Ersoy Dede

Ersoy Dede

Hayata dönüş

Hayata dönüş

Bugün BDP’liler açlık grevine başlayacak deniyor. Açlık grevine destek açlık grevi.. Bir tane aklı başında iş yapmak gelmiyor akıllarına. Demiyorlar ki; “açlık grevi ile sorun hallediliyor olsa, cezaevindekilerin açlık grevi ile halledilirdi”.. Bunu demiyorlar. Yeni açlık grevi dalgaları yaratıyorlar. Buradan Kürt halkına şikayet ediyorum bu insanları. Sizin çocuklarınızın vücutlarına karşılık kendi gül hayatlarının rahatını önceleyen bu zihniyetin tuzağına düşmeyin. Abdullah Öcalan evine dönecek diye sizin çocuklarınız evlerine dönemeyecek. Bugüne kadar sizin bölgenize yatırım yapılmasını engellemiş, sizin çocuklarınızın eğitim almasını önlemiş, sizin öğretmenlerinizi-doktorlarınızı kaçırmış, silahı doğrulttuğunda da sizi öldürmüş olan bu örgüt, aynı kanlı oyuna devam ediyor. Neden ölüyormuş ki çocuklarınız? Siyasi haklarınız için mi? PKK mı verdirecek size haklarınızı? Adına “hak” dediğiniz her ne varsa, PKK’nın silahları susturduğu gün fazlasıyla geldiğini görmediniz mi?. Ne zaman ateş etmeye başlasalar o zaman haklarınızdan olduğunuzun farkında değil misiniz?

ÖLÜN TALİMATI

Bakın açıklıyorum buradan. Kandil, cezaevlerinde açlık grevini topyekün bir talimat olarak verdi. Ama asıl emri, canlı bomba eyleminde sonuca ulaşamayan, intihar saldırısı hazırlığındayken yakalanmış ya da başka nedenlerde örgüt içinde hakkında ölüm emri bulunan 14 kişiye verdi.. 14 mahkum için Kandil, net “cezaevinden cenazeniz çıkacak” emri verdi.. Ey PKK’ya çocuklarını kurban vermiş gariban Kürt anne. Senin yavrunun ömrüne, kuzu kebap sofralarında süre biçiliyor. Buna ne kadar seyirci kalacaksın?

ÖCALAN NE DİYECEK?

Mehmet Öcalan’ın İmralı’ya gidememesinin iki nedeni var. İlki çok basit.. Abdullah Öcalan kardeşini yanında istemiyor.. Çünkü Öcalan için ailenin çok fazla bir önemi yok. O sosyalist düşünce gereği, özel mülkiyeti kamu mülkiyetinin gerisinde tutuyor çünkü.. 19 ve 20. yüzyıldaki sosyalist düşüncenin mülkiyetle ilgili fikirlerine ilham kaynağı olan Eflatun’un tanımı çok net: “yöneticiler, kişisel eğilimlerden arınmaları için aile ve mülkiyetten uzak durmalıdır” Bu tez, Abdullah Öcalan için de geçerlidir.. Dolayısıyla Öcalan’ın öyle zannedildiği gibi aile, kardeş, abla-abi gibi beklentisi, özlemi falan yoktur. İkinci mesele ise Mehmet Öcalan’a Abdullah Öcalan’ın yeteri kadar güvenmemesi olabilir. Bakın Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CNNTurk’te ilk bu tecrit tartışmalarını değerlendirirken, Öcalan’ın yakınlarıyla ve avukatlarıyla görüşmek istemediğine dair yazılı beyanı olduğunu söylemişti.. Peki ama neden? Demiş ki Öcalan; “benim meramımı tam ve layıkıyla anlatamayabilirler. Bu anlamda birtakım yanlış anlamalar ortaya çıkabilir”.. Bunun alt okuması da şu, Öcalan kendisine görüş izni çıkan ekibe güvenmiyor. Özellikle geçen yıl yaşanan “Silvan İhaneti”nden bu yana PKK’nın (sanıyorum aralarında kendi kardeşi bile olsa) mesajlarını çarpıttığına inanıyor. Bu yüzden belki de ısrarla “akil adamlar istiyorum” diyor olabilir.

DEVLET NASIL MÜDAHALE EDER?

İlk yapılması gereken, mahkumların ve ailelerinin örgüt baskısı ve tehdidinden kurtarılmasıdır. Bu da hemen bugün yapılmalı. Zira zaman hızla daralıyor ve açlık grevindekilerin aleyhine işliyor. Çünkü örgüt açlık grevinde ihanet edenleri cezasız bırakmayacak. Bundan sonraki ikinci aşama ise Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın ortak yürüteceği hayata dönüş çalışması olacak. Bu seferki hayata dönüş 2000’deki gibi değil. Hakikaten bir tıbbi müdahaleden söz ediyoruz. Bunun için de zamanın daraldığının altını çizmeliyiz. Tıbbi müdahalede yapılacak olan bir zorlamanın ortaya çıkaracağı manzara, başka manzaralardan daha riskli değildir. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi