Kıvanç Tığlı

Kıvanç Tığlı

Depresyon tedavisinde EMDR başarısı

Depresyon tedavisinde EMDR başarısı

Numan bey işinde başarılı olan orta düzeyde yöneticiydi, okul hayatı boyunca çok başarılı ve uyumlu bir çocuk olmuştu ve ailesine fazla sorun çıkarmamıştı.

Terapiye başvurduğunda altı yıllık evliydi ve bir kız çocuğu babasıydı. Dostlarıyla ve çocuğuyla ilişkisinde pek sorun yaşamıyordu, ancak evliliğinde sorunları vardı ve sürekli baş ve bel ağrıları çekiyordu. Son bir senedir kendini mutsuz ve amaçsız hissediyor, ağrılarından dolayı kaliteli uyku uyuyamıyor, işinde dikkat sorunları yaşıyordu. Son zamanlarda unutkanlık da başlamıştı. Eşi ile tartışmadıkları gün neredeyse olmuyordu. Eşi, kendinden soğuduğunu davranışlarıyla belli ediyordu. Numan bey kimseye güvenemediği için bu sıkıntılarını kimseyle paylaşmıyordu, ayrıca çocuğunun ve kendi anne babasının sorunlarını farketmemeleri için büyük çaba harcıyordu. Hatta terapiye geldiğini eşi de dahil kimse bilmiyordu. Terapiye geldiği için de kendini güçsüz hissediyordu. Kendi sorunlarını çözebilecek kapasitesi vardı, ama bu da işe yaramıyordu.
Terapide kendisi ile ilgili hatırladığı anılarından en önemlisi şuydu; Babası, danışanım 13 yaşındayken ablasını dövmüş, kendisi de bu olayı masanın altına saklanarak sessizce izlemek zorunda kalmıştı. Ablası, babasına söz verdiği halde eve geç gelmişti, bu yüzden babası öfkesine hakim olamayıp kızını dövmüştü. Ablanın sağ gözü morarmıştı. Numan bey de kendini bu olayla ilgili suçlu hissetmişti, ablasını koruyamamıştı,elinden bir şey gelmemişti. Bu tür olaylar çocukluğunda sık tekrarlanmıştı. Numan bey seansta bu olayı omuzları düşmüş ve bacağı titreyerek, gözleri dolmuş bir şekilde anlatmıştı. Kendini çok çaresiz ve mutsuz hissetmişti.
Numan bey ile yapılan seanslarda kendisinin bugünkü içe aldığı en önemli mesaj şöyle idi; “kendi ayakları üzerinde dur ve sorun oluşturma” Danışanım, babası ve ablası arasındaki olayları ve annesinin çaresizliğini seyrederken,kimsenin onunla ilgilenemiyeceğini, bu yüzden sorun çıkarmaması gerektiğine karar vermiş ve böylece ihtiyacı olan sevgiyi ilgiyi sorun çıkarmayarak, onların arasını düzeltmeye çalışarak karşılamaya çalışmıştı.

Numan bey ile öncelikle travma çalışması yapabilmek için geçmişinde onu rahatsız eden ve şimdiye yansıyan, olumsuz etki yapan travmatik anılarını kaydettik. Her bir anının rahatsızlık derecesini aldık ve öncelikle neyle çalışacağımıza karar verdik. EMDR konusunda bilgilendirme yapıldı ve rahatlama egzersizleri çalışıldı. Numan bey de iki seans sonrasında belirgin düzelmeler görüldü,hatta ağrıları da hafifleyip uyukusunda düzelme oldu. Antidepresan kullanmayı da hafif doza düşürdük. (psikiyatristimiz desteği ile)Şu sıralar psikoterapi seanslarımız üç haftada bire düştü.

Değerli okuyucular, çevresel stresler, geçmişte yaşanan ancak bugünü olumsuz etkileyen travmatik anılar depresyonun oluşmasına yol açarlar. Örneğin, eş kaybı sıklıkla bir depresyon atağının başlamasında önemli bir olaydır. 11 yaşından küçük çocuklarda, bir ebeveynini kaybedenlerde erişkin yaşamında depresyon geçirme riski daha fazladır. Her birimiz olaylara daha önceki deneyimlerimize göre, kendi tarzımızla tepki versek bile depresyon öncesinde oluşan bazı olaylarda bir ortaklık görülmektedir. Örneğin, ölüm ya da ayrılık nedeniyle sevdiğimiz birinin kaybı, bir iş kaybı, arkadaşlık, statü kaybı, saygınlık ve destek kaybı gibi kayıplar bu grup içindedir.

Depresyondayken oldukça yanlı olan yorumlarımız, genellikle olumsuzdurlar. Yıllardır bana gelen vakalarda fark ettiğim şey, depresif insanların, kendileri ve çevreleri hakkında düşünürken, aynı türden hataları yapma eğiliminde olduklarıdır.
Depresyona yatkınlık oluşturan kişilik özelliklerini şöyle sıralayabiliriz;
*Aşırı sorumluluk duygusu: Depresyon, aşırı sorumluluk duygusu taşıyan, aile ve arkadaş çevresinde herkesin yardımına koşmaya çalışan, her yükün altına giren kişiler depresyona daha yatkındır.

*Titizlik, mükemmelliyetçilik: Kılı kırk yaran, ince eleyip sık dokuyan, el attıkları işi kusursuz yapmaya çalışan insanlar daha sık depresyona girerler. Çünkü bu insanların kafası devamlı meşguldür. Sorumluluklarını daha iyi nasıl yerine getirebileceklerini hep düşünürler. Halbuki hayatta mükemmel diye bir şey yoktur. “Daha iyi, iyinin düşmanıdır” derler. Aşırı titiz ve mükemmelliyetçi insanlar kendilerine yüksek hedefler koyar, bunlara ulaşamayınca da hayal kırıklığına uğrarlar. Çok ayrıntıcı ve ince düşünceliler, aynı tutumu çevreden beklerler.

*Kendinden ve başkalarından çok şey beklemek: Bazı kişiler, bilhassa bazı bayanlar çevrelerinden aşırı sevgi beklerler. Kimi bayanların sevgi beklentileri o kadar yüksektir ki, hiçbir erkek bunu karşılayabilecek kapasiteye sahip değildir. Kimi kişiler de herkesin kendilerine duyarlı, ince davranmasını ister. Halbuki hayatta haksızlığa uğramak kaçınılmazdır. Kişinin kendinden her zaman yüksek başarı beklemesi de depresyon sebeplerinden biridir.

*Kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye çalışmak: “İyilik yaparsanız depresyona girersiniz” demiyoruz. Hayır diyememek önemli bir depresyon nedenidir. Bazı kişiler “hayır” diyemediklerinden, yapmaktan hoşlanmadıkları bir sürü işi yapmak zorunda kalırlar.

*Bağımlılık, onaylanma ihtiyacı: Hepimiz sevmek ve sevilmek isteriz. Ama bazı kişiler anneleri, arkadaşları olmadan hiçbir şey yapamazlar. Evde yalnız başına çay demleyip, kitap okuyamayan, bir yakınını yanında taşımadan ayakkabı giysi beğenemeyen insanlar az değildir. Bazı kişiler de her zaman birinin fiziksel varlığına ihtiyaç duymazlar. Ama yaptıkları her işin, başka kişilerce onaylanmasını, takdir edilmesini beklerler. Bağımlı kişiler için boşanma, annenin ölümü gibi olaylar onlar için faciadır.

*Kendine güvensizlik: Kendine güvensiz kişiler daima başarısızlıklarını görürler, geçmişte başardıkları şeyleri unuturlar. Bu kişiler genelde red edilme korkusuyla karşı cinsten uzak dururlar. Evli bile olsalar, terk edilme korkusunu içlerinden kolaylıkla atamazlar, gereksiz kıskançlıklara kapılırlar.

*Şüphecilik, insanlara güvensizlik: Eşi tarafından aldatılma ihtimalini kafasından çıkaramayan bir adam nasıl mutlu bir yuva kurabilir? Şüpheci insanlar daha çok depresyona girerler.

* Ya hep ya da hiç biçiminde düşünme: Bu tarz düşünen kişilerin tipik zihin yapısı şu şekildedir; “Bir işi ya mükemmel tamamla veya o işe hiç başlama.” Kimi kişiler, yaptıkları ibadetin mükemmel olmasını o kadar çok isterler ki, sonunda ibadetten kopma noktasına gelirler.

*Kişiselleştirme: Bir çalışan, iş yerindeki gerginliklerden kaynaklanan sert uslubu, “Beni burada istemiyorlar , işi bırakmam için rahatsız ediyorlar” diye düşünebilir. Kişi,hiç alakasının olmadığı olayları, tamamen şahsıyla ilgiliymiş gibi değerlendirir ve bu olayların olumsuz sonuçlarından kendini sorumlu tutar.

*Seçici odaklanma: Kişi, yaşadığı olayların yalnızca olumsuz sonuçlarına odaklanır. Titiz bir erkek, hanımının iyi huylu sevgi dolu olduğunu görmez, ütüsü bozuk pantolonlardan yakınır. Bardağın hep boş tarafını gören biri mutlu olamaz.
Değerli okuyucular depresyon tedavisinde özellikle ilaç tedavisi yanı sıra psikoterapi, EMDR tedavisi görmek çok işe yarar. Psikoterapilerde; konuşma ile, depresyona yatkınlık yaratan yanlış düşünceler ve kişilik özellikleri tespit edilip düzeltilmeye çalışılır. Bazı kişiler “Konuşmakla hastalık mı düzelir?.” diyerek psikoterapiyi önemsiz bir yöntem gibi görürler. Halbuki hafif ve orta şiddetde depresyonda psikoterapi de en az ilaçlar kadar etkilidir.
Travmasız mutlu huzurlu günler geçirmeniz duasıyla Allah’a emanet olunuz.

PSİKOTERAPİST KIVANÇ TIĞLI
DNŞ TEL: 0212 5037995-0 506 4017991

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kıvanç Tığlı Arşivi