır hakaret ve suçlamalar ile İslam karşıtı o yanlış algının günüme taşındığı gerçeğini göstermektedir.

O yanlış algının sonucu olarak, İslam dünyasında infiale sebep olan saldırı ve karalama kampanyalarını hatırlayalım;

Hint asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdi’nin yazdığı ‘Şeytan Ayetleri’ kitabı, Peygamberimize hakaret içeren Danimarka’daki karikatürler, Hollanda’da yayınlanan ‘Fitne’ filmi, ABD’de Rahip Terry Jones’un öncülüğünde Kur’an yakma girişimi, Irak ve Afganistan’daki ABD askerlerinin Kur’an’a yaptıkları çirkin saldırılar. Bunların devamı olarak Amerikalı Kıpti kökenli bir yönetmenin Hz. Muhammed ile alay eden “Innocence of Muslims” adlı filmi ve son olarak ifade özgürlüğü ilkesi adına bu filme destek veren Fransız karikatür dergisi Charlie Hebdo’nun son sayısındaki Hz. Muhammed’i aşağılayan karikatürler...

Son gelen haberde; Müslümanların Masumiyeti adlı film ve Fransa’da karikatür krizinin ardından Almanya’nın belli başlı hiciv dergilerinden Titanic, İslam ve Müslümanlara hakaret eden bir baskıya hazırlanıyor.

Bazı gerçekleri gizlemeye çalışmak doğru değil.

Şu gerçeği artık hem onlar, yani Batı dünyası, hem de biz, yani İslam alemi çok iyi biliyoruz ki; İslam karşıtlığı yani; o tarihi kin ve düşmanlığın ürünü olan İslamofobi Batı dünyasının değişmeyen algısıdır. Bugünlerde yaşananlar işte o yanlış algıların ürünüdür.

İSLÂM VE MÜSLÜMANLARA SALDIRAN KAZANIYOR

Diğer bir gerçek şu; İslam karşıtlığı Batı dünyasında aynı zamanda bir kazanımdır. Zor durumdaki siyasi partiler, taraftar bulamayan sivil toplum kuruluşları, tirajını yükseltemeyen dergi ve gazetelerin en büyük sermayesi “İslam karşıtlığı” politikalar yani “İslamofobi”dir.

Çünkü;

İslam karşıtı film yapanların popülaritesi artıyor. İslam karşıtlığı politikaları seslendiren siyasilerin oyları artıyor, İslam karşıtlığı kampanyaları destekleyen ve hakaret içeren karikatürleri yayınlayan gazete ve dergilerin tirajları artıyor. Kitaplar ise yok satıyor....

Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Hint asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdi’nin kitabı milyonlar sattı. Hollanda merkezli Fitne filmi izlenme rekoru kırmıştı. Danimarka’da Hz. Muammed’e hakaret karikatürlerini yayınlayan Jyllands-Posten gazetesinde olduğu gibi Fransız karikatür dergisi Charlie Hebdo da ilave baskıya hazırlanıyor. Çünkü; kiosklara koşan Fransızlar, mizah dergisinin tüm sayılarını tüketti ve sabah saatlerinden itibaren dergi yok sattı.

Olaya bir değişik açıdan bakalım;

Eğer;

1989’da Humeyni, hakkında ölüm fetvası vermemiş olsaydı Hint asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabı bu kadar satar mıydı?.

Birkaç kendini bilmezin alçakça çizdiği karikatürlere gösterilen aşırı tepki sonucu karikatürleri yayınlayan gazete ve dergilerin tirajları bu kadar yükselir miydi?

Bu gazete ve dergiler ile karikatüristleri kim bilir, kim tanırdı? Ancak bu karşı tepkilerin sonucu ortaya çıkan merak dalgası, bunların tanınmalarına sebep olduğu gibi, onları bir anda dünya gündemini meşgul eden meşhurlar listesine de soktu.

Almanya’da okuru yok denecek kadar az olan ve kapanma hazırlığında olan hiciv Titanic dergisi, İslam düşmanlığı karikatürleri yayınladığı için Fransız dergisine gösterilen aşırı ilginin kendi dergilerine de gösterileceği hayali içinde İslam ve Müslümanlara hakaret eden karikatürler yayınlamaya karar verdi. Hedefi kamuoyunda tanınmak ve kapanmaktan kurtulmak.

Hollanda’da yapılan Fitne filmine giden yoktu. Aylarca sinemalar sinek avlıyordu ve gösterim için talep yoktu. İlgisizlikten dolayı yayından kaldırılmak üzere iken cinayetle sonuçlanan ve protestolarla gündeme tekrar gelen film bu sefer izlenme rekorları kırdı.

Demek ki; aşırı tepki merak dalgası oluşturduğu gibi İslam karşıtı yapımların ilgi görmesine sebep olmaktadır. Bazı çevreler ideolojik olarak başlattıkları İslam karşıtı karalama politikalarıyla ceplerini doldurmaktadırlar.

KARİKATÜR SERBEST, GÖSTERİ YASAK

Amerikalı Kıpti kökenli bir yönetmenin Hz. Muhammed ile alay eden “Innocence of Muslims” adlı filminin ardından yaşanan kriz Fransa’ya sıçradı. Fransa İçişleri Bakanı Manuel Vals, tüm valiliklere bir genelge göndererek ülkede gösterilerin yasaklanmasını istedi. Aynı Bakan, “Fransa’da ifade özgürlüğü ve karikatür çizme özgürlüğü vardır. Karikatürlerin yasaklanması ise söz konusu bile olamaz” açıklamalarıyla haklı tepkileri hazmedemediği gibi iğrenç ve küstah kampanyayı sahiplenmiş oldu.

İşin en ilginç olan tarafı şu; olayların müsebbipleri “ifade özgürlüğü” çerçevesinde korunmakta olmasıdır. Bu durum karşı tepkinin kine dönüşerek depreşmesine sebep olmaktadır. Bu korkutucu bir tutum olmakla birlikte dünya barışı açısında da gerçekten son derece tehlikelidir.

Hâlâ ABD’de Filmin yapımcı ve oyuncuları mahkeme önüne çıkarılıp filmin gösterimi resmen yasaklanmadı. Ayrıca Fransa’da karikatür yayınlayan dergi ve karikatürist sorgulanmadı.

Burada neden sorusu irdelendiğinde şu gerçek karşımıza çıkmaktadır;

Çünkü;

Bu çirkeflikleri gerçekleştirenler piyon ve maşa olarak kullanılıyor. Ancak ne yazıktır ki bu piyon ve maşalar, icraat emirlerini kendilerini yargılama ve yasaklama konumundaki güç ve yetkili iradeden almaktadırlar.

Şu gerçeğin altı çizilmeli;

Batı “İslam Karşıtlığı”nı ideolojik bir yaklaşım içinde kışkırtmaktan vazgeçmedikçe ne bu kampanyalar biter ne de bu tepkiler....

Netice olarak ifade etmek zorundayım ki; yaşanan olaylar ve sebepleri ile sonuçları bakımından birbirinden kopuk değil, birbirinin devamı ve bir bütünün parçalarıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Koçak Arşivi