Necmettin Türünay

Necmettin Türünay

TRT’yi ikaz!..

TRT’yi ikaz!..

TRT’nin yaptırdığı Bir Zamanlar Osmanlı/Kıyam dizisi, final bölümünün yayınlanması ile nihayet ekranlara veda etti. TRT yönetiminin öve öve bitiremediği, her bölümün yayını öncesinde verdiği çarşaf çarşaf ilanlarla da destekten geri kalmadığı Kıyam böylece sona eriverdi. Ama dikkat edin, Bir Zamanlar Osmanlı yayından kaldırıldı diye ne bir yaprak kımıldadı, ne de en ufak bir kamuoyu reaksiyonu ile karşılaşılmadı.


Daha önce dizinin içerik olarak yanlışlığına dair iki yazı kaleme aldığımı okuyucularım hatırlayacaklardır. Sanıyorum dizi hakkında yapılmış, en ciddi muhteva analizidir o yazılar. Türkiye’nin gerek kültür ve medeniyet, gerekse politik açılım itibariyle gündemde olan en önemli konulardan biri değil midir Osmanlı? Yani Osmanlı, Türkiye toplumu ve bölge ülkeleri nezdinde yüksek bir değere dönüşmüşken, bir kamu kurumu çıkacak Osmanlı’yı bu tarafı ile değil de, tam aksi yönde iç çatışmalar, ayaklanmalar ve ihtilâllerle meflûç bir keşmekeşlik olarak resmedecek!.. Siz bir de kalkın, ilgili dizinin sağa sola satıldığını, çevre ve bölge ülkeler nezdinde bıraktığı olumsuz intibaları düşünün!.. Yani problem sırf Muhteşem Süleyman’dan ibaret değil!..

İşaret ettiğimiz vehamet gerek biz yazdığımız, gerekse bu tür konulara vakıf çevrelerin uyarmaları ile bir yandan TRT yönetimini, öbür yandan film çekim ekibini kara kara düşündürdü desem yeridir. İşte bu yüzdendir ki dizi gelişmiyor, ilerlemiyor ve hep yerinde sayıyordu. Peki ilerlese ne olacaktı? Olacağı şu ki, halk ayaklanmaları (Patrona Halil İsyanı) ile imparatorluk kokuşacak, Osmanlı’nın karizması yerle bir olacak ve TRT de güya başarılı(!) bir dizi çekmiş olacaktı.

Dolayısıyla böyle bir akıbet, yönetimin ayaklarını titretmeye yetip de arttı diyebilirim. TRT yönetimi bu endişelerini dile getirdikçe de, şirket yetkilileri palyatif tedbirler geliştirmenin yoluna koyuldular. Sonradan sonraya Türkan Şoray ve Özcan Deniz gibi starların(!) diziye transferinin sebebi burda aranmalıdır. Fakat ne yapılırsa yapılsın, başlangıçta yapılan stratejik bir hatanın tamiri asla mümkün değildir. Dolayısıyla bölüm başına harcanan parayı bile burada yazmıyorum. Çünkü düşen taş öyle ağırdı ki, tarifi dahi mümkün değildi.

Buraya kadar yazdıklarım okuyucular tarafından değilse bile, TRT yönetimi açısından malûmun ilâmından başka bir şey olmamalıdır. Fakat bu türden stratejik hataların bir daha tekrar edilmemesi de şarttır. Bu da yürürlükte olan konjonktürel veya stratejik Türkiye politikaları ile paralel yürümeyi icap ettirir. Yani bir film, dizi veya belgesel, sırf kendisinden ibaret bir yapım değildir. Onların eğer, o büyük stratejik yönelimle ilişkisini kuramıyorsanız ya da parça parça yapımlar o büyük portreyi tamamlamıyorsa, ne yaparsanız yapın boştur.

Halbuki bizdeki kamu kültür ve yayın kuruluşlarının kafasında böyle stratejik bir plan bulunmaz. İstihdam edilen bürokrasi sağdan soldan devşirildiği için, onlar da zaten makro bakmayı bilmez, yayını bir bütün olarak göremezler. Onların hâiz olduğu zaaflı hal, yönetici bürokrasiyi ister istemez, her türlü dış tekliflere açık ve muhtaç düşürür. Yani yerden gökten teklif yağar, bunların siyasi sınıflardan araçları olur. Sonuçta da ekranlar dolar, fakat neresinden bakarsanız bakın, yamalı bohça bir yayın olur bu. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Yani ilgili yayın kuruluşunun önceden hedefleri belli olmadığı için, kardeşim ben şöyle ve şu konuda bir senaryo istiyorum. Şu tür belgeseller yayınlayacağım. Müzikte, kültürde şöyle bir yayın yapacağım demez, diyemez!.. Bunun şuurunda olmadığı için de, dışarıdan gelen tekliflere, iyi bağlantı kuran yönetmenlere el-avuç açar durur.

Kuşkusuz bu tür handikapları aşmanın bir yolu yok değildir. Tecrübeli senaryo yazarları, tecrübeli yönetmenler ve yayın tecrübesine haiz vasıflı kültür adamları ile çalışmak gibi!.. TRT’de böyle bir ismin varlığına dair hiç duyum alıyor musunuz? Sağa bak, sola bak!.. Acemi gazetecilerden geçilmiyor ortalıkta ya da ömründe yayınla alakası olmamış alelâde bir bürokrasi!..

Öyleyse biz sözümüzü tamamlayalım:

TRT, tarih veya değil yapacağı bir yayını, bundan böyle sırf iç kamuoyunun ihtiyaçlarına göre değil, Osmanlı interlandının bütününü nazarı itibara alarak yapmalıdır. Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu gibi!.. Ortak zevkler, ortak yapımlar ve karşılıklı oyuncu transferleri asla ihmal edilmemelidir. Senaryoların da, ülkelerin birbiriyle iç içe geçmişliğini yansıtması gerekir. Seksenler gibi içi boş saçmalıklara, asla para harcanmamalıdır.

Belgesel üniteleri son derece süratli çalışmalı, Türkiye’nin kültürel ve ekonomik açılımları ile paralellik arz etmelidir. Hatta TRT aylar öncesinden bunun hazırlığını yapmalı, konjonktürel yayın tekaddüm etmelidir.

Nitekim iki gün sonra Türkiye, Makedonya’da büyük bir eylem gerçekleştirecek. Bu tür faaliyetlere dönük hem haber, hem haber program gerekir. Fakat bu takvimi önceden bilerek, ilgili günlere denk düşecek şekilde, daha farklı belgesellerin de hazırlanması icabeder. Hele müzik programları!.. Dolayısıyla farklı farklı ünitelerin hazırladığı yayınlar, belli tarihlerde, hep aynı noktayı vurmalıdır. Yani gündem böyle oluşur ya da kendimizi böyle bir yayın yaparak gündem haline getirebiliriz.

Beyler!.. Yayıncılık demek, bir savaşı veya orduyu yönetmek gibidir: Vaktin farzı gibi bir şey yani!.. Aksi halde yayını, ölü yayın haline siz dönüştürmüş olursunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Necmettin Türünay Arşivi