Ersoy Dede

Ersoy Dede

Kronik meselemiz

Kronik meselemiz

Bugünlerde yeniden tartışılmasına vesile olan ise AİHM’nin aldığı bir karar.. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), “Türkiye, daha fazla geciktirmeden, ailelerin dini ve felsefi inançlarını açıklamak zorunda bırakılmadıkları bir muafiyet sistemi gibi, sorunun giderilmesine dönük imkânları ortaya koymak zorundadır” diyerek bize istikamet çiziyor. Avrupa’da din dersi yokmuş gibi.. Neredeyse bütün Avrupa ülkelerinde din dersi zorunlu.. Yunanistan’da ve İtalya’da okul öncesi başlıyor din dersleri, İngiltere; hem özel okulları, hem de devlet okullarını mecbur tutmuş durumda. Tek tek bütün Avrupa’daki uygulamalara girecek değilim. Ama bir çifte standart olduğunu göstermesi bakımından birkaç örnek vermek istedim. Gelelim bize.. AİHM’in de çok çok iyi bildiği gibi bizde, Müslüman olmayan yurttaşlarımızın bu dersi almadığı gibi bir gerçek var. Yani bu topraklarda birlikte yaşadığımız azınlıklar, istemezlerse din dersi almayabiliyorlar. Muaf olabiliyorlar bu dersten.. Dahasını söyleyeyim size.. Kendi okullarında bu dersi mecburen aldıkları halde, kendi okullarından ayrılıp da devlet okullarına geçtiklerinde bu zorunluluk ortadan kalkıyor. Kendi cemaatlerine “ama ben ateistim” diyemiyorlar, fakat gelin görün ki devlet okullarında pek âlâ muafiyet mazereti bildirebiliyorlar. AİHM’e göre bu sakıncalı bir durummuş. Neden?. Çünkü kimlikleriyle ilgili bilgi vermeye zorlanıyorlarmış. Bugüne kadar eğitim, sosyal, iş, cemiyet hayatının hangi alanında kimliklerinden dolayı istemedikleri bir uygulamaya maruz kalmışlar ki, bugün bu kimliklerini söylemek sakıncalı olmuş, anlamıyorum. Ancak AİHM’in kastettiği temel olarak azınlıklar değil zaten. Onların böyle bir derdi yok. Çünkü biliyorlar ki azınlıklar üzerinden Türkiye’de kavga çıkaramazlar. En çok kaşıdıkları kesim, kendilerini ‘Alevi’ olarak tanımlayan kesim. Çıkacaksa oradan çıkaracaklar kavgayı. 

DİN EĞİTİMİ, DİN ÖĞRETİMİ

Din dersi almak istemeyen kesimin ağırlıklı olarak kendilerini ‘Alevi’ olarak tanımlayan kesim olduğu muhakkak. Onlar da mı acaba muafiyet söz konusu olursa kimliklerini açıklamak zorunda kalmaktan ötürü rahatsız hissedecekler kendilerini.. Fakat benim buradaki asıl ikazım kendini ‘Alevi’ yahut ‘ateist’ olarak tanımlayan ailelere.. Mevcut din dersi, ‘din eğitimi’ni değil, ‘din öğretimi’ni esas alan bir içeriğe sahip. Kim diyor bunu? Ben demiyorum..  İki yıl evvel verdiği bir kararda, Danıştay 8. Dairesi diyor.. Danıştay, bir vatandaşın başvurusu üzerine, ilköğretim 5. sınıfta öğrenim gören çocuğunun “din dersinden muaf tutulması” yönünde karar veren Antalya 3. İdare Mahkemesi’nin kararını, tam da bu gerekçeyle bozuyor… Diyor ki; “Mevcut müfredat din eğitimi değil, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi niteliği taşımaktadır”… Ve ekliyor; “…. Değişen ders kitaplarında, din öğretiminde bir mezhep veya tarikat esas alınmamaktadır.. Kitaplar genel olarak mezhepler üstü yaklaşım esas alınarak hazırlanmaktadır. Kitaplarda yer alan İslam ile ilgili bilgilerde de Kur’an ve Hz. Muhammed merkezli birleştirici bir yol izlenmekte, hiçbir mezhep veya oluşuma atıfta bulunulmamaktadır….” Bu işin sadece din kültürü değil, aynı zamanda “Ahlâk Bilgisi” meselesi olduğu gibi de bir durum var biliyorsunuz. Onu da sonraki yazıya bırakalım. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi