24 Eylül 2017 Pazar3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:46Öğle 13:03İkindi 16:25Akşam 19:07Yatsı 20:27
    • 18°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,971 0.37
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

M. Kemal’in vasiyetiyle Hilafet kurmak

Faruk Köse

 

“Hilâfet geçmişin bir rüyası olup, zamanımızda varlık nedeni yoktu...” Hilafet’i kaldırdıktan sonra, 25.11.1924’te M. Kemal, Matin Gazetesi Yazarı Madam Titaniya’ya böyle diyordu.
 
Şimdi bunu niye hatırlattığımı soracaksınız. Biliyorsunuz basında, M. Kemal’in “Türkiye’nin geleceğine yönelik siyasi öngörülerini ve tavsiyelerini içeren vasiyet”ine dair haberler yer aldı. İçeriğinde Türkiye için “Hilafet projesi” bulunduğu iddia edilen Vasiyet üzerindeki “gizlilik kararı” 2013’ün Kasım’ında kalkıyormuş.
Ancak M. Kemal’in “Hilafet”i kaldırdığı, ülkeyi İslam yasalarından tamamen uzaklaştırdığı da bir gerçek. O halde eğer vasiyette gerçekten “Hilafet” varsa bunu nasıl okuyacağız?
 
Buna dair nihai düşüncemi belirtmeden önce, M. Kemal’in Hilafet ile ilgili dediklerine bir bakalım. Her ne kadar vasiyetinde “Hilafet Projesi” olduğu söylense de, şu sözler bizzat, zorla ve tehditle hocalara dahi kararı imzalatarak Hilafet’i kaldıran M. Kemal’e ait:
 
“Halifelik makamının bizce en nihayet tarihi bir hatıra olmaktan öte bir önemi yoktur.”
“Bu devletin Halife ile alaka ve münasebeti yoktur.”
“Tarihimizin en mesut devresi, hükümdarlarımızın Halife olmadıkları zamandır.”
“Türkler.... ilim, sanat ve bilhassa askerlik ve başkumandanlık mevkilerini elde etmişlerdir ve sonuçta Arap imparatorluğu ünvanını taşıyan bütün memleketlerde birinci derecede güç ve hâkimiyet sahibi olmuşlardır. En nihayet Muhammed’in Halifesi ünvanını taşımak maskaralığında bulunanları emir ve iradelerine boyun eğdirmişlerdir.”
Hilafet kaldırılmadan önce, “toplumsal desteğe ihtiyacı varken” tam tersi cümleler kuran M. Kemal’in, “bütün gücü eline aldıktan sonra” Hilafet’i kaldırdığını, “nihai görüş”lerini bu tür cümlelerle ifade ettiğini görüyoruz.
 
Ahmet Gürtaş’ın “Atatürk ve Din Eğitimi” adlı kitabında iddia edildiğine göre M. Kemal, ölümünden 15 gün önce, icraatlarının tam aksini ifade eden şu mesajı vermiş:
“Bütün dünyanın müslümanları, Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar, Hz. Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli; zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.”
 
Doğruluğu tesbit edilemeyen bu sözleri Nedim Senbai şöyle yorumluyor:
“Atatürk’ün bu.... son mesajı, müslümanlar için yeni bir hayatın müjdecisi olabilir. Müslümanlar, Atatürk’ünsözüne uyarak, hem dünyada, hem ahirette yüksek mertebeye erebilirler.”
 
Oyun şu: İslam’ı hayattan söküp atan M. Kemal’e isnad edilen doğruluğu belirsiz sözlerle müslümanları, en nihayetinde M. Kemal’in takipçisi haline getirmek!... Müslümanları, Hz. Muhammed’i takip etmeleri için de, İslam’a sarılmaları için de, ebedi kurtuluşa erebilmeleri için de, İslam’ı hayattan uzaklaştıran, Hilafet’i kaldırarak “Ümmet birliği”ni parçalayan “M. Kemal’in yol göstericiliği”ne bağlamak!... M. Kemal’in baskılara rağmen benimsenmemesi üzerine, müslümanların böyle bir yemle oltaya getirilip, M. Kemal’in “ne kadar da dindar” olduğunu sanmalarını sağlamak!...
 
Oysa M. Kemal, önce Hilafet ile saltanatı ayırıp saltanatı kaldırdı; böylece Halife’nin gücünü kırdı. Sonra, 3 Mart 1924’te Meclis’ten zorla çıkarttığı “Hilafet’in ilgası”na dair yasayla Hilafet’i kaldırdı. Çünkü Halife varken, İslam’a taban tabana zıt olan, İslam’ı hayattan uzaklaştıran “Laik devrimler”i yapamayacağını biliyordu.
Şimdi tekrar vasiyete dönelim. Vasiyetteki “Hilafet Projesi”ne ilişkin öne çıkarılan en önemli iddia, eğer Hilafet Mustafa Kemal’in öngördüğü şekilde kurulursa, Türkiye’nin BM’de 6. daimi üye olabileceğine dair.
 
Demek ki asıl amaç Hilafet müessesesini ihya değil. Asıl amaç İslam’ın hayata hakim kılınması değil. Asıl amaç Ümmet-i Muhammed’in siyasi-idari birliğini sağlamak değil.
Asıl amaç, tıpkı müslüman halkı “Laik-Kemalist rejim”e taban yapması amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması gibi, “uyanan İslam toplumları”nı taban kuvveti yaparak, “BM’de daimi üye statüsü”nü kazanmak.
 
Böylece, “İslam dışı bir rejim”i, gücünü artırarak dünya sistemine entegre edip varlığını sürdürmek için, “kurgulanmış ve kontrol altında tutulmuş Hilafet” kurmak. “Dine hayat hakkı tanımayan rejim”i, dini müesseselerin içi boşaltılmış ve mahiyeti değiştirilmiş haliyle ayakta tutmak...
 
Hilafet, M. Kemal’in vasiyetine istinaden kurulacaksa, bir müslüman olarak, böyle bir Hilafet’i istemiyorum. Çünkü bu, İslami Hilafet olmayacaktır. Yeter artık! Müslümanlara, önüne bir parça kemik atarak oyalanacak “sadık it muamelesi” yapılmasına son verilsin!
 
Öyle anlaşılıyor ki, “devrimci M. Kemal” imajı tutmayınca, “Hilafetçi M. Kemal” imajı kurgulanarak, müslümanları yeni bir kulvara yönlendirme projesi devreye alınmış.
Bu oyuna gelmeyelim.
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.