23 Eylül 2017 Cumartesi2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 19°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,809 0.26
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Mustafa Kemal’in mal varlığı soruşturulur mu?

Faruk Köse

Çocukken tarlalardan kargaları, büyüyünce yurdumuzdan düşmanları kovalamıştı. İlkokulda böyle öğretmişlerdi. Yani zengin bir aileden gelmiyordu. İş ya da ticaret hayatına atılmadı; gitti subay oldu. Devletin verdiği subay maaşına talim etti.

Birinci Dünya Savaşı ve ardından, “Kurtuluş Savaşı” diye yutturulan yıllar... Sultan Vahdettin’in, Anadolu’da direnişi örgütlemesi için kendi mal varlığından verdiği paralarla Anadolu’ya geçti. Anadolu sefalet içindeydi. Sanayi yoktu, tarım bitmişti. İnsanlar fakr-u zaruret içinde, canını dişine takmış, yaşama mücadelesi veriyordu. Buna rağmen, elinde neyi var, neyi yoksa “direniş”e vermekten çekinmedi Anadolu insanı.

Hilafet merkezi işgal edilmişti. Hintli (Pakistanlı) müslümanlar, Hilafet merkezinin işgalden kurtulması için yüklü miktarda parayla destek verdiler.
Savaş yıllarının tek gelir kalemleri, Padişah’ın, halkın ve dünya müslümanlarının verdiği paralardı. Başkaca da bir kaynak yoktu. Bunlar da herhalde savaşın finansmanı için harcanmış olmalıydı. Her şey yokluk içinde sürdürülüyordu.

Savaş bitti, Cumhuriyet ilan edildi. 15 yıl Cumhurbaşkanlığı makamında kaldı. Bu süre içinde Cumhurbaşkanı maaşı ile geçinmek durumundaydı. Maaşından başka bir geliri olmamalıydı. Eğer olur idiyse bu, hukuk ve sosyal vicdan nezdinde soruşturulurdu. Düşünsenize, Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanı olduktan sonra devasa bir mal varlığına sahip olduğu tesbit edilse... Ya da Tayyip Erdoğan’ın, Başbakan olduktan sonra İsviçre bankalarında büyük meblağlı hesaplarının olduğu görülse... Yer yerinden oynar, öyle bir saldırı ve karalama kampanyası başlatılır ki, bu iki isim makamlarında oturacak mecali bulamazlar, değil mi? Baksanıza, Başbakan’ın oğlunun gemisi dillerden düşürülüyor mu?
Peki, söz konusu kişi M. Kemal olunca niçin herkes susuyor? Niye sosyal vicdan ve hukuk harekete geçmiyor?

Geçmeli mi? Bilemiyorum, ama rakamlara bakıldığında, en azından araştırılması gerektiği intibaı uyanıyor. Kimseyi mezarından kaldırıp yargılayacak halimiz yok. Mezarından cesedi çıkarıp idam ipine asmak İstiklal Mahkemeleri’nin işi idi, bizim değil.
Ancak en azından, hem Cumhurbaşkanlığı yapmış, hem de ticarete atılıp işadamı olarak büyük zenginliğe kavuşmuş bir devlet adamının mal varlığı, hukuk adına soruşturulamaz mı?

Otel, 2 fırın, 7 adet 15000 koyun kapasiteli ağıl ve 13100 koyun, 2 tavuk çiftliği ve 2450 tavuk, 58 eşek, 582 dönüm meyve bahçesi, 700 dönüm fidanlık, 400 dönüm Amerikan asma fidanlığı, 220 dönüm bağ, 375 dönüm sebze bahçesi, 220 dönüm zeytinlik, 1654 ağacın bulunduğu 17 dönüm portakal bahçesi, 15 dönüm kuşkonmaz bahçesi, 100 dönüm park ve bahçe, 2650 dönüm çayır ve yoncalık, 1450 dönüm orman, 148000 dönüm tarım arazisi ve mera, 45 yönetim binası ve ikametgâh, 6 mandıra ile 8 at ve sığır ahırı, 7 ambar, 4 samanlık ve otluk, 6 hangar ve sundurma, 4 lokanta, gazino, eğlence yeri ve lunapark, 2 sera, 1’er adet bira, malt buz, soda, gazoz, deri, tarım aletleri ve demir fabrikası; 2 süt fabrikası, 2 yoğurt imalathanesi, şarap fabrikası, 1 elektrik değirmeni, çeltik fabrikasında yüzde 40 hisse, her biri 15 ton kaşar, 1000 teneke beyaz peynir, 600 teneke tuzlu yağ yapmaya elverişli iki imalathane; 2 özel iskele ve liman, 5 satış mağazası, 16 traktör, 13 harman ve biçerdöver makinesi; ziraat alet ve edevatı, 1 deniz motoru, 5 kamyon ve kamyonet, 2 binek otomobili, 19 binek ve yük arabası... Dahası da var...

Savaşta tarım ve sanayinin yerle bir olduğu, halkın yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı, yemeye ekmek bile bulunamayan bir ülkede, bir Cumhurbaşkanı, acaba bu kadar mal varlığını 15 yılda nasıl elde etmiş olabilir? Soruşturulması gerekmez mi?
Şimdi diyeceksiniz ki, “maaşı çok yüksekmiş, sermaye yapıp işletmiş.”

İyi de, yerle yeksan olmuş, halkın fakirlikten süründüğü bir ülkenin Cumhurbaşkanının aylık maaşının o günün parasıyla 14 bin TL (bugünkü karşılığı yaklaşık 167 cumhuriyet altını) olması uygun mu? Hadi oldu, Cumhurbaşkanı görev başındayken işadamlığı yaparsa, bu etik ve hukuki olur mu?

Bir ülkeyi ve toplumu görüşlerine, devrimlerine, ilkelerine, ideolojisine göre biçimlendirdiğiniz bir şahsın, görev başındayken bu kadar mal varlığını nasıl elde ettiği hakkında bir MECLİS SORUŞTURMASI açılır mı acaba? Kimse yanlış anlamasın.. Bu aynı zamanda, hukuken aklanmanın da yoludur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.