26 Eylül 2017 Salı5 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:23Güneş 06:48Öğle 13:03İkindi 16:22Akşam 19:04Yatsı 20:23
    • 22°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 102.270 -1.78
  • Altın: 149,533 2.44
  • Dolar: 3,5485 1.65
  • Euro: 4,2033 0.79

Alevilik hangi İslam’ın yolu?

Faruk Köse

Birilerini yanımıza çekmek, “yanımızda olan”ı bozup “yanımıza çekmek istediğimiz”in hoşlanacağı hale getirmekle mi, yoksa “yanımıza çekmek istediğimiz”e, “yanımızda olanın doğrusu”nu anlatmakla mı olmalı?

Mesela; bir hıristiyanı, yahudiyi, budisti vs. “İslam’a davet” ederken, İslam’ı onun “hoşlanacağı hal”e mi dönüştürüp anlatmalıyız, yoksa onu “İslam’ın hakikatleri” ne ise onunla tanıştırıp, o asla mı davet etmeli, “İslam’ın aslı”ndan hoşlanmasını mı sağlamalıyız?

Aynı şekilde, “müslüman”ım deyip hata edenlere, “İslam’a uygun olmayan bir hayat” yaşayanlara “İslam’ın doğrusu”nu anlatmak mıdır aslolan, yoksa onun İslam’dan hoşlanması için aslı eğip bükmek, “hakk”a “batıl” karıştırmak, “dinin aslı”nı bozmak mıdır?

“Davet edilen” ve “kendisine davet olunan” doğru tanımlanmazsa, “davet”in mahiyeti bozulmuş ve gerçekleşmemiş olmaz mı?

Buraya nereden geldim?

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Almanya’da calib-i dikkat bir cümle kurdu:

“Alevilik İslam’ın yoludur.”

Koskoca Diyanet İşleri Başkanı’nın böyle bir cümlenin mana ve mefhumunu, ne anlama geldiğini bilmeyeceğini sanmıyorum elbette. Ama madem ki söyledi, bizim de “bunu neye dayandırdığını sorma hakkımız” teşekkül etmiş oldu.

Müslüman, işlerini dinine göre yapar, sözlerini dinine göre söyler, hayatını dinine göre yaşar. Din, elbette Allah indinde makbul olan “İslam”dır. Kimsenin inancıyla derdim yok; ama konu İslam’a dayanınca, dinin eğilip bükülmesine kayıtsız kalma hakkımız da yok. “Alevilik İslam’ın yoludur” cümlesine bu kapsamda bakınca üreyen yüzlerce sualden birkaçını sormak istiyorum.

“Alevilik İslam’ın yoludur” demek, “İslam’ın yolu Alevilik’tir” demekle aynı şey. Zaten Başkan Görmez, bir kişinin “Alevilik İslam dışı” demesi halinde karşısında kendilerini bulacağını hassaten vurguluyor. Peki, madem ki “İslam’ın yolu Alevilik” ve “Alevilik İslam içi”, o halde Sayın Görmez şu hususları bir vuzuha kavuştursa da “yanlış kanaatlerimiz”i tashih etsek:

Geçenlerde Ankara’da, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Dernekleri Federasyonu öncülüğünde, Türkiye’nin her yanından Alevi dernekleri, CHP, ÖDP, TKP, Halkevleri, Halkın Kurtuluşu Partisi gibi bilumum “İslam karşıtı sol kitle örgütleri”nin ve siyasi partilerin katılımıyla bir miting düzenlendi. Mitingin adına dikkat: “Laik ve Demokratik Türkiye İçin Eşit Yurttaşlık Mitingi.” Sloganlar da cabası: “Zorunlu din dersine hayır”, “Cemevleri Ucube değil, ibadethanedir”, “Pir Sultan pirimiz, Kızılbaşlık yolumuz” vs.

Sayın Başkan;

Görüldüğü gibi Alevilerin yolu “Laiklik” ve “Kızılbaşlık” yoluymuş. Bunu kendileri söylüyorlar, bu adla ve bu sloganla miting düzenleyip polisle çatıştılar. Şimdi, madem ki sizin tabirinizle “Alevilik İslam’ın yoludur”, o halde “Laiklik yolu İslami midir?” Laiklik adına eyleme geçen, yolunun Osmanlı’ya ihanet edenlerin teşkil ettiği “Kızılbaşlık” olduğunu söyleyen Aleviler için yapılacak “İslam yolunda” tanımlaması Kur’an ve Sünnet’e uygun düşer mi? Alevilerin gönlünü hoş tutmak için “Laiklik”e razı olmak İslami bir yol mudur?

Madem Alevilerin yolu İslam yolu, o halde Nusayri Alevilerinden olan Suriye diktatörü Esed de İslam yolunda mı? Bu nasıl bir İslam yolu ki, Ehl-i Sünnet müslümanlara karşı kıyım içinde?

İslam, Kur’an ve Sünnet’e göre biçimlenmiş ilahi din ve hayat biçimi olarak siyasi, sosyal, hukuki, iktisadi ve diğer bütün hususiyeteriyle fert, aile, toplum ve devlet hayatında egemen olacak hükümler vazetmiştir. Peki, Aleviler İslam Şeriatı’nı, Devlet düzeninde Şeriat’ın uygulanmasını, “İslam Devleti” mefhumunu kabul ederler mi? Devletin İslam’a göre yönetilmesine, toplumun İslam’a göre yaşamasına razı mıdırlar?

Aleviler müslümanın şiarı olan ibadetleri eda ederler mi? 5 vakit namazı kılarlar, Ramazan Orucu’nu tutarlar, zekât verirler mi? Camiye gelirler mi? Cemevlerinde yapılan ritüeller İslam’a, Kur’an ve Sünnet’e göre “ibadet” midir? İbadet olduklarına hangi deliller var?

“İslam yolundaki” Aleviler okullarda “din dersleri”ne niçin karşı çıkıyorlar? İslam yolunda olanlar, İslam’ın esaslarının, “İslam’ın kitabı Kur’an”ın, “İslam’ın Peygamberi Hz. Muhammed’in hayatı”nın öğrenilmesine karşı çıkarlar mı? Kur’an’a karşı çıkmakla, hilafına yaşamakla İslam yolunda olunur mu?

Alevilerin inancı “tevhid” mi?

Alevilerin hal ve gidişlerine, söz ve eylemlerine, savundukları davaya, tuttukları yola baktığımızda, Kur’an ve Sünnet’e dayalı İslam ile bağdaştıramıyorum. Ben mi İslam’ı yanlış biliyorum, -ki o zaman doğrusunu lütfen tanımlar mısınız?-, yoksa başka bir İslam daha mı var? Peki, Allah hangi İslam’dan razı olacak? Kur’an ve Sünnet’e dayalı olandan mı, “Alevilerin yolu”nda tanımlanandan mı?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.