22 Ocak 2017 Pazar24 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:16Öğle 13:23İkindi 15:52Akşam 18:16Yatsı 19:40
    • 13°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • -3°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,530 -1.16
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Tuhaf işler...

Faruk Köse

Tuhaf işler dönüyor. At izi it izine karışmış gibi. Kimin ne olduğunu, neyin nereye doğru gittiğini anlayan beri gelsin. Pek çok “değer”e değer verilmiyor. Birçok “kavram”, aslına bakılmayıp başka anlamlara gelecek şekilde tanımlanıyor. Çoğu önemli iş ve işleyiş, sosyal temayüller, toplumsal kimlik ve kişilik değerleri gözetilerek yapılmıyor.

Mesela;
Asker intihar ediyor, yetkilerini “din”den almayan “yetkililer” ortaya atılıyor; “din”e ait “şehid” kavramını alıp, intihar eden askerin üzerine etiketliyor. İntiharın “dine göre” ne anlama geldiğine, intihar edenin dinde hükmünün ne oduğuna bakan yok.
Asker Ermeni. Dini İslam değil, Hıristiyan. Arkadaşının silahının ateş almasıyla vurulup ölüyor. Yani “din ve Allah adına” bir savaşta değil; kaza kurşunuyla vuruluyor. Üstelik müslüman da değil. Cenazesi Kiliseden kaldırılıyor. Ancak cenaze törenine katılan Bakan Bey, gayrimüslim asker için etiketi hazırlamış: Şehid!...
Niçin şehidmiş? Bakan Bey’in fetvası şöyle: “Kardeşimiz ülkemizin birliği ve bütünlüğüne hizmet verirken görevi başında şehit oldu.”
Şehid demek;
1- İslam’a göre; “İ’lây-ı Kelimetullah uğruna, Allah için ve Allah’ın hükümlerinin hayata hakim kılınması için cihad ederken öldürülen” demek. Burada “iman” ve “İslam” esas.
2- Laik-Kemalist Devlete göre ise, “ülkenin birliği ve bütünlüğü için hizmet verirken ölen” demek. Burada “iman” da, “İslam” da önemsiz; olmasa da olur. Yeter ki Laik Devlete hizmet etsin, Kemalist rejimi ayakta tutsun!
Tuhaf değil mi?
¥
Müslümanların desteğiyle iktidara gelen müslüman kadrolar, teröriste bile tolerans tanırken, bir türlü başörtüsü sorununu kalıcı ve yasal olarak çözmeye yanaşmıyorlar. Kısmi ve göz yumma yoluyla kimi serbestlikler var, ama bunun da akıbeti belirsiz. Memur-Sen dayanamayıp kamuda başörtüsü yasağının kaldırılması için imza kampanyası başlatıyor. Tam 12 milyon 300 bin vatandaş, yasağın kalkması için imza atıyor. Bu, Cumhuriyet tarihinde görülün en kapsamlı ve geniş katılımlı “toplumsal talep.”
Şimdi beklenen ne? Her hususta her şeyi konuşan Hükümet yetkililerinden biri çıksın, böylesine devasa bir toplumsal talep karşısında Hükümetin daha fazla duyarsız kalamayacağını, sorunu çözmek için derhal harekete geçeceklerini açıklasın, değil mi? Hatta açıklamayla da yetinmeyip, derhal harekete geçilmesi lazım gelmez mi?
Rakamı anlamadılarsa daha açık yazalım. Öyle 100-200 değil, bin-2 bin değil, 10-12 bin 100-120 bin değil, 1-2 milyon değil; tam 12 milyon imza!.. Bir de 300 bin’i var. 12 milyon 300 bin kişi, yasağın kalkması için imza vermiş.
Hükümet’in nezdinde, sanırım 12 milyon imzanın bir önemi olmalı, değil mi? Hükümet’in, milletin sesine kulak vermesi, “karşı cenah”a hoş görünme ezikliğini sürdürerek 12 milyon imzaya kulak tıkamaması gerekmez mi?
Ancak heyhat, Hükümet kanadından tıss yok.
Tuhaf değil mi?
¥
Çiçeği burnunda Sağlık Bakanı, seçim bölgesi olan Edirne’de eşi ile birlikte esnafı ziyaret ediyor. Ne güzel, değil mi? Ancak esnaf ziyaretinin durakları arasında meyhaneler de var! “Sağlık” Bakanı, eşiyle birlikte 2 meyhaneye girip o sırada alkollü içki almakla meşgul olan “vatandaşlar”la sohbet ediyor. Yetmiyor, içki içenleri efkârlandırıp daha da içmeleri için klarnet çalan müzisyenin yanına gidiyor ve “bir akşam geleceğiz inşallah” sözünü verip oradan ayrılıyor.
Peki, koskoca Sağlık Bakanı meyhaneden başka ziyaret edecek yer bulamadı mı? Peki, “akşamcılar”a selam çakma anlamına gelecek şekilde, “bir akşam” tekrar gelme sözünü niye veriyor?
“Sağlık” Bakanı meyhane ziyaret edip “bir akşam gelme” sözü verirse, gençliği alkol belasından alıkoymak için uygulanacak hangi politika başarılı olabilir? Bakan, bu durumda alkollü içkiyle mücadelenin ayağına sıkmış olmadı mı?
Tuhaf değil mi?
¥
İstanbul trafiğini bilirsiniz. Özellikle iki yaka arasında geçişler tam bir eziyet. Çözüm için bir yandan tüp geçit yapılıyor, bir yandan da 3. Köprü için çalışmalara başlandı. Bunlar güzel gelişmeler. Ancak Ulaştırma Bakanı çıkıyor, 3. köprüden geçiş ücretinin 3 dolar olacağını açıklıyor! Ülkemizin para birimi TL. Kazançlar da, maaşlar da TL üzerinden. Peki, köprü geçiş ücreti niye Dolar üzerinden oluyor? Madem 3. Köprü 3 dolar; bu durumda 4. Köprü yapılsaydı 4 dolar mı olacaktı? Yoksa başka bir entegrasyon mu plânlanıyor?
Tuhaf değil mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.